"Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan komedyen Deniz Göktaş, yurt dışından dönüşünün ardından gözaltına alındı. Perşembe günü gözaltına alınan Göktaş, cuma günü çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Göktaş'ın tutuklanması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, konuya ilişkin bir açıklama da Şanlıurfa Barosu'ndan geldi. Baro tarafından yapılan yazılı açıklamada, soruşturma sürecinde uygulanan işlemler ve temel haklara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu.
Şanlıurfa Barosu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"KORUMA TEDBİRLERİ CEZALANDIRMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR"
Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş hakkında, sahne performansında kullandığı ifadeler nedeniyle yürütülen ceza soruşturması kapsamında gözaltı işlemi uygulanmış; gözaltı sırasında ters kelepçe kullanıldığı ve bu şekilde çekilen görüntülerin kamuoyuyla paylaşıldığı görülmüştür. Yaşanan süreç, ceza muhakemesi tedbirlerinin uygulanma biçimi ile temel hak ve özgürlüklerin korunması bakımından ciddi hukuki değerlendirmeleri gerekli kılmaktadır.
Ceza muhakemesinde koruma tedbirleri, bir cezalandırma yöntemi değil, yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini temin etmeye yönelik istisnai araçlardır. Bu nedenle kişi özgürlüğünü sınırlayan tedbirlere ancak zorunluluk bulunan hâllerde ve ölçülülük ilkesi gözetilerek başvurulmalıdır. Hakkındaki soruşturmadan haberdar olmasına rağmen kendi iradesiyle ülkeye dönen bir kişi hakkında gözaltı tedbirinin uygulanması, bu ilkeler çerçevesinde kamu vicdanını tatmin edecek bir hukuki gerekçelendirmeyi zorunlu kılmaktadır.”
"TERS KELEPÇE VE TEŞHİR KABUL EDİLEMEZ"
“Bunun yanında, gözaltı sırasında ters kelepçe uygulanması ve kişinin bu hâlde görüntülenerek kamuoyuna sunulması; insan onurunun korunması, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı bakımından kabul edilemez sonuçlar doğurmaktadır. Henüz yargılama tamamlanmadan kişilerin kamuoyu önünde teşhir edilmesi, telafisi güç hak ihlallerine neden olabilecek niteliktedir.”
"MİZAH VE HİCİV İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNEMLİ ARAÇLARIDIR"
“Demokratik bir hukuk devletinde ifade özgürlüğü, yalnızca toplumun benimsediği düşünceleri değil; rahatsız edici, sarsıcı ve eleştirel nitelikteki açıklamaları da kapsayan temel bir haktır. Mizah ve hiciv de bu özgürlüğün önemli araçları arasında yer almaktadır. Şiddeti özendirmeyen veya nefret söylemi içermeyen ifadelerin ceza soruşturmasına konu edilmesi, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratma riskini beraberinde getirmektedir.”
"TEMEL HAKLARIN KORUNMASI HUKUK DEVLETİNİN GEREĞİDİR"
“Şanlıurfa Barosu olarak; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, ifade özgürlüğünün, insan onurunun ve masumiyet karinesinin korunmasının hukuk devletinin vazgeçilmez gereklerinden olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Yargısal süreçlerin, temel hak ve özgürlükleri gereksiz biçimde sınırlandıran uygulamalardan uzak, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini hatırlatıyor; koruma tedbirlerinin amacını aşacak şekilde uygulanmasının ve kişilerin kamuoyu önünde teşhir edilmesine yol açan uygulamaların son bulması gerektiğini bir kez daha kararlılıkla ifade ediyoruz.”

0 Yorum