ALDANAN İNSANIN ZAAFLARI

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her gün sayısız bilgiye, habere, reklama ve fikre maruz kalıyoruz. Kimi zaman bir söz, kimi zaman bir görüntü, kimi zaman da bir vaat bizi etkilemeye çalışıyor. Peki, bütün bunların içinde gerçekten kendi irademizle mi karar veriyoruz, yoksa farkına varmadan yönlendiriliyor muyuz?

Gerçek şu ki insan, aldanmaya müsait bir varlıktır. Bunun nedeni yalnızca dışarıdaki manipülatörler değildir. Asıl mesele, onların faydalandığı zaaflarımızın var olmasıdır. Aceleciliğimiz, menfaatimizi öncelememiz ve yeterince düşünmeden hareket etmemiz bizi aldanmaya açık hâle getirir. Bu yüzden başkalarının bizim yerimize düşünmesine izin vermemeliyiz.

İnsanı aldanmaya açık hâle getiren üç temel zaaf vardır: unutkanlık, duygusallık ve tefekkür zaafı.

Unutkanlık

İnsan unutan bir varlıktır. Unutmak, yaratılışımızın bir parçasıdır ve her zaman olumsuz bir özellik değildir. Ancak önemli olanı unutmak, bizi yanılmaya ve kandırılmaya açık hâle getirir.

Bu yüzden hakikatin sürekli hatırlanması gerekir. Tekrar edilmeyen bilgiler zamanla silinir. Uzun yıllar konuşulmayan bir dil unutulabilir. Mesleğine uzun süre ara veren bir öğretmen bilgilerini hatırlamakta zorlanabilir. Bir avukat yıllarca duruşmalara girmezse en iyi bildiği hukuk kurallarını bile yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir.

Hayatımıza dönüp baktığımızda, bir zamanlar çok iyi tanıdığımız insanların isimlerini bile hatırlayamadığımız olur. İşte algı yöneticileri ve manipülatörler de insanın bu unutkanlık özelliğinden faydalanırlar. Çünkü doğruyu unuttuğumuz zaman yanlışa daha açık hâle geliriz. Tıpkı bir sınavda bildiğimiz bir sorunun cevabını, tekrar etmediğimiz için o anda hatırlayamamak gibi...

Algılarımız her zaman açık olmalı, zaaflarımızın kurbanı olmamalıyız. Demek ki doğruyu bilmek tek başına yeterli değildir; onu diri tutmak, sürekli hatırlamak ve hayatımızda yaşatmak gerekir.

Duygusallık

İkinci zaafımız duygularımızdır.

Öfke, sevgi, merhamet, korku ve hüzün... Bunların hepsi insan olmanın doğal parçalarıdır. Sorun duyguların varlığı değil, aklın önüne geçmesidir. Belki de insanın en büyük imtihanlarından biri, duygularıyla yüzleşebilmesidir.

Duygular, bir otomobilin yakıtı gibidir. Hareket etmesi için gerekli enerjiyi sağlar. Fakat direksiyonda akıl ve sağduyu yoksa aynı enerji insanı uçuruma da sürükleyebilir.

Atalarımız bu gerçeği veciz sözlerle ifade etmiştir: "Öfkeyle kalkan zararla oturur.", "Aşkın gözü kördür.", "Merhametten maraz doğar."

Duygular aklın rehberliğinde olduğunda insana güç verir; aklın yerine geçtiğinde ise insanı kolayca yanıltabilir. Manipülatörler de çoğu zaman önce aklı değil, duyguları hedef alırlar. Çünkü duyguların esiri olan insan, gerçeği görmekte zorlanır.

Tefekkür Zaafı

Üçüncü ve belki de en tehlikeli zaaf, yeterince düşünmemektir.

Düşünmeyen, sorgulamayan ve aklını kullanmayan insanlar, duydukları her sözü doğru kabul etmeye daha yatkındır. Hatalı düşünme biçimleri, algılarımızın kolayca yönetilmesine sebep olur.

Kur'an-ı Kerim bu konuda insanı çarpıcı bir ifadeyle uyarır: "Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik bırakır." (Yûnus Suresi, 100).

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik düşünme becerisidir. Ancak tefekkür emek ister. Özellikle kitaptan, okumaktan ve kalemden uzaklaşan toplumlarda düşünmek giderek daha zahmetli bir hâle gelir.

Sıkça duyduğumuz "Değişmeyen tek şey değişimdir." sözü bile üzerinde düşünülmesi gereken bir ifadedir. Evet, hayat sürekli değişmektedir. Ancak değişmeyen hakikatler de vardır. Savaşın araçları değişmiş olabilir; taşların yerini füzeler almıştır. Fakat hırs, kibir, güç tutkusu ve zulüm hâlâ aynı şekilde varlığını sürdürmektedir.

Bugün en büyük problemimiz bilgi eksikliği düşünme eksikliğidir. Bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaydır; fakat bilgiyi sorgulamak, analiz etmek ve hakikati aramak her zamankinden daha zordur.

Bu nedenle kendimize şu soruyu sormalıyız:

"Beni kandıran gerçekten başkaları mı, yoksa beni kandırılmaya açık hâle getiren kendi zaaflarım mı?"

Düşünün, sorgulayın ve akledin. Çünkü huzur da güven de, doğru düşüncenin ve bilinçli tercihlerin meyvesidir. İnsan, düşüncelerini eyleme dönüştürdükçe güçlenir; aklını kullandıkça özgürleşir.

Unutmayın, insan kendine layık gördüğü hayatı yaşar.

 Hayatınızın yönünü başkalarının değil, aklınızın, vicdanınızın ve iradenizin belirlemesine izin verin.

ALDANAN İNSANIN ZAAFLARI

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.