"Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun."
— Mehmet Âkif Ersoy
Yaşadığımız çağın en büyük sorunlarından biri, insanların geleceğe umutla bakmakta zorlanmasıdır. Ekonomik sıkıntılar, savaşlar, doğal afetler ve bireysel problemler birçok insanı karamsarlığa sürüklüyor. Oysa insanı ayakta tutan, şartların kolaylığı değil; zorluklar karşısındaki iradesi, azmi ve umududur. Umut, en zor zamanlarda bile bir çıkış yolu olduğuna inanabilmektir. Yeter ki pes etmeyelim ve bize emanet edilen ömrün hakkını verelim.
İnsan, yaratılışı gereği zorluklarla karşılaşacaktır. Önemli olan, bu zorluklar karşısında yılmak değil; tedbir almak, kendini geliştirmek ve mücadeleden vazgeçmemektir. Elbette hepimiz zaman zaman tökezleriz. Bazen geleceği karanlık görür, bazen de umudumuzu yitirme noktasına geliriz. Ancak insanı güçlü kılan, hiç düşmemesi değil; her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmesidir.
Mehmet Âkif Ersoy, "Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak" şiirinde geleceği karanlık görerek azmi bırakmanın en büyük yanlışlardan biri olduğunu dile getirir. Aslında geleceği karartan çoğu zaman yaşanan olaylar değil, olaylara bakış açımızdır. Umudunu kaybeden insan, gücünü ve mücadele azmini de kaybetmeye başlar.
Şairin, "Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun." sözü, ümitsizliğin insanı nasıl içine çektiğini en güçlü şekilde anlatır. Gerçekten de ümitsizlik bir bataklığa benzer. İçine düştükçe insanı daha da aşağı çeker. Bu yüzden yapılması gereken, karamsarlığa teslim olmak değil; ümide sımsıkı sarılmaktır.
Âkif yalnızca tehlikeyi göstermez; aynı zamanda çözüm yolunu da işaret eder. İnsanı harekete, çalışmaya ve sorumluluk almaya çağırır. Bu çağrı yalnızca kendi döneminin insanına değil, bugün bizlere ve özellikle gençlere de yöneliktir.
Teknolojinin sunduğu imkânlar doğru kullanılmadığında insanı üretmekten uzaklaştırabilir. Saatlerce ekran başında vakit geçirmek, hedefleri sürekli ertelemek ve sorumluluklardan kaçmak geleceği inşa etmez. Gelecek; çalışan, düşünen, üreten ve sorumluluk alan insanların omuzlarında yükselir. Tembelliğin ve ümitsizliğin insana kazandırdığı hiçbir değer yoktur. Huzurun, başarının ve mutluluğun yolu ise gayret etmekten ve umutla yaşamaktan geçer.
Ümitsizlik yalnızca bireyi değil; aileyi, şehri ve milleti de içten içe yıpratır. Umudunu kaybeden toplumlarda değerler zayıflar, samimiyet azalır, güven duygusu sarsılır ve suç oranları artabilir. İnsan, insana yabancılaşır; öfke, tahammülsüzlük ve bencillik yaygınlaşır. Oysa umut, toplumları ayakta tutan en güçlü bağlardan biridir. İnsan, içinde yaşadığı şehrin ve mensubu olduğu milletin asırlardır nice zorlukları umut, sabır ve gayretle aştığını bilirse bugünün kıymetini daha iyi anlar. Geçmişten devraldığımız bu umut mirası, geleceğe güvenle bakmamızın en sağlam dayanağıdır.
James B. Conant'ın şu sözü de aynı gerçeği farklı bir ifadeyle dile getirir:
"Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebilir."
Hayatta ilerlemek isteyen insan; risk almaktan, çalışmaktan ve emek vermekten korkmamalıdır. Hiçbir başarı, yerinde sayanların kapısını çalmaz. Umut ancak gayretle anlam kazanır. Sesimizi duyurabilmek için gerektiğinde sessizliğimizi bozmalı, doğrularımızı cesaretle dile getirmeliyiz.
Bu hayatta birçok tecrübe yaşadım. Her biri bana farklı dersler verdi. Geriye dönüp baktığımda kendime, "Hangi yenilgiyi yaşadım?" diye değil; "Hangi yenilgiden daha güçlü çıktım?" diye soruyorum. Çünkü insanı olgunlaştıran yenilgiler değil, o yenilgilerin ardından yeniden ayağa kalkabilme iradesidir.
Hayat bana öğretti ki her karanlık gecenin bir sabahı, her zorluğun bir kolaylığı vardır. Yeter ki insan umudunu kaybetmesin, azminden vazgeçmesin ve Rabbine güvenerek mücadelesini sürdürsün. Ye's, insanı içine çeken bir bataklıktır; umut ise karanlığı aydınlatan bir ışıktır.
Hayat hiçbir zaman sadece güneşli günlerden ibaret olmadı. Milletler de insanlar gibi nice imtihanlardan geçti. Ancak tarih bize gösteriyor ki ayakta kalanlar; umudunu kaybetmeyen, çalışan, üreten ve inancını koruyanlardır.
Gelin, ye'sin bataklığına saplanmak yerine ümidin aydınlığına yürüyelim. Çalışalım, üretelim, birbirimize güven verelim, değerlerimize sahip çıkalım ve geleceği birlikte inşa edelim. Çünkü umut, yalnızca yarını beklemek değil; yarını emekle kurmaktır. Unutmayalım ki ye's insanı tüketir, umut ise insanı, toplumu ve medeniyetleri ayağa kaldırır. Yarınlar daima umudunu diri tutanların, azimle çalışanların ve Rabbine güvenerek yolundan dönmeyenlerin olacaktır.