Şanlıurfa'nın taş sokaklarında yankılanan yanık hoyratlar, tandır başında anlatılan masallar ve artık sadece büyüklerin hafızasında yaşayan birçok gelenek, yıllar sonra yeniden izlenebiliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye'nin kültürel hafızasını korumak amacıyla yıllar önce çekilen belgeselleri restore ederek dijital ortama aktarmayı sürdürüyor.
Bakanlığın "Film Mirasım" arşivinde yayınlanan görüntüler arasında, "Urfa'da Hoyrat Söyleme ve Tandır Haketi (Masal) Geleneği" isimli belgesel de yer aldı. Belgesel, yalnızca eski Urfa'yı değil, bir dönemin yaşam biçimini de bugüne taşıyor.
YARIM ASIR ÖNCEKİ URFA KAYIT ALTINA ALINDI
Belgeselin 1970'li yılların ortalarında Milli Folklor Araştırma Dairesi tarafından hazırlandığı belirtiliyor. Kamera ve yönetmenliğini Yılmaz Şekerbay'ın üstlendiği çalışmada kamera asistanı olarak M. Emin Ergin görev alırken, araştırma ekibinde Yaşar Doruk, Güner Sernikli ve Gülen Bilgiç yer aldı.
Belgeselde, Urfa'nın unutulmaya yüz tutmuş sözlü kültür hazineleri tek tek kayıt altına alınırken, kentin günlük yaşamından da dikkat çeken kesitler izleyiciyle buluşuyor.
TENEKECİ MAHMUT GÜZELGÖZ'ÜN SESİ BUGÜNE ULAŞTI
Belgeselin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Şanlıurfa'nın kültür hayatında önemli bir yere sahip olan Tenekeci Mahmut Güzelgöz ile yapılan hoyrat derleme çalışması.
Mahmut Güzelgöz'ün sesinden okunan hoyratlar, sadece bir türkü ya da uzun hava değil; Urfa'nın sevinçlerini, ayrılıklarını, özlemlerini ve hayat tecrübelerini bugüne taşıyan sözlü bir miras niteliği taşıyor.
Aynı belgeselde tandır başında anlatılan ve Urfa ağzında "haket" olarak bilinen masal geleneğine ilişkin görüntüler de yer alıyor. Bir zamanlar elektriklerin olmadığı akşamlarda ailelerin tandır etrafında toplandığı, büyüklerin çocuklara masallar anlattığı o günler, siyah-beyaz karelerle yeniden hayat buluyor.
HOYRAT, URFA'NIN RUHUNU TAŞIYOR
Şanlıurfa denildiğinde akla yalnızca sıra geceleri gelmiyor. Kentin en önemli sözlü kültür unsurlarından biri olan hoyrat geleneği de yüzyıllardır yaşamaya devam ediyor.
Araştırmalara göre hoyrat; cinaslı kafiyelerle kurulan, güçlü doğaçlama geleneğine sahip, yüksek ve yanık sesle icra edilen bir halk edebiyatı türü olarak biliniyor. Geçmişte mağaralarda, bağ evlerinde, sıra gecelerinde ve hatta komşular arasında haberleşmek için bile hoyratların söylendiği ifade ediliyor. Bu yönüyle hoyrat, Şanlıurfa'nın kültürel kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Yıllar önce siyah-beyaz bir kameranın sessizce kaydettiği bu görüntüler, bugün sadece eski Urfa'yı göstermiyor. Aynı zamanda tandır başında anlatılan bir masalı, taş avlularda yükselen bir hoyratı ve artık özlemle anılan bir hayatın izlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor.
Video:

0 Yorum