HARİTANIN GÜCÜ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Duvarlarımızda asılı duran,telefonlarda masumca incelediğimiz o dünya haritaları sizce gerçekten sadece dağların, nehirlerin ve kıtaların objektif birer yansıması mı? Çoğumuz öyle inanmak isteriz. Haritayı, insanlığın dünyayı tanıma merakının, yeryüzünü anlamlandırma çabasının saf bir ürünü olarak görürüz. Oysa bu, insanlık tarihinin en büyük ve en eski yanılsamalarından biridir.

Gerçek şudur: Harita, toprağın fethinden önce gelir. Ve masanın başına oturup o çizgiyi çeken ve çektiren kim ise, gücü de elinde tutan da odur.

Tarih boyunca kartografi (harita bilimi), insanlığa fayda sağlamak amacıyla değil, egemenlerin elinde bir kılavuz, bir fetih ve propaganda aracı olsun diye fonlanmıştır. Bugün coğrafi sınır dediğimiz şey, doğanın bize sunduğu bir gerçeklik değil; gücü elinde bulunduranların çıkarlarına göre cetvelle çizdiği yapay hatlardır. Sınırı çizen, coğrafyaya; coğrafyaya hükmeden ise üzerindeki insana hükmeder.

Yerli halk küçük dünyasında günlük kavgalarla boğuşurken, kimlik siyasetinin sığ sularında boğulurken ya da "herkesi hümanist bir sevgiyle kucaklayayım" saflığıyla günlerini geçirirken; birileri gecesini gündüzüne katar. Sizin dar çerçevenizin dışındaki dünyayı merak eder, para harcar, zaman harcar, yollarda hastalanıp ölmeyi göze alır.Binlerce km.öteden gelir araştırır. Ama bu merak, turistik bir gezi merakı değildir.

Onlar sizin memleketinizi gezerken ağaçların güzelliğine bakmazlar; nehirlerin debisini, dağların stratejik geçitlerini, toprağın altındaki madenin kalitesini not ederler. En tehlikelisi de şudur: Fiziki haritanızdan önce, toplumsal zaaf haritanızı çıkarırlar. Hangi sinir uçlarınızın hassas olduğunu, hangi kimlik önceliklerinizle bölünebileceğinizi, sizi nereden vururlarsa boyunduruk altına alabileceklerini sizden daha iyi bilirler.

Sömürge zihniyeti başkalarının toprağını yüzyıllar önce seyyahlarıyla, botanikçileriyle ve dilbilimcileriyle işgal etmişti. Hindistan'ın sömürgeleştirilmesi ya da Ortadoğu'nun Sykes-Picot ile cetvelle bölünmesi, cephede kazanılmış bir zaferden ziyade, masada çoktan tamamlanmış bir kartografik operasyonun sonucuydu.

Bugün de strateji değişmedi, sadece araçlar dijitalleşti. Artık haritalar sadece kağıt üzerinde değil; siber alanda, veri tabanlarında ve uydularda çiziliyor. Attığınız her adımdan, tıkladığınız her reklamdan sizin psikolojik eğilimlerinizin, tüketim alışkanlıklarınızın haritası çıkarılıyor.

Kendi coğrafyasını sadece "üzerinde yaşanacak bir toprak parçası" olarak gören toplumlar, o coğrafyayı "stratejik bir kaynak ve operasyon alanı" olarak görenlerin uydusu olmaktan kurtulamamaktadır.

Deniz yetki alanlarından siber dünyaya, uzay madenciliğinden kutup arenalarına kadar kavga hep aynı: Alanı ilk kim tanımlayacak ve haritalandıracak?

 Haritalar sadece coğrafya dersinin konusu değildir; haritalar jeopolitiğin, ekonominin ve geleceğin ta kendisidir. Unutmayalım: Başkalarının çizdiği haritalarda sadece birer obje olursunuz; kendi haritanızı çizdiğinizde ise oyun kurucu.

Kısaca “Haritayı yapan hükmeder.”

Müslüm YILDIRIM

HARİTANIN GÜCÜ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.