Memur-Sen Şanlıurfa Şubesi, 2026 yılının memurlar için ilk maaş gününde Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde bulunan Ahmet Bahçivan İş Merkezinde bir basın açıklaması düzenledi.
Sendika, kamu görevlilerinin ücret ve sosyal haklarındaki adaletsizliğe son verilmesini talep etti. Basın toplantısında katılımcılar adına metni Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) ve Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Coşkun, okudu.
COŞKUN: BUGÜN 2026 YILININ MEMURLAR İÇİN İLK MAAŞ GÜNÜ
Coşkun, 2026 yılının memurlar için ilk maaş günü olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: "Malumunuz, bugün 2026 yılının memurlar için ilk maaş günü. Bugün kamu görevlileri olarak, Memur-Sen ailesi olarak, ‘Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin’ diye Türkiye’nin 81 ilinde meydanlardayız.”
“ÜCRET VE GELİR ADALETSİZLİĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ”
Sözleşmelerde memurlara verdiği zamlarla sadece enflasyona ezilmeye mahkûm edildiklerini belirten Coşkun, kamu işvereni ve hakemin, 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara verdiği zamlarla sadece enflasyona ezilmeye mahkûm edildiklerini, aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesinin de bozulduğunu ifade etti.
COŞKUN: BU ÇARPIKLIK DERHAL VE KALICI OLARAK DÜZELTİLMELİ
Farklı statülerdeki mesai arkadaşlarıyla arasındaki uçurumun kapatılması gerektiğini belirten Coşkun, şunları ifade etti:
“Geçmişte 2023 yılında da benzer bir çarpıklık yaşandı. O dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız bunu görerek gereğini yaptı, en düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı. Şimdi sistem tekrar alt-üst oldu. Emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı. Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, şevkimiz kırıldı. Aynı odada birlikte çalıştığımız mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine, gösterilen tutum ve verilen kararlarla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih ettiler. Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez bir noktaya geldi. Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ diyemez. Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir.” dedi.
“YAP-BOZ SİSTEMİNDEN VAZGEÇİLMELİ”
2 yılda bir sistemi bozan anlayıştan vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, bütüncül bir düzenleme çağrısı yapan Coşkun, “Biz Memur-Sen olarak; kamudaki bu çarpıklığın, parçacı düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle düzeltilebileceğini söylüyoruz. Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan tekil düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirir, hoşnutsuzluğu büyütür. Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasının sabit gelirlilere çıkarılmasını kabul etmiyoruz. Maliye Bakanlığı bu çarpık yöntemden vazgeçmeli, adil paylaşım anlayışıyla hareket etmeli ve emeğin hakkını tastamam vermelidir.” dedi.
“KAMU PERSONEL REFORMU ŞART”
Coşkun, kamu personel sisteminde ve sendika yasasında köklü değişiklikler yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Ülkemizde birçok alanda reform yapıldığı halde, kamu personel sistemimizde günü kurtarmaya yönelik, bütünlüklü bakıştan yoksun düzenlemeler yapılması sistemi daha da içinden çıkılamaz hale getirmektedir. Memur-Sen olarak artık Türkiye Yüzyılına yakışır bir kamu personel reformu istiyoruz. Kariyer basamaklarının düzeltildiği, güvencenin arttığı, ücret skalasının görev, unvan ve sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği bir reform şart. Görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatılması da artık ertelenemez.” dedi.
“MEMURUN SESİNİ DUYUN”
Coşkun, toplu sözleşme ve Hakem Kurulu sistemini eleştirerek şunları söyledi: “4688 sayılı Kanun ve 8. Dönem Toplu Sözleşme artık ömrünü tamamlamıştır. Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu bir toplu sözleşme masası istemiyoruz. Kamu görevlilerinin sesi duyulmalı, beklentisi görülmeli ve gereği yapılmalıdır. 4 milyondan fazla kamu görevlisi ve 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal hakları, bir aylık kısa sürede oldubittiye getirilmemelidir.”
“ALIN TERİMİZİN HAKKINI İSTİYORUZ”
Coşkun, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz. Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memur, işçi ve kamuda çalışan herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz. Yaşasın Hak, Yaşasın Emek, Yaşasın Adalet, Yaşasın Mücadele.”

0 Yorum