ANKARA- Olay, 12 Ocak Pazartesi günü Ankara’da yaşandı. Şanlıurfa nüfusuna kayıtlı olan 36 yaşındaki Fatma Çakmak, 14 yıl önce polis memuru Y. Ç. ile evlenerek Ankara’ya yerleşti.
Çakmak, İddiaya göre eşinin bir dönem dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koruma ekibinde görev yaptığını, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Koruma Şubesi’nde eğitmen olarak çalışmaya devam ettiğini belirtti.
Evlilikleri boyunca 3 çocukları olduğunu anlatan Fatma Çakmak, uzun yıllardır psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını, bu nedenle geçen yıl nisan ayında Aile Mahkemesi’ne boşanma davası açtığını ifade etti. Davanın halen devam ettiğini belirten Çakmak, bu süreçte şiddetin arttığını ve son olayın geçen hafta Ankara’daki evlerinde yaşandığını ileri sürdü.
Yüzünde kesik yaraları ve vücudunun çeşitli bölgelerinde darp ile ezik izleri bulunan Fatma Çakmak, hastanedeki tedavisinin ardından ailesiyle birlikte gizlice Şanlıurfa’ya geldiğini, ancak buna rağmen eşinden tehdit içerikli mesajlar almaya devam ettiğini iddia etti.
GÜZELLİĞİNE GÜVENİYORSUN BU GÜZELLİĞİ SENİN ELİNDEN ALACAĞIM
Çakmak, eşinin kendisine “Güzelliğine güveniyorsun. Bu güzelliği senin elinden alacağım. Yarım kalan işi tamamlayacağım” şeklinde tehditler gönderdiğini öne sürdü.
İddiasına göre, boşanmak istediğini dile getirmesinin ardından eşiyle tartışan Fatma Çakmak, eşinin arkasından sprey sıktığını veya bilincini kaybettirecek bir madde koklattığını iddia ederek bayıltıldı.
Baygın halde hastaneye kaldırılan Çakmak’ın yüzünde kesikler, vücudunda ise darp izleri oluştu. Olay anına ilişkin net bir şey hatırlamadığını belirten Çakmak, eşinin serbest bırakıldığını duyunca hastaneden apar topar ayrılmak zorunda kaldı ve ailesi tarafından hastaneden çıkarılarak memleketi Şanlıurfa’ya getirildi.

“ BAYILDIM SONRASINI HATIRLAMIYORUM”
Üç çocuk annesi Fatma Çakmak, 12 Ocak Pazartesi günü eşi tarafından bayıltılarak dövüldüğünü iddia ederek, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Eşim Y.Ç. evlendiğimiz ilk zamanlardan itibaren sürekli psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladı. Nisan 2025 itibarıyla boşanma kararı aldım; boşanmak istediğimi dile getirdikçe kavgalar bitmedi ve şiddet daha da arttı. 12 Ocak 2026 tarihinde akşam saat 21.00 civarında yaşanan tartışma sırasında bana dönerek ‘Sen güzelliğine güveniyorsun, ben bu güzelliğini senin elinden alacağım’ diyerek bana zarar verdi. Sanırım arkadan bir şey koklattı ya da yüzüme sprey sıktı; bayıldım ve sonrasını hatırlamıyorum. Uyandığımda hastanedeydim. Çok zor zamanlar geçirdim. Ailem de bu süreçte çok zor günler yaşadı ve hâlâ yaşıyor. Çocuklarım annesiz kalabilirdi” dedi.
‘BEN YARIM BIRAKTIĞIM İŞİMİ TAMAMLAYACAĞIM’ DİYEREK MESAJLAR GÖNDERİYOR
Çakmak, eşinin serbest bırakıldığını duyunca hastaneden apar topar ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, ”1 gün boyunca hastanedeydim. Eşim Y.Ç.’nin serbest bırakıldığını duyunca hastaneden apar topar çıktık. O geceye dair sadece belirli aralıklarla gözümü açıp kapattığımı hatırlıyorum. Eşim Y.Ç. tehditlerine hâlâ devam ediyor. Başkalarına “Ben yarım bıraktığım işimi tamamlayacağım” diyerek mesajlar gönderiyor. Can güvenliğim yok, bulunmuyorum. Çocuklarım babasıyla kalıyor. Buradan herkese duyurmak istiyorum.” dedi.
Çakmak, eşinin geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında başbakan koruması olarak çalıştığını, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Koruma Şubesi’nde görev aldığını ve şu anda Cumhurbaşkanlığı Eğitim Şubesi’nde hocalık yaptığını iddia etti”dedi.
CUMHURBAŞKANLIĞI EĞİTİM ŞUBESİNDE HOCALIK YAPIYOR
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a seslenen Çakmak şunları ifade etti:
“Eşim Y.Ç., Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde yanında çalışıyordu; o zaman başbakan korumasıydı. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Koruma Şubesi’nde görev aldı ve şu anda hala Cumhurbaşkanlığı Eğitim Şubesinde hocalık yapıyor, ders veriyor. Bizler utandıkça, sıkıldıkça, böyle şeyler daha fazla yaşanıyor. O yüzden bugün buraya yüzümdeki sargı bezlerini çıkararak geldim. Göğsümüzü gere gere bunları ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Buradan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Sayın Emine Erdoğan’a sesleniyorum. Eşim, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun yıllar yakın korumasını yaptı. Şu anda da koruma ekibinde eğitmenlik ve hocalık yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanım, bu şekilde olan bir insanın bu şekilde korunabileceğine inanmıyorum. Bu sebeple, adil bir şekilde ne gerekiyorsa yapılmasını talep ediyorum.”
Ankara’da yaşanan olay sonrası görüntülerin Şanlıurfa Barosu’na ulaşmasının ardından, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ile irtibata geçildiğini belirten Şanlıurfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, hukuki sürecin Ankara’da ve Şanlıurfa’da irtibat halinde devam edeceğini bildirdi.
Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi ise gerekli takipleri sağlayacağını açıkladı. Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Zeliha Özen, konuya ilişkin sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.

ÖZEN: DARP VE MORLUK İZLERİ HUKUKUN AYAKLAR ALTINA ALINMASININ İZLERİDİR
Özen, bir kadının yüzünde taşıdığı morluk izinin aynı zamanda hukukun ayaklar altına altına alınmasının izleri olduğunu belirterek şunları ifade etti:
“Bir kadının yüzünde taşıdığı darp ve morluk izleri yalnızca erkek şiddetinin değil, aynı zamanda hukukun ayaklar altına alınmasının izleridir. Fatma Çakmak, eşi Y. Ç. tarafından Ankara’da vahşice darp edilmiş, yaşam hakkı ve vücut dokunulmazlığı ihlal edilmiştir. Maruz kaldığı ağır şiddet sonrası ailesi tarafından hastaneden çıkartılmış ve Şanlıurfa’ya getirilmiştir. Burada altını özellikle çiziyoruz: Yer değiştiren mağdur olmuştur, fail değil. Bu denli ağır şiddet iddialarına rağmen failin yalnızca ifadesi alınıp serbest bırakılması, kadınların can güvenliğini hiçe sayan, hukuku işlevsizleştiren ve şiddeti cesaretlendiren bir uygulamadır. Kadına yönelik şiddet dosyalarında ‘ifade alındı, serbest bırakıldı’ cümlesi kabul edilemez.”
“KADINLAR YAŞAMAK İÇİN KAÇMAK ZORUNDA DEĞİLDİR”
Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak dosyanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve kadına yönelik şiddetle mücadelede geri adım atmayacaklarını vurgulayan Özen, şunları kaydetti:
“Şiddet uygulayan kişinin makamı, mevkisi, mesleği, sosyal statüsü veya çevresi hiçbir şekilde koruma kalkanı olamaz. Kadına uygulanan şiddeti meşrulaştıramaz, hafifletemez, görmezden gelinmesini sağlayamaz. Kadına yönelik şiddet münferit bir aile içi mesele değil; ağır bir insan hakları ihlali ve kamu suçudur. Failler hakkında en ağır koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanması, tutuklama dahil etkili adli mekanizmaların işletilmesi, ‘iyi hâl’ ve ‘haksız tahrik’ gibi indirim uygulamalarına son verilmesi zorunludur. Fatma Çakmak yalnız değildir. Failin korunmasına, sürecin sulandırılmasına, şiddetin sıradanlaştırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Kadınlar yaşamak için kaçmak zorunda değildir, hayatta kalmak için susmak zorunda değildir ve hukuk önünde yalnız değildir.”

0 Yorum