BAŞHEKİMLİK Mİ, SİYASİ GÜÇ YARIŞI MI?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şanlıurfa'da yapımı süren yeni Şehir Hastanesi'ne kimin başhekim olarak atanacağı günlerdir konuşuluyor. Ne yazık ki konuşulan; sağlık vizyonu, hastanenin nasıl yönetileceği, vatandaşın daha kaliteli sağlık hizmetine nasıl ulaşacağı değil...

Konuşulan isimler...

"Şu doktor daha güçlü", "Bu doktor filanca siyasetçinin adamı", "Şunun arkası sağlam", "Bunun desteği daha büyük..."

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Başhekimlik makamı tam olarak nedir? Bir hizmet makamı mı, yoksa siyasi nüfuzun dağıtıldığı bir koltuk mu?

Bugün ortada dönen tartışmalar, ne yazık ki tıp camiasına yakışmıyor. Hayatını insan sağlığına adamış, yıllarını laboratuvarlarda, amfilerde, nöbetlerde geçirmiş doktorlarımızın; bilgi ve birikimleriyle değil de hangi siyasetçinin desteğini aldığı üzerinden değerlendirilmesi, en büyük haksızlıktır.

Bir hekimin en büyük referansı; diploması, mesleki başarısı, yöneticilik kabiliyeti ve toplumdaki güvenidir.

Siyasi referansı değil.

Daha acı olan ise bazı isimlerin, kendilerini güçlü gösterebilmek için siyasetçilerin gölgesinde dolaşmayı adeta bir başarı hikâyesi gibi sunmalarıdır.

Oysa herkes bilir ki siyasi destekle gelen makamların gerçek sahibi, o koltuğa oturan kişi değildir. Çünkü o makamın üzerinde her zaman görünmeyen bir gölge vardır.

O gölge de bağımsız karar vermeyi zorlaştırır.

Başhekim dediğiniz kişi; hastanenin patronu değil, hizmetin koordinatörüdür. Hastanın derdini dinleyen, doktorun sorununu çözen, sağlık çalışanını motive eden, kriz anında soğukkanlı davranan, sistemi yöneten kişidir.

Bu göreve gelecek isim, öncelikle ehliyet ve liyakat sahibi olmalıdır.

Bunun yanında toplumla güçlü iletişim kurabilmeli, sağlık yönetiminde yenilikçi düşünmeli, bürokratik engelleri aşabilecek pratik çözümler üretebilmeli ve her kesime eşit mesafede durabilmelidir.

Başhekimlik makamı; siyasi sadakatin değil, yöneticilik başarısının ödülü olmalıdır.

Türkiye'nin en ağır eğitim süreçlerinden birinden geçen doktorlarımızın, kendi emeklerini siyaset koridorlarında referans arayarak gölgelemeleri, aslında yıllarca verdikleri emeğe de haksızlıktır.

Bir hekimin en büyük gücü; arkasındaki siyasetçi değil, arkasında bıraktığı başarılı ameliyatlar, iyileştirdiği hastalar ve toplumda oluşturduğu güven olmalıdır.

Şanlıurfa Şehir Hastanesi, sadece büyük bir bina olmayacak. Bölgenin sağlık üssü olacak.

Böylesine stratejik bir kurumun yönetimi de kulis hesaplarıyla değil; bilgiyle, vizyonla, ehliyetle ve liyakatle şekillenmelidir.

Çünkü insanlar hastaneye siyaset görmek için değil, şifa bulmak için gider.

Makamlar insanı büyütmez. İnsan, makamı büyütür.

BAŞHEKİMLİK Mİ, SİYASİ GÜÇ YARIŞI MI?

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.