Şanlıurfa’da, havaların soğumasıyla birlikte mutfaklarda "tirit" telaşı başladı. Kentin sosyal dokusunda ve mutfak kültüründe derin izler taşıyan tirit, sadece bir yemek değil; şifa kaynağı ve paylaşmanın simgesi olarak sofralardaki yerini koruyor.
12 SAATLİK LEZZET YOLCULUĞU
Tirit yapımı, büyük bir sabır ve ustalık gerektiriyor. Geceden başlayan hazırlık sürecinde kuzu eti ve kemikler, dev kazanlarda tam 12 saat boyunca kısık ateşte pişiriliyor. Kemik suyunun tüm zenginliğinin suya geçmesiyle elde edilen yoğun aroma, sabahın ilk saatlerinde lavaş ekmeği, sarımsaklı yoğurt ve Şanlıurfa mutfağının vazgeçilmezi isot ile buluşuyor.
"DOĞAL ANTİBİYOTİK" NİYETİNE TÜKETİLİYOR
Özellikle soğuk algınlığı ve gribe karşı koruyucu kalkan görevi görmesi nedeniyle vatandaşlar tiritçilere akın ediyor. Bölge halkı tarafından "doğal antibiyotik" olarak adlandırılan yemek, besleyici değeri ve doyuruculuğuyla kış aylarının vazgeçilmez sabah kahvaltısı haline gelmiş durumda.
SADECE BİR YEMEK DEĞİL, BİR KÜLTÜR MİRASI
Eskiden yalnızca düğün sabahları, bayramlar ve özel günlerde büyük siniler etrafında toplanılarak yenilen bu kadim lezzet, günümüzde Şanlıurfa’daki birçok lokantada her gün servis ediliyor.

0 Yorum