KÜL BAŞINA URFA

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ramazan’ın ilk gecesi…

Nereden düştü gönlüme, kim bilir… Dün gece kendimi sokaklara bıraktım. Şehrin gecesine karıştım. Ay ışığı altında çocukluğumun izini sürdüm; adımlarım beni Sarayönü Asfalt Caddesi’ne götürdü.

Bir zamanlar 80’li yılların neşesiyle çınlayan, ışıklarıyla göz kırpan, insan seliyle akan o muhit… Şimdi sanki üzerine ağır bir kül örtüsü serpilmiş. Sesler çekilmiş, kahkahalar dağılmış, vitrinler mahzun. O hâlini görünce içime tarifsiz bir hüzün çöktü.

Belediyeye ait yapıların yıkılacağına dair söylentiler, yeni trafik düzenlemeleri ve zaten kırılgan olan sosyal ve ekonomik şartlar… Hepsi birleşmiş de caddenin ruhunu yavaşça elinden almış gibi. Sanki bir zamanların canlı nabzı, usul usul zayıflamış.

Düşünüyorum da…

Bir şehrin, insanın içine umut eken, akşamları ışıklarla çağıran, dostluğu ve alışverişi bir araya getiren tek bir caddesi bile kalmazsa ne olur? Meskun mahal elbette sükûnet ister; lakin her şehrin bir kalbi olmalı. Atan, yaşayan, çağıran bir kalbi, bazı müstesna caddeleri…

O cıvıl cıvıl mevkiler şehrin yalnızca ticaret alanı değil; nefes borusudur. Orada hayat dolaşır, orada irfan mayalanır, orada insanlar birbirine karışır. O nefes kesildi mi şehir içine kapanır; ruhunu kaybeder, beton bir yalnızlığa bürünür.

Bugün Urfa’nın hâli biraz da bu değil mi?

Yerel idarecilerimizden, belediye başkanlarımızdan dileğimiz şudur: Gelin, bu şehrin kalbini yeniden attıralım. Hususen Asfalt Caddesi’ni eski vasfına, eski canlılığına kavuşturalım. Fikir üretelim, proje üretelim, birlikte düşünelim.

Çünkü bir şehir, ancak kalbi attıkça yaşar.

Hayırlı Ramazanlar.

KÜL BAŞINA URFA

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.