NEFSİNİZLE ARANIZ NASIL?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ya da biraz daha farklı soralım:

İç sesinizle aranız nasıl?

Bizi bir an bile yalnız bırakmayan, hatta bazen kendimizden bile daha çok konuşan bir ses vardır içimizde. Sürekli yorum yapar, yön verir, ister, kızar, ikna eder, kandırır. Kimi zaman doğruyu söyler gibi görünür, kimi zaman da bizi kendimizden uzaklaştırır.

İnsan çoğu zaman dışarıdaki düşmanlardan değil, içindeki seslerden yorulur.

Tasavvuf ehli bu sesi ve onun insan üzerindeki etkilerini "nefis" kavramıyla açıklamıştır. Çünkü insanın en büyük mücadelesi çoğu zaman başkalarıyla değil, kendi nefsiyle verdiği mücadeledir.

Bugün hayatımıza dönüp baktığımızda kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Yaptığımız şeyleri kimin için yapıyoruz?

Çünkü dünyada ne yapıyorsan bil ki; ya Allah içindir ya da nefsin için. Allah için yapmak letafettir; insanı güzelleştirir, olgunlaştırır ve yüceltir. Nefis için yapmak ise çoğu zaman felakettir. Çünkü nefis asla doymak bilmez. Hep daha fazlasını ister.

İşte bu yüzden nefsine zor gelen şeylerin çoğunda hayır vardır.

Tasavvuf geleneğinde insanın nefsiyle olan yolculuğu yedi mertebede anlatılır. Bu mertebeler aslında insanın kendi iç dünyasında çıktığı manevi yükselişin basamaklarıdır.

İlk durak Nefs-i Emmâre'dir.

Kötülüğü emreden nefis...

İnsanı kibre, öfkeye, hasede, yalana ve şehvete sürükleyen yönüdür. Her insanda az ya da çok bulunur. Özellikle insanın zayıf anlarında ortaya çıkar ve kişiyi kendi arzularının peşinden sürüklemek ister.

İkinci mertebe Nefs-i Levvâme'dir.

Bu makamda insan yaptığı yanlışları fark etmeye başlar. Pişman olur, kendini sorgular ve vicdanıyla yüzleşir. Nefsin oyunlarını görür fakat onlardan tamamen kurtulabilmiş değildir.

Üçüncü mertebe Nefs-i Mülhime'dir.

Bu aşamada kalbe ilham gelir. İnsan doğruluk, tevazu, sabır, cömertlik ve şükür gibi güzel hasletlere yönelir. Ancak yolculuk henüz tamamlanmamıştır. Geriye düşme ihtimali hâlâ vardır.

Dördüncü mertebe Nefs-i Mutmainne'dir.

Tatmin olmuş, huzura kavuşmuş nefistir. Kalp sükûnet bulmuştur. İnsan her şeyin Allah'tan geldiğine inanır ve gönlünde güven hissi oluşur. Kötü huylar zayıflarken ihlas, tevekkül ve şükür güçlenir.

Beşinci mertebe Nefs-i Radiyye'dir.

Bu makamda kul, Allah'ın takdirine razı olur. Başına gelen olayları yalnızca sonuçlarıyla değil, içlerinde saklı hikmetlerle değerlendirmeye başlar.

Altıncı mertebe Nefs-i Mardiyye'dir.

Kul Allah'tan razıdır, Allah da kulundan razıdır. İtaat ve teslimiyet artık hayatın merkezine yerleşmiştir. Manevi olgunluk daha da derinleşmiştir.

Son mertebe ise Nefs-i Kâmile'dir.

Kemale ermiş, arınmış ve olgunlaşmış nefistir. Bu makamda insan benlik iddiasını terk eder. Akıl, ruh ve nefis hakikatin nuruyla aydınlanır. Hikmet ve marifet yolculuğunun en yüksek basamaklarından biridir.

Elbette insan ömrü boyunca bu mertebeler arasında gidip gelir. Kimi zaman yükselir, kimi zaman düşer. Kimi zaman nefsine yenilir, kimi zaman da onu terbiye etmeyi başarır.

Önemli olan hiç düşmemek değildir.

Önemli olan, her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir.

Bugün kendimize bir soru daha soralım:

Onun her dediğini sorgusuz sualsiz yapıyor muyuz, yoksa bizimle uğraştığına pişman mı ediyoruz?

Çünkü nefis, insanı bir an bile yalnız bırakmayan bir arkadaştır. Fakat her arkadaş dost değildir.

Her anını seninle geçiren, felaketini önüne seren, seni kendinden, yolundan ve huzurundan uzaklaştıran o iç ses...

Onu tanımadan kendini tanıyamazsın.

Unutma;

Sen nefsine uyma, nefsin sana uysun.

Öyle bir an gelir ki nefis artık seninle baş edemez hâle gelir. Direncine, kararlılığına ve teslim olmayışına boyun eğer.

İşte gerçek mücadele de gerçek zafer de burada başlar.

NEFSİNİZLE ARANIZ NASIL?

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.