ÖZEL HABER I Havaların ısındığı, doğanın canlandığı bahar ayları bazıları tarafından sevinçle karşılanırken, bazıları ise bahar yorgunluğundan şikâyet ediyor.
Pek çok kişi bahara girerken kendini yorgun hissettiğini söyleyip bunu mevsim geçişine bağlasa da, yapılan yeni bir araştırma bu durumun bahar depresyonunun habercisi olabileceğini ortaya koydu.
İklim değişikliği konularının sıkça gündeme geldiği günümüzde uzmanlar, mevsimsel değişimlerin bireylerin psikolojik durumu üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.
Bu kapsamda, havalardaki ani değişimlerle ortaya çıkabilen mevsimsel depresyonlara karşı uyarılarda bulunan psikolojik danışman Ömer İnci, Gazeteipekyol.com’a yaptığı açıklamada, Şanlıurfa’da mevsimlerin iç içe geçtiğini belirterek bunun bireyler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
İNCİ: BAHAR YORGUNLUĞU SANDIĞINIZ ŞEY DERİN BİR PSİKOLOJİK SÜRECİN HABERCİSİ OLABİLİR
Bahar yorgunluğu olarak geçiştirilen durumların aslında daha derin bir psikolojik sürecin habercisi olduğunu belirten İnci, şunları kaydetti:
“Bahar ayları çoğu insan için yenilenme, canlanma ve enerji demektir. Ancak her birey bu geçişi aynı şekilde yaşamaz. Özellikle ani hava değişimlerinin yoğun yaşandığı dönemlerde, bazı kişilerde ruh halinde belirgin dalgalanmalar gözlemlenebilir. Şanlıurfa’da da son zamanlarda yaşanan mevsim değişiklikleri, birçok danışanımızda “bahar depresyonuna” sebep olabiliyor. Bu durum çoğu zaman “bahar yorgunluğu” olarak geçiştirilse de aslında daha derin bir psikolojik sürecin habercisi olabilir. Mevsim geçişlerinde gün ışığı süresinin uzamasıyla birlikte vücudun biyolojik ritmi yeniden düzenlenir. Bu süreçte melatonin ve serotonin hormonlarının dengesi değişir. Melatonin uyku düzeniyle doğrudan ilişkiliyken, serotonin daha çok mutluluk ve iyi oluş haliyle bağlantılıdır. Bu iki sistem arasındaki dengesizlik; uyku problemleri, halsizlik, isteksizlik ve motivasyon kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebilir.”
“ERKEN FARKINDALIK VE DOĞRU MÜDAHALE İLE SÜRECİN ETKİLERİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALTILABİLİR”
İnci, bu tür durumlarda yaşanan sürenin ve şiddetin belirleyici olduğuna değinerek, “Burada kritik olan nokta, yaşanan durumun süresi ve şiddetidir. Eğer kişi birkaç gün süren hafif bir yorgunluk hissediyor, dinlenince toparlanabiliyorsa bu genellikle normal bir adaptasyon sürecidir. Ancak haftalarca süren enerji düşüklüğü, keyif alamama, sosyal geri çekilme ve umutsuzluk hissi eşlik ediyorsa, bu tablo artık mevsimsel depresyon olarak değerlendirilmelidir. Mevsimsel depresyon çoğu zaman fark edilmeden ilerler. Çünkü kişi yaşadığı değişimi dış koşullara bağlama eğilimindedir. “Havalar değişti ondan böyleyim” düşüncesi, sorunun derinleşmesine neden olabilir. Oysa erken farkındalık ve doğru müdahale ile bu sürecin etkileri önemli ölçüde azaltılabilir.” İfadelerine yer verdi.
“BEDENİN VERDİĞİ BU SİNYALLER, RUHSAL BİR YÜKÜN HABERCİSİ OLABİLİR”
Bedenin verdiği sinyallerin ruhsal bir yükün habercisi olduğuna dikkat çeken İnci, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
“Bu dönemde bireylere önerim; günlük rutinlerini mümkün olduğunca korumaları, açık havada vakit geçirmeleri ve uyku düzenlerine dikkat etmeleridir. Ayrıca sosyal etkileşimden kopmamak ve fiziksel aktiviteyi artırmak da ruh hali üzerinde oldukça olumlu etkiler yaratır. Buna rağmen belirtiler devam ediyorsa, bir uzmandan destek almak ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, her yorgunluk masum değildir. Bazen bedenin verdiği bu sinyaller, ruhsal bir yükün habercisi olabilir. Bu nedenle kendimizi dinlemek, değişimleri ciddiye almak ve gerektiğinde destek aramak, sağlıklı bir yaşamın en önemli adımlarındandır.”
Kaynak: MİNE KÖSELER

0 Yorum