Göbeklitepe'de bir ilk: Dağınık insan kemiklerinin gizemi çözüldü!

Göbeklitepe’deki ilk sağlam mezarlar, dağınık kemiklerin bir kafatası kültü değil heyelanlarla açıklanabileceğini ortaya koyuyor.

Göbeklitepe'de bir ilk: Dağınık insan kemiklerinin gizemi çözüldü!

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Haberlerimizi Google'da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

ŞANLIURFA- PLOS ONE dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma Göbeklitepe'de yüzlerce dağınık insan kemiği parçasının neyin işareti olduğuna dait yanıt verdi.

Göbeklitepe’nin devasa, T biçimli kireçtaşı dikilitaşları, dünyanın en eski anıtsal tapınak komplekslerinden biri ve aynı zamanda spekülasyonların odağı.

Kompleksi çevreleyen kalıntıların içinde yüzlerce kemik ve kafatası parçası bulundu. Bu durum ilk kazı ekiplerini, bu ünlü 10.000 yıllık alanın bir zamanlar avcı toplayıcıların “kafatası kültüne” ev sahipliği yaptığını ya da tepedeki yapıların, insanların ölülerini kuşlar tarafından parçalanmaya bıraktığı bir tapınak olabileceğini öne sürmeye yöneltti.

Arkeofili'de yer alan habere göre; şimdi ise Göbeklitepe’den ele geçen ilk sağlam gömütlerin PLOS ONE’da yayımlanan bir analizi başka bir açıklama sunuyor:

Heyelanlar, insan kalıntılarını çökmüş yapılara ait molozlarla karışmış halde alana sürüklemiş olabilir.

Torino Üniversitesi’nden yeni araştırmada yer almayan biyoarkeolog Scott Haddow, “Tüm bu dağınık malzeme büyük olasılıkla tepenin yukarısındaki evlerde gerçekleşen, aslında sıradan gömütlerden geliyor” diyor. “Bu, tamamen makul bir mekanizma gibi görünüyor.”

Yeni bulgular, Göbeklitepe’nin mimarisine dair, insanların alanı nasıl kullandığına ilişkin tabloyu değiştiren bir dizi yeni araştırmaya ekleniyor. Haddow, geçmiş için şöyle diyor: “Buranın, göçebe avcı toplayıcıların yılda bir kez gelip sonra ayrıldığı bir ritüel alanı olduğu anlatısı ortaya çıkmıştı.” Ancak alanın karmaşık tabakalarına ilişkin son analizler, Göbeklitepe’nin aslında merkezi bir ritüel alanın çevresine kurulmuş bir köy olduğunu, bunun da o dönemde bölgedeki yerleşimler için tipik bir örüntü olduğunu gösteriyor.

Yine de Bradford Üniversitesi’nden ve araştırma ekibinde yer almayan arkeolog Karina Croucher, “Göbeklitepe’de daha fazla gömüt kanıtı bulunmaması her zaman kafa karıştırıcı oldu” diyor. Yakındaki diğer alanlar çoğu zaman evlerin tabanları altında ya da duvarlara oyulmuş nişlerde kasıtlı gömütler içerirken, Göbeklitepe böyle buluntulardan yoksun görünüyordu. Croucher, “O döneme ait birçok alanda, ölüleri yaşayanlara yakın tutma arzusu vardı” diyor.

ÜÇ KİŞİYE AİT KEMİKLER ÜZERİNE ARAŞTIRMA

2017 yılında, büyük T biçimli dikilitaşlardan oluşan kutsal alanların yukarısındaki yamaçlarda çalışan arkeologlar, üç kişiye ait kafatasları ile bacak ve kol kemiklerini içeren böbrek biçimli bir mezar kazdı:

20’li ya da 30’lu yaşlarında bir erkek, yaşlı bir kadın ve ergen bir kız.

2022 yılında araştırmacılar, bu kez 20’li ya da 30’lu yaşlarında bir kadının bedenini içeren başka bir mezar ortaya çıkardı. Her iki mezar da tapınaklara bakan evlerin tabanları altında yer alıyordu.

Bu gömütler, insanların Göbeklitepe’nin merkezi tapınaklarına ya da ritüel yapılarına insan kalıntılarını kasıtlı olarak dağıttığı hipotezine karşı ilgi çekici bir alternatif sunuyor. Belki de dönemsel heyelanlar, yamaca tutunmuş bu evleri, altlarına gömülmüş olan kişilerle birlikte tepeden aşağı, merkezdeki kutsal alana savurmuştu.

ARAŞTIRMACILARIN GÖRÜŞLERİ

Yeni çalışmanın ortak yazarlarından Alman Arkeoloji Enstitüsü paleopatoloğu Julia Gresky, “Özel yapılardaki bu dağınık parçalar tuhaf bir uygulama değil, doğal süreçlerin sonucu” diyor. “Benim için asıl büyük keşif bu.”

Eğer öyleyse bu durum Göbeklitepe’yi, insanların ölülerini evlerin tabanları altına gömdüğü daha geniş bir bölgesel geleneğin tam içine yerleştiriyor. İnsanlar çoğu zaman kemikleri yeniden çıkarıp arkeologların ikincil gömüt dediği şekilde yeniden düzenliyordu. 

Croucher, “Hem konut alanlarının hem de gömütlerin bulunmuş olması, daha geniş bölgede ölülerin yaşayanlarla aynı mekânı paylaştığı bir örüntüye uyuyor” diyor.

Bulguların, Göbeklitepe’nin benzersiz bir toplanma noktası olduğu savını zayıflatması bazılarını hayal kırıklığına uğratabilecek olsa da, Croucher bunların alanın karmaşıklığına ve gelişmişliğine katkı yaptığını savunuyor. “Bu buluntular alanı daha da heyecan verici kılıyor” diyor. “Burası yalnızca insanların özel durumlar için toplandığı bir yer değildi.”

Göbeklitepe, kültürel bir istisna olmaktan çok, çağdaşı olan birçok alanda ortak görülen mimari ve ritüel uygulamaların özellikle etkileyici bir örneği olabilir. Liverpool Üniversitesi’nden araştırma ekibinde yer almayan arkeolog Douglas Baird, “Göbeklitepe artık hem daha geniş güneybatı Asya tablosuna hem de yerel tabloya biraz daha iyi oturuyor” diyor.

Göbeklitepe’de bulunan kemiklerin diğer sıra dışı özellikleri de alanı, Çanak Çömleksiz Neolitik olarak bilinen döneme ait geleneklere bağlıyor. Bu, insanların bitki ve hayvanların evcilleştirilmesini denediği ama henüz çömleği geliştirmediği bir dönem.

Bu tarım yenilikçileri, kafataslarına özellikle hayran görünüyordu.

Gresky, Göbeklitepe’de derin kesiklerle çizilmiş onlarca kafatası parçası buldu. Yakındaki bir alanda, hepsi güneydoğuya bakan 21 başla dolu bir “kafatası odası” bulunuyordu.

Türkiye’de ve yakındaki Levant’ta birkaç bin yıl daha eski ve daha yeni alanlarda, insanlar kimi zaman kafataslarını alçıyla kaplayıp gerçekçi yüz hatlarıyla boyuyordu.

Haddow, “Neolitik boyunca kafataslarına yönelik bu ilgi ya da takıntı evrensel” diyor. “Ama yakından bakınca hepsi bunu birazcık farklı biçimde yapıyor.”

 

Göbeklitepe'de bir ilk: Dağınık insan kemiklerinin gizemi çözüldü!
reklam alanı

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.