kaynak olarak ekleyin
ÖZEL HABER I Osmanlı döneminin önemli meslekleri arasında yer alan saraçlık, gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşulları nedeniyle unutulmaya yüz tuttu. Şanlıurfa’da mesleğin son temsilcilerinden İmam Bakır Nahya, yarım asırdır sürdürdüğü zanaatını yaşatmak için mücadele ediyor.
Balıklıgöl’deki tarihi çarşılar bölgesinde bulunan küçük dükkânında mesleğini sürdüren Nahya, çocuk yaşlarda babasının yanında çırak olarak başladığı saraçlığı yaşatmaya çalışıyor.
Gazeteipekyol.com’a konuşan Nahya, yıllar boyunca atlar için eyer ve koşum takımları, başlık ve çeşitli süs eşyalarının yanı sıra köpek tasması, tabanca kılıfı, kemer, telefon kılıfı ve çakmak kılıfı gibi birçok ürün yaptığını belirtti.
Saraçlığın farklı kesimlere hitap eden bir meslek olduğunu ifade eden Nahya, mesleği babasının yanında çalışarak öğrendiğini ve saraçlığın sabır, emek ve tahammül gerektirdiğini söyledi.
Ulaşımın binek hayvanlarla sağlandığı dönemlerde gözde meslekler arasında bulunan saraçlık, günümüzde eski önemini kaybederken, Şanlıurfa’da bu zanaatı sürdüren ustaların sayısı da azalıyor.
NAHYA: TAMAMEN EL EMEĞİYLE ÜRETİYORUM
Zamanla değişen ihtiyaçlara göre üretimini şekillendirdiğini belirten Nahya Usta, ürün yelpazesi ve hammadde temini hakkında şunları söyledi:
"İşletmemizde deri üzerine hizmet veriyor; tabanca kılıfı, bıçak kılıfı, telefon kılıfı, mermi torbası, el cüzdanı ve kartlık odaklı ürünlerin üretimini tamamen el emeğimle gerçekleştiriyorum. Derilerimi Bolu, İstanbul ve İzmir Kuşadası'ndan bütçem doğrultusunda en hesaplı hangisi geliyorsa o şekilde temin edip getirtiyorum. Bütün deri ile çalışma şansım olmadığı için daha mecburen parça derileri işliyorum; çünkü deri oldukça maliyetli bir üründür."
"SABIR VE YOĞUN EMEK İSTİYOR"
Geleneksel yöntemlerle yapılan üretimin büyük bir sabır gerektirdiğini vurgulayan emekçi usta, süreçle ilgili şu bilgileri verdi:
"Geleneksel yöntemlerle bir koşum takımını genellikle 2 günde tamamlıyorum. Tabii bu süre ürünün çeşidine göre değişiklik gösterebiliyor; madenli döşeme, örgülü ve düz kesim gibi farklı çeşitlerin hepsinin tamamlanma süresi birbirinden farklıdır. İşletmemizdeki en zahmetli ve büyük emek isteyen çalışmalarımızın başında el işi dikimlerimiz gelmektedir. Örneğin başlık, tabanca kılıfı, kartlık ve cüzdan gibi ürünlerin tamamı el emeği ve yoğun bir işçilik gerektirmektedir. Belirli bir hedef müşteri grubumuz bulunmamaktadır; ihtiyacı olan herkes bizim müşterimizdir."
"EL SANATININ PEK DEĞERİ KALMADI, ÇIRAK YETİŞMİYOR"
Seri üretimin yaygınlaşmasıyla el işçiliğinin gölgede kaldığına ve çırak krizine dikkat çeken Nahya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fabrikasyon ve teknolojik ürünlerin yaygınlaşması işimizi olumsuz etkiledi çünkü günümüzde el sanatının pek değeri kalmadı. Artık herkes baskı, pres ve makineli işçiliği rahatlıkla kullanabiliyor; ancak yine de meraklılar gelip el işçiliğimizi talep ediyor. Öte yandan, günümüzde herkes okul okuduğu için artık bir saraç olarak çırak yetiştirmemiz mümkün değil."
"DEVLET DESTEĞİ OLMAZSA BU MESLEK YOK OLACAK"
Mesleğin yaşaması için yetkililere çağrıda bulunan ve yaşadığı ekonomik zorlukları dile getiren usta saraç, destek verilmesi gerektiğini belirtti:
"Mesleğin tamamen unutulmaması için devlet desteğine kesinlikle ihtiyaç var. Ben 55 yıldır işlettiğim işletmeme iki makine bile alıp koyamadım, çünkü makineler gerçekten çok maliyetli. Ölüme yüz tutmuş bu mesleğin Şanlıurfa bölgesinde yaşatılması isteniyorsa devletin destek çıkması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin ben yıllardan beri basit usulle çalışırken Maliye işletmemi gerçek usule geçirdi. Oysa ben tek bir parça deri alabiliyorum, zanaatımı uygulayarak 10 liralık ürünü 20, 30, 50 TL'ye çıkarıyorum; Bunu da sana vereyim, o zaman ben çalışmayayım demekten başka bir şey değil bu. Saraçlık mesleğinin Şanlıurfa bölgesinde yaşatılması isteniyorsa çırak yetiştirilmesi gerekiyor. Sanat okullarında veya bize uygun belirli bir mekân ayarlarlarsa, biz orada ömrümüzün yettiği kadar çırak yetiştiririz."


0 Yorum