ŞANLIURFA- Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırıların yankıları sürerken, olaylara yönelik tepkiler de devam ediyor.
Bu kapsamda Şanlıurfa’nın sendikalar tarafından tepki amaçlı yürüyüş gerçekleştirildi ve ardından basın açıklaması yapıldı.
Haliliye ilçesinde bulunan Profesör Dr. Abdülkadir Karahan Kütüphanesi, önünde toplanan kalabalıkla başladı. “Dersimiz hayatta kalmak” sloganıyla düzenlenen eyleme; Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim Gücü Sen, Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası, Genç Eğitim Sendikası ve Özgür Eğitim-Sen üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Sendika temsilcileri, öğretmenler ve öğrenciler, ellerinde pankartlarla Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca sık sık “Okullarda şiddete hayır” ve “Güvenli eğitim istiyoruz” sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından sendika temsilcileri adına, yaşanan saldırıların eğitim camiasında büyük bir endişe ve korkuya yol açtığı vurgulandı.
Grup adına ortak basın açıklamasını okuyan Genç Eğitim Sendikası İl Temsilcisi Yunus Doğan, Siverek ve Kahramanmaraş'ta gerçekleştirilen silahlı saldırıları kınadıklarını söyledi.

“EĞİTİM KURUMLARINDA ŞİDDETİN ULAŞTIĞI VAHİM BOYUTU GÖZLER ÖNÜNE SERMEKTEDİR”
Yaşanan olayın eğitim kurumlarında şiddetin ulaştığı vahim boyutu gözler önüne serdiğini belirten Doğan, şunları kaydetti:
Salı günü Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde, okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıda on altı kişinin yaralanmasının üzüntüsünü yaşarken, dün de Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu'nda dokuz öğrencimiz ve bir öğretmenimizin hayatını kaybettiği, üçü ağır olmak üzere on üç öğrenci ve öğretmenin yaralandığı saldırı yüreklerimizi bir kez daha dağlamıştır. Yakın zamanda Gebze'de bir lisede okul müdür başyardımcısının bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülmesi ve geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy'de öğretmenimiz Fatmanur Çalık'ın öğrencisi tarafından katledilmesi, eğitim kurumlarında şiddetin ulaştığı vahim boyutu gözler önüne sermektedir.

“SAĞLIKLI BİR EĞİTİMDEN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Doğan, öğretmenin kendini güvende hissetmediği, öğrencinin korku içinde eğitim gördüğü bir ortamda nitelikli ve sağlıklı bir eğitimden söz etmek mümkün olmadığına değinerek,
Ne yazık ki bu olaylar, münferit olarak değerlendirilemeyecek kadar tanıdık ve kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Okulların bulunduğu çevrelerdeki güvenlik zafiyetleri ve eğitim çalışanlarını hedef alan şiddet vakaları uzun zamandır tekrarlanmaktadır. Her olayın ardından yapılan açıklamalar ve alınan geçici önlemler ise kalıcı ve caydırıcı çözümler üretmekten uzak kalmış, sorun giderek kronik bir hâl almıştır. Bir kez daha görülmüştür ki okulların güvenliği; temennilerle, kısa vadeli tedbirlerle ya da yalnızca kâğıt üzerinde kalan düzenlemelerle sağlanamaz. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği, hiçbir idari gecikmeye, ihale sürecine ya da herhangi bir gerekçeye feda edilemez. Unutulmamalıdır ki öğretmenin kendini güvende hissetmediği, öğrencinin korku içinde eğitim gördüğü bir ortamda nitelikli ve sağlıklı bir eğitimden söz etmek mümkün değildir.” dedi.
“TOPLUMUN BÜTÜN KESİMLERİNİ SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ”
Şiddetin, başta kamu kurumları olmak üzere toplumun tüm alanlarında kesin bir şekilde dışlanmalı ve reddedilmesi gerektiğini belirten Doğan, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:
"Bu acıların son bulması için Şiddet dili, başta kamu kurumları olmak üzere toplumun tüm alanlarında kesin bir şekilde dışlanmalı ve reddedilmelidir. Kamu otoritesi ve medya dili şiddetten arındırılmalı, hukuk dışı yaklaşımlar kesinlikle kabul edilmemelidir. Okullarda yeterli ve nitelikli insan kaynağı sağlanmalıdır. Zorunlu eğitim uygulamasının kaldırılması, pedagojik, psikososyal ve sosyoekonomik etkileri dikkate alınarak kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirilmelidir. Dijital platformlar daha etkin ve sıkı bir denetim sürecinden geçirilmelidir. Eğitimde insancıl ve evrensel değerlere daha fazla önem verilmelidir. Okullardaki güvenlik sorunları kalıcı ve etkili çözümlerle giderilmelidir. Kamu ve medya aracılığıyla öğretmenlerin itibarsızlaştırılmasının önüne geçilmelidir. Film ve dizilerde okul ortamı ve öğretmenlik mesleğini olumsuz şekilde yansıtan senaryolar yerine, eğitimin değerini ve öğretmenlerin toplumsal katkılarını ön plana çıkaran yapımların teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve başsağlığı yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz. Eğitim kurumlarının güvenli ve huzurlu ortamlar haline gelmesi için tüm yetkilileri ve toplumun bütün kesimlerini sorumluluk almaya davet ediyoruz.

0 Yorum