HERKESE TAKDİR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir eğitim yılı daha tamamlandı. Okul bahçelerinde ve sınıflarda karne heyecanı yaşandı. Ancak son yıllarda olduğu gibi bu yıl da o bildik, çarpıcı manzara değişmedi: Karne alan azımsanmayacak sayıda öğrencinin elinde takdir belgesi, geri kalanında ise teşekkür belgesi var. Koca koca okullarda, özellikle “paralı okullarda” artık "düz geçeni" mumla arıyorsunuz.

İnsan sormadan edemiyor: Herkesin takdir, herkesin teşekkür aldığı bir sistemde, gerçekten hepimiz dahi mi yetiştiriyoruz, yoksa büyük bir illüzyonun figüranları mıyız?

Halbuki bizim zamanımızda, o siyah önlüklü ya da takım elbiseli 70'li, 80'li yıllarda böyle miydi? En çalışkan bir sınıfta bile takdir alan öğrenci sayısı en fazla 2-3 kişiyi, teşekkür alanlar ise 4-5 kişiyi geçmezdi. Düz geçenler bile parmakla gösterilirdi. O belgeleri cebe koymak öyle kolay değildi; takdir ve teşekkür alanlar tüm okulun toplandığı alanda, o gururlu kürsüde tek tek isimle çağrılarak belgesini alırdı. Puanlama 10 üzerinden yapılırdı ve o dönemin takdir ya da teşekkür alanı gerçekten zeki ve akıllıydı. Analiz yeteneği tamdı. En önemlisi de öğretilen dersin ne için öğretildiğini, hayatın hangi aşamasında ne işe yarayacağını bilirlerdi.

O dönemin eğitiminde bilginin yaşamda bir karşılığı vardı. Hoca lisede integral anlatırken bunu sadece tahtada kuru bir formül olarak bırakmaz; "eğri büğrü soba borusunun alanını integralle hesaplayabileceğimizi, bu borunun içine ne kadar su dolabileceğini bu yolla bulduğumuzu" öğretirdi. İşte bu yüzden, o lisede alınan matematik 70 yaşına gelindiğinde bile unutulmaz, bir öğretmen gibi çevreye öğretilirdi.

Şimdiki çocuklara "çok zeki, çok zeki" diyorlar. Baktığınızda haklı gibi de görünüyorlar, çünkü hepsi takdirle, teşekkürle geçiyor! Ama gerçekte durum böyle mi?

Karşımızda ne yazık ki sorgulamayan, iki kelimeyi bir araya getirip bir uzun cümle kuramayan bir nesil var. Karşısındakinin mantık ve analiz ile tartarak, hesaplayarak konuştuğu dili çözümlemekten aciz; bunun yerine basit ve hakaret içeren kelime ve cümlelerle cevap veren bir gençlik yetişti. Belgeler takdir dolu, ama zihinler muhakemeden yoksun. Çünkü sistem onlara düşünmeyi değil, sadece testlerdeki şıkları işaretlemeyi öğretti.

Bu nitelik kaybı, üniversite kapılarından geçip çalışma hayatımıza kadar sızdı. Zamanında üniversitedeki yüksek matematik ve trigonometri dersini, belediyede çalışan bir memurdan ders alarak geçtiğimi hiç unutmam. İnsanın kalitesi unvanından büyüktü. Şimdiki çağda ise çevremiz yığınla mimar, mühendis, doktor, avukat ile dolu. Peki sonuç nedir? Çoğu; 3-5 tane matematik netiyle üniversiteye girmiş, eğitim hayatı boyunca birilerinin sırtından geçinerek mezun olmuş ve nihayetinde çevresinin torpili ile gelip devlet dairesinde personel olmuş liyakat yoksunu bir kitle...

Bugün okulların cömertçe dağıttığı o süslü kağıtlar, çocukların eksiklerini kapatmaya yetmiyor. O zamanın düz geçenleri, emin olun şimdi piyasadaki çoğu üniversite mezunundan daha bilgili, analitik zekaya sahip ve hayatın zorluklarına daha kolay çözüm bulan insanlardır.

Eğitim sistemimizi kuşa çeviren, niteliği niceliğe kurban eden bu "belge enflasyonu" politikasından vazgeçmediğimiz sürece, kağıt üzerinde şampiyon ama hayatta nakavt olan nesiller yetiştirmeye devam edeceğiz.

 

HERKESE TAKDİR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.