Urfa’da taziye yemeklerinden sonra şimdi de ‘hac yemeği’ tartışması

Şanlıurfa’da taziye yemeklerine yönelik tartışmalar devam ederken, kentteki bir diğer gelenek olan ‘hac yemeği’ de gündeme geldi. Gazete İpekyol yazarı Abdullatif Yılmaz, haftalık köşe yazısında bu geleneğin son dönemde ekonomik bir yüke ve toplumsal baskıya dönüştüğünü belirtti.

Urfa’da taziye yemeklerinden sonra şimdi de ‘hac yemeği’ tartışması

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şanlıurfa’da taziye yemekleri ile ilgili tartışmalar henüz sıcaklığını korurken, kentte yeni bir tartışma dalgası daha başladı. Gazete İpekyol köşe yazarı Abdullatif Yılmaz, bu haftaki yazısında Şanlıurfa’da giderek büyüyen ve ekonomik bir külfete dönüşen ‘hac yemeği’ geleneğini masaya yatırdı. Yılmaz, geleneklerin gösteriş yarışına kurban edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

GELENEK, GÖSTERİŞ YARIŞINA MI DÖNÜŞÜYOR?

Yazar Abdullatif Yılmaz, Şanlıurfa'da uzun yıllardır var olan; safranlı, fıstıklı, bademli iç pilav, kuzu tandır ve zerde tatlısından oluşan geleneksel ‘hac yemeği’ ikramının son dönemde amacından saptığına dikkat çekti. Eskiden ev ortamında, yakın çevreye yapılan mütevazı ikramların yerini artık davetiyeli ve yüzlerce kişilik dev organizasyonlara bıraktığını belirten Yılmaz, bu durumun toplumda ciddi bir mahalle baskısı oluşturduğunu vurguladı.

Yılmaz’ın köşesinin ilgili kısmı şu şekilde:

Şanlıurfa'da uzun yıllardır var olan, ancak son zamanlarda giderek daha farklı bir boyut kazanan ‘Hac yemeği’ olarak isimlendirilen bir gelenek vardır. Genellikle safranlı, fıstıklı ve bademli iç pilavın yanında kuzu tandır ve zerde tatlısından oluşan bu ikram, hac ibadetini yerine getirip memleketine dönenlerin kendilerini ziyarete gelen misafirlerine sundukları bir ağırlama şekli olarak bilinir. Esasında bu, Anadolu'nun birçok yerinde görülen misafirperverlik anlayışının bir tezahürüdür. İnsanlar, kutsal topraklardan dönmenin sevincini dostlarıyla ve akrabalarıyla paylaşmak istemiş, bunun için de imkânları ölçüsünde ikramda bulunmuştur. Ne var ki son yıllarda bu güzel niyetli gelenek, farklı bir mecraya doğru sürüklenmeye başlamıştır.

Eskiden evine gelen birkaç misafire gönlünden kopan bir ikramda bulunan hacılar, bugün adeta büyük organizasyonlar yapmak zorunda hissediyor. Davetiyeler bastırılıyor, yüzlerce kişi çağrılıyor, günler öncesinden hazırlıklar yapılıyor. Hatta bazı çevrelerde bu yemekler, hac dönüşünün ayrılmaz bir parçası gibi görülmeye başlanıyor. Daha da dikkat çekici olanı, zaman zaman bu yemeğin etrafında dinî bir anlamın oluşmasıdır. Yemekten yiyenlerin ayrıca sevap kazanacağına dair yaygın kanaatler dillendiriliyor. Oysa hac ibadeti, kişinin Rabbine karşı yerine getirdiği bir kulluk görevidir. Hac dönüşünde yemek vermek ise dinî bir zorunluluk değil, kültürel bir gelenektir. Gelenek ile ibadetin birbirine karıştırılması, çoğu zaman fark edilmeden yeni yükümlülükler üretir. 

İşin bir başka yönü de ekonomik boyutudur. Maddi imkânları yerinde olanlar için böyle bir organizasyon yapmak belki ciddi bir sorun oluşturmayabilir. Ancak yıllarca biriktirdiği parayla, emekli maaşından artırdığıyla veya borçlanarak hac vazifesini yerine getiren insanlar için dönüşte verilen bu yemekler önemli bir külfete dönüşebilmektedir. Buna rağmen birçok kişi, ‘El âlem ne der?’ düşüncesiyle bu masrafın altına girmektedir.”

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

Urfa’da taziye yemeklerinden sonra şimdi de ‘hac yemeği’ tartışması

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.