kaynak olarak ekleyin
ÖZEL HABER l Şanlıurfa'nın köklü kültürel mirasları arasında yer alan ve geçmişte kent ekonomisinin dinamosu kabul edilen kürkçülük mesleği, gelişen teknoloji ve artan maliyetler karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Çeyrek asır önce kentte 200’ü bulan usta sayısı bugün bir elin parmaklarını geçmezken, bu olumsuzluklara rağmen asırlık zanaat, kentin son temsilcileri tarafından yaşatılmaya devam ediyor
Gelişen teknoloji, sanayileşme ve çevresel faktörler Şanlıurfa’da birçok geleneksel zanaatı kaybolmanın eşiğine getirirken, asırlık kürkçülük geleneği de son demlerini yaşıyor. Sonbaharın gelişi ve havaların soğumasıyla birlikte hareketlenmesi beklenen sektör, yüksek hammadde maliyetleri ve çırak yetişmemesi nedeniyle zor günlerden geçiyor.
Tarihi çarşılar bölgesinde yer alan mütevazı dükkanında yaklaşık yarım asırdır el emeği kürk üreten İbrahim Halil Küçük, Şanlıurfa'da bu zanaatı sürdüren son temsilcilerden biri.
KÜÇÜK: BU MESLEK BANA BABAMDAN MİRAS KALDI
Kürk esnafı İbrahim Halil Küçük, zanaatının kökenini ve kullanılan teknikleri şu sözlerle ifade etti:
"Kürkçülük mesleği bana babamdan miras kaldı. Bu mesleği küçüklükten beri yapıyorum, 40-45 yıl oldu. Makine yok, el emeği; kimyasal yok, iğne ve elle yapıldı. Daha çok Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde giyilir. Kürkçülük mesleği sadece Urfa'da var; bu işçilik de tüketim de sadece Urfa'da var. Kürkleri ben kuzu derisinden yapıyorum. Bu kuzular çeşitli türdeki kuzu yünlerinden oluşuyor. Bunlar; hafif, zayıf, kıvırcık; düz alacası var, sade olanı var renk olarak ve bu sade renkli kuzuların derisinin fiyatı en yüksek olandır. Kürk yapımı baştan sona kadar emek isteyen ve yorucu bir iştir."
"40 BATTANİYENİN ALTINA GİR, YAPTIĞIM KÜRKLERDEN DAHA SICAK TUTMAZ"
Yaptığı el emeği ürünlerin sağlığa faydalarına ve piyasadaki son durumuna değinen İbrahim Halil Küçük, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yaptığım el emeği göz nuru kürklerden kimseye muhtaç etmeyecek kadar kazanç sağlıyorum. Senede yaptığım 40 tane kürk tüketiliyor. Havalar serinleyince satışlar başlar. 40 battaniyenin altına gir, yaptığım kürklerden daha sıcak tutmaz. Yaptığım kürkler bel fıtığına ve böbrek ağrılarına iyi gelir. Doktorların tavsiyesi üzerine gelen müşterilerim var. Çırak yetiştirme konusunda büyük sıkıntı var, şu an eskisi gibi kalmadı. Urfa’da benden başka kürkçülük yapan birini daha bulamazsın. Kürkçülüğü yapan da yok, satan da yok; Urfa’nın kürk üzerine çalışan son temsilcisiyim."
"ÖLÜ HAYVAN KÜRKLERİNİ YURT DIŞINDAN GETİRTİYORUM"
Kürkün zahmetli imalat ve dikim aşamalarını adım adım aktaran Küçük, şu ifadeleri kullandı:
"Ölü hayvanların kürkünden elde ediyorum. Ölü hayvan kürklerini yurt dışından Moldova ve Romanya’dan getirtiyorum. Ölü doğan kuzuların kürklerini tuzlayıp yüzleyip bize gönderiyorlar. Gümrükten teslim alıyorum. Yıkama, etleme (et alma), şap ve tuz ile temizliğini sağlıyorum. Bu işlemden sonraki gün güneşe atıp kurutuyorum. Bu işlemden sonra kazıma ve yumuşatma işlemi yapılıyor. Sonra tekrardan güneşe atılır ve nemi alındıktan sonra silinir, sonra kesim işine geçilir. Elde edilen kürk parçaları birbirine dikilir. Bir kürke ortalama 40 tane hayvan derisi gider. Son işlem ise kadınlar tarafından bezleme yapılarak dikilir."


0 Yorum