Şanlıurfa'nın Harran ilçesine bağlı Göktaş Mahallesi yakınlarında bulunan Han El-Ba'rur, yalnızca tarihi bir kervansaray değil, aynı zamanda yüzyıllardır dilden dile aktarılan sıra dışı bir hikayenin de merkezinde yer alıyor.
Tektek Dağları'nın eteklerinde, geçmişte Harran ile Bağdat arasındaki önemli ticaret yolu üzerinde inşa edilen Han El-Ba'rur'un, Eyyubiler döneminde Hacı Hüsameddin Ali Bey tarafından 1228-1229 yıllarında yaptırıldığı kabul ediliyor.
Giriş kapısındaki kitabe de yapının bu döneme ait olduğunu ortaya koyuyor. Han; mescit, hamam, muhafız odaları, ahırlar ve yazlık-kışlık bölümleriyle dönemin en önemli konaklama merkezlerinden biri olarak hizmet verdi.
ASIRLARDIR ANLATILAN RİVAYET
Han El-Ba'rur'u diğer tarihi yapılardan ayıran en dikkat çekici unsur ise halk arasında yüzyıllardır anlatılan rivayet.
Anlatılanlara göre hanı yaptıran Hacı Hüsameddin Ali Bey, kervansarayı kuru üzümlerle doldurarak yoldan geçen yolculara ikramlarda bulundu. Daha sonra ise çevresindekilere şu dikkat çekici sözleri söyledi: "Benden sonra gelenler burayı keçi gübresiyle dolduracak."
O dönem için anlam verilmesi güç olan bu söz, yıllar sonra yaşanan gelişmeler nedeniyle halk arasında adeta bir kehanet olarak anlatılmaya başlandı. Rivayet, günümüzde de resmi tanıtım kaynaklarında yer almaya devam ediyor.
MOĞOL İSTİLASINDAN SONRA HER ŞEY DEĞİŞTİ
13. yüzyılda yaşanan Moğol istilalarının ardından Han El-Ba'rur da büyük zarar gördü. Ticaret yollarının eski önemini kaybetmesiyle birlikte kervansaray zamanla terk edildi.
Uzun yıllar boyunca köylüler tarafından ahır olarak kullanılan yapı, rivayette anlatıldığı gibi keçi ve diğer küçükbaş hayvanların barınağına dönüştü. Böylece hanın içi yıllar boyunca hayvan gübresiyle doldu. Bölge halkı, hanı yaptıran kişinin yıllar önce söylediği sözün gerçekleşmesini bugün hâlâ şaşkınlıkla anlatıyor.
ADI DA HİKAYESİ KADAR DİKKAT ÇEKİYOR
Yapının ismi de en az hikâyesi kadar ilginç. "Ba'rur" kelimesinin Arapçada "keçi gübresi" anlamına geldiği belirtiliyor. Bu nedenle hem hanın adı hem de rivayet, yüzyıllardır birbirini tamamlayan dikkat çekici bir anlatı olarak günümüze kadar ulaştı.
BUGÜN HÂLÂ AYAKTA
Aradan yaklaşık 800 yıl geçmesine rağmen Han El-Ba'rur'un giriş kapısı, kitabeleri ve mescit bölümü büyük ölçüde ayakta kalmayı başardı. Portal ve mescid bölümü günümüze ulaşırken, yapının önemli bir kısmı ise harabe durumda bulunuyor.
Şanlıurfa'nın tarihi mirasları arasında yer alan Han El-Ba'rur, Göbeklitepe ve Harran kadar tanınmasa da taşıdığı mimari özellikler ve yüzyıllardır anlatılan sıra dışı hikâyesiyle kentin en ilginç tarihi yapılarından biri olmayı sürdürüyor.

0 Yorum