23 Mart 1960'ta Şanlıurfa'da hayatını kaybeden İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursî (Said-i Kürdi), Halilürrahman Dergâhı Camii avlusunda toprağa verildi.
Ancak defin işleminin üzerinden 111 gün geçtikten sonra mezarı açıldı, naaşı bulunduğu yerden alınarak bilinmeyen bir noktaya götürüldü. Aradan geçen 66 yıla rağmen naaşının nerede olduğu bilinmezken, konu yeniden gündeme geldi.
Şanlıurfa Barosu, 1960 darbesinin ardından yaşanan sürecin hukuki ve insani yönleriyle yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, kayıp naaşın bulunarak ilk defnedildiği yer olan Şanlıurfa'ya getirilmesi talep edildi.
"URFA'NIN KÜRTLÜĞÜN MERKEZİ OLACAĞI ENDİŞESİ" İDDİASI
Baronun açıklamasında, dönemin Bakanlar Kurulu tutanaklarına atıfta bulunularak, darbe yönetiminin Said-i Kürdi'nin Urfa'ya defnedilmesine tepki gösterdiği öne sürüldü. Baro, açıklamasında dönemin yöneticilerinin, Urfa'nın "Kürtlüğün merkezi haline geleceği" yönünde endişe taşıdığına ilişkin ifadelerin resmi tutanaklarda yer aldığını savundu.
"KAYIP NAAŞ HER NEREDE İSE GETİRİLEREK BURADAKİ MEZARINA İADESİNİ TALEP EDİYORUZ"
Şanlıurfa Barosu'nun kamuoyuyla paylaştığı açıklama şu şekilde:
"Bilindiği üzere büyük İslam âlimi ve Kürt milletinin öncü şahsiyetlerinden biri olan Bediüzzaman Said-i Kürdi, 23 Mart 1960 tarihinde Urfa'da vefat etmiş ve ertesi gün Halil-ür Rahman Dergâhı Camii avlusuna defnedilmiştir. Ancak defnedilmesinden 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından 12 Temmuz 1960'ta mezarı parçalanarak naaşı bilinmeyen bir yere kaçırılmıştır.
Bugün, vefatının 66. yıl dönümünde bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz ki; Merhum Said-i Kürdi'nin mezarının darbeciler tarafından açılarak naaşının gasp edilmesi, açık bir insanlık suçu ve mezar dokunulmazlığının da ağır ihlalidir.
Bu nedenle kayıp naaş her nerede ise getirilerek buradaki mezarına iadesini talep ediyoruz.
Urfa Barosu olarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevimiz çerçevesinde, bu talebimizin vicdani, hukuki ve insani bir sorumluluk olduğunu vurgulamaya devam edeceğiz. Konunun takipçisi olmaya, gerek ulusal, gerekse uluslararası platformlarda gerekli adımları atmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.
Merhum Bediüzzaman Said-i Kürdi'yi mezarının parçalanarak naaşının kaçırılışının 66. yıl dönümünde, bir kez daha rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyor, mezarını parçalayarak naaşını kaçıranları ve faşist zihniyetlerini tel'in ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

0 Yorum