Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) ve Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Coşkun, 12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda Türk milletinin bağımsızlığına vurgu yaptı.
COŞKUN: İLÂHİ BİR KARARLILIĞI TELKİN EDEN CESUR BİR HAYKIRIŞ YÜKSELİR
Coşkun, İstiklal Marşı’nın savaşın en şiddetli ve bazılarına göre en umutsuz zamanında yazıldığını ve cesaret aşılayan güçlü bir sesleniş olduğunu belirterek,
TBMM açılalı daha bir yıl bile olmamıştır. Cumhuriyet kurulmamıştır; Millî mücadele olanca sıcaklığıyla devam etmektedir. Polatlı’ya yapılan Top atışlarının gümbürtüsü yeni Başkentten duyulmaktadır. İşte çatışmanın bu en sıcak, kimilerine göre en umutsuz yerinde, bu asil, bu tarihe kök salmış millet adına adeta ilâhi bir kararlılığı telkin eden cesur bir haykırış yükselir: ‘Korkma!’
Yüreği vatan ve istiklâl aşkıyla muzdarip olduğundan bir türlü uyku tutmayan gecelerinin birinde Mehmet Âkif, İstiklâl Marşı’nın bu seslenişle başlayan ilk dizelerini Tacettin dergâhının duvarına, duvara değil de sanki aziz milletimize yeni bir kurtuluş ve yeni bir kuruluş müjdeleyen şafaklara yazmıştır. Kalemle değil de ilahi bir heyecan, keskin bir cesaret, tereddütsüz bir umut, kararlı bir iman ve ölümüne savaşmaya yeminli bir ruhla yazılmıştır. Türkçenin muazzam ifade kudreti, alev gibi akan kelimelerin coşkulu tesiriyle kat be kat artmakta, aşkın, taşkın bir dirilik yüreklere, oradan cephelere sonra bütün bir vatan sathına ve ardından gelecek kuşaklara da canlılık katarak tarihe doğru akmaktadır” ifadelerine yer verdi.
“BİR METİN GİBİ DEĞERLENDİRMEK DOĞRU OLMAZ”
İstiklâl Marşı yalnızca beğenilen bir şiir ya da törenlerde okunan resmî bir metin olmadığına değinen Coşkun, şunları kaydetti:
“Marş Mecliste okunmaya başlar başlamaz bitmeyen bir alkış tufanı ve tezahüratla karşılanır. İstiklâl Marşı, okuyup beğendiğimiz veya resmî ritüel olarak törenlerde, müsabakalarda okuyup bir süre ve hatta hep etkisinde kaldığımız bir şiir değildir sadece. Onu aramızda bir uzaklık, bir mesafe olmadığı, olmaması gerektiği için, dışımızda bir metin gibi değerlendirmek doğru olmaz. İstiklâl Marşı bizimdir; özümüz, öz değerimiz, öznelimizdir. Ruhumuzun, benliğimizin sesidir. İç sesimiz, iç yankımızdır. Ondaki ses, söyleyiş, heyecan, ruh hali, oradaki iman, aşk, vecd, bizden daha çok biz olan aşkın kişiliğimizi, benliğimizin özünü, derinliğini, bu aşkınlıkta kurulan ilahî bağlanışları ifade eder. İstiklâl Marşı bizim kök metinlerimizden biridir. Biz onunla varlığımızı besler, canlı, diri tutar, kendimizi okur, kendimizi anlar, fark eder, keşfederiz. Onu bir dua gibi, cennetin şarkısı gibi okuruz. İstikâl Marşı sadece bizim bir ‘edebî metin’imiz değildir ama bizim ‘ebedî metin’yanımızdır. ‘Millî mutabakat metni’, ‘ontolojik misak-ı milimiz’, ‘varlığımızı isnat eden temel değerlerin bir çeşit amentüsü’, ‘istiklâl ve istikbalimizin yemini’, ‘hür, özgür yaşamanın teminatı’ olduğu ifade edilmiştir. İstiklâl Marşının bu kadar yüksek düzeyli yoğun içselleştirilmesi, baştan sona milletimizin din, iman, Allah, ezan, hak, hakka tapmak, cennet vatan, bayrak, hürriyet gibi maneviyat ve varlık temellerine isnat etmesi sebebiyledir. “
“ALLAH BİR DAHA BU MİLLETE İSTİKLÂL MARŞI YAZDIRMASIN”
Dünyadaki birçok ülkenin “ulusal marşı” bulunmasına rağmen Türkiye’nin marşı doğrudan İstiklâl Marşı adını taşıdığını ifade eden Coşkun, açıklamasında şunları belirtti:
“Bu marş muhteşem bir şiir estetiği yanında gerçekten bu aziz milletin amentüsünü, karakter ve seciyesini ifade etmesi hususiyetiyle kendinden emin bir varlık iddiası, felsefesi ve manifestosudur. Rahmetli D. Mehmet Doğan’ın dediği gibi ‘bin yılın destanı’dır. Dünyanın hemen her ülkesinin başlıklarında da ifade edildiği şekliyle ‘ulusal marş’ları (national anthem) vardır. Sadece bizim marşımız başlığı ile de ‘İstiklâl Marşı’dır. Yani bu millet, ulus veya millet olmayı, istiklâlsiz düşünmemiştir. Başka söyleyişle istiklâl, var oluşumuzun temel değeri, dayanağıdır. Mehmet Âkif Ersoy da bu anlamda gerçekten bizi var ve anlamlı kılan temel değerlerimizi coşkun, samimi, ateşli duygularla içselleştirmiş bir öncü bir sembol şahsiyettir. Çok muhtaç ve paraya ihtiyacı olduğu bir durumda bile, marşı yazması sebebiyle kendisine verilen para ödülünü almaz. Millete ait olan ve İstiklâl Marşı için para almanın yanlış olduğunu söyler. “Allah bir daha bu millete istiklâl marşı yazdırmasın” Bu dua ülkemizin ve milletimizin huzuru, refahı için içten bir yakarıştır elbette. O, asla esaret altına alınamayacak, vesayetle iradesi rehin alınamayacak bir milletin istiklâl ve özgürlük mücadelesini, imandan ve İslâm’dan ayrı düşünmemiştir. “
“İSTİKLÂL MARŞIMIZ ASIL MİLLETİN İÇİNDEKİ DERYADAN KAYNAKLANIR”
Coşkun, İstiklâl Marşı’nın kaynağının aslında milletin kendisi olduğu vurgulayarak,
Batılı hayat tarzının resmi programla halka dayatılmaya başlandığı dönemlerden başlayan yeni bir millî marş arayışlarının, zaman ayarlı darbeler döneminde yoğunlaşarak sürmüş olması da hazin bir hatıra olarak çok manidardır. Millet iradesine karşı darbeci ihanet şebekelerinin bu tuhaf arayışları, kendileri açısından manasız olmadığı gibi art niyet ve kirli amaçlarını açığa vurması bakımından da ibret vericidir. Bizi milleti var ve anlamlı kılan neredeyse bütün değer, hassasiyet ve heyecanlardan koparılmak istemişlerdir. Modernliği, çağdaşlığı din düşmanlığı ile yorumlayan, millî değerlere duyarsız, anlamı hiçlikte arayan değersizlerin, ancak kendilerine yakışacak tarzda İstiklâl Marşımızı bile benimsemez tutumları bizi şaşırtmamıştır, şaşırtmıyor.” ifadelerine yer verdi.
“ÖZGÜR VE KİŞİLİKLİ VAR OLMAK İÇİN BİZİ ANLAMLI KILAN TEVHİDE, DİN VE MEDENİYET SIMSIKI SARILMAK ZORUNDAYIZ”
Özgür ve onurlu bir şekilde var olabilmek için din, tevhid ve medeniyet değerlerine bağlı kalmanın önemli olduğunu vurgulayan Coşkun, açıklmasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Eğitim-Bir-Sen/Memur-Sen ve Asım’ın Nesli olarak, İstiklâl Marşımızdaki ruh, söylem ve coşkunun, dün kıyameti andıran o vatan ve namus savunması sürecinde, ölümüne gayret göstermiş milletimizin umut ve cesaretini ateşlediği gibi, bugün de, aynı duyguları en yüksek seviyede millî çaba ve heyecanlarla kaynaştırdığına inanıyoruz. Özgür ve kişilikli var olmak için bizi anlamlı kılan tevhide, din ve medeniyet değerlerimize sımsıkı sarılmak zorundayız. İstiklâl Marşı bu çabaların en yüksek seviyede millî duygularla millet heyecanının kaynaştığı bir destandır; millî beraberliğimizin ilkelerini, yürüyüşümüzün istikametini tayin eder. Ufkumuzu açar, yolumuzu aydınlatır. Ruhumuzu yeniler, bilincimizi ve heyecanımızı tazeler. O bizim parolamızdır, ölçümüzdür. İstiklâl Marşını doğuran millî mücadele sürecinde ve aynı ruhla günümüzde verdiğimiz savaşta canlarını seve seve feda eden bütün kahraman şehit ve gazilerimizi ve Mehmet Âkif Ersoy’u rahmetle, minnetle anıyoruz.”
Kaynak: Haber Merkezi

0 Yorum