ÖZEL HABER l “Medeniyetler Başkenti” Şanlıurfa’nın dillere destan misafirperverliği ve eşsiz lezzetleri, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin 1649 yılında kaleme aldığı Seyahatname’deki notlarında da övgüyle yer buldu.
Tarihi ve kültürel zenginliğiyle "Medeniyetler Başkenti" olarak anılan Şanlıurfa’nın dillere destan misafirperverliği ve eşsiz lezzetlerinin, dünyaca ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin 1649 tarihli notlarında da övgüyle yer alıyor.
Araştırmacı yazar Sabri Kürkçüoğlu tarafından paylaşılan tarihi kayıtlara göre, Evliya Çelebi ünlü "Seyahatname" adlı eserinde Şanlıurfa'yı sadece bir tarih kenti değil, aynı zamanda eşsiz bir doğa ve gastronomi merkezi olarak tanımlıyor.
TARİHTEN GÜNÜMÜZE UZANAN LEZZET VE BEREKET
Evliya Çelebi, 1649 yılının sonlarında gerçekleştirdiği Şanlıurfa ziyaretinin ardından kaleme aldığı notlarında, şehrin tarımsal zenginliğine ve yöresel lezzetlerine geniş yer ayırıyor. Seyahatname'de öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“Bu Urfa şehrinin Harran tarafına Halil Nehri’nin tarafı baştan başa bağ, bahçe ve müşebbek bostanlar olduğundan yazda kışta sebzeleri boldur. İç kalenin ensesindeki Damlacık dağı üzerinde tamamen bağ ve bahçedir. Arz-ı Mukaddes’te bu Urfa narı meşhurdur. Urfa Narı bütün alemde beğenilir. Has ve beyaz lavaşa ekmeği, sacda pişen gül pembe yaprağı gibi yufka beyaz ekmeği, tandır kebabı, dut şarabı ve ipeği gayet meşhurdur.”
"GECE VE GÜNDÜZ MİSAFİRSİZ YEMEK YEMEZLER"
Şehrin fiziki ve kültürel özelliklerinin yanı sıra Urfa halkının karakterine de mercek tutan ünlü seyyah, bölge insanının misafirperverliğini şu çarpıcı sözlerle tarihe not düşüyor:
“… Bu Urfa halkı gayetle garip dostu ve gönül okşayan adamlardır. Gece ve gündüz misafirsiz yemek yemezler.”
Yüzyıllar öncesinden günümüze ışık tutan bu tarihi notlar, Şanlıurfa’nın köklü kültürel mirasının, zengin mutfağının ve insan odaklı yaşam felsefesinin aradan geçen 375 yıla rağmen hiç değişmediğini bir kez daha gözler önüne seriyor.


0 Yorum