kaynak olarak ekleyin
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde gelinen noktayı ve sürece yönelik aksatma girişimlerini ve Abdullah Öcalan'ın statüsü ve İmralı'da yapılan mekan için değerlendirmelerde bulundu.
Başdanışmanı Uçum, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin Anadolu Ajansı için bir değerlendirme yazdı. Sürecin bir “çözüm süreci” değil, “geçiş süreci” olduğunu savunan Uçum, çerçeve yasanın uygulama aşamasına geçildiğini öne sürdü.
Sürecin başarıya ulaşması ile beraber Türkiye'nin yükseliş döneminin başlayacağını ve büyük reformlar dönemine adım atılacağını dile getiren Uçum, "Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecine farklı manalar yüklemeye çalışanlar, bir an önce gerçekle yüzleşmelidir" dedi.
Mehmet Uçum, sürece yönelik kaleme aldığı değerlendirmesinde şu açıklamalara yer verdi:
ÖCALAN’IN STATÜSÜ TARTIŞMASI
Sürecin açık ya da örtülü karşıtı olan bazı odaklar ve aktörler, Öcalan’ın statüsü konusunu amacından ve işlevinden kopartarak farklı noktalara taşıyor. Oysa konu tamamen Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasında ortaya koyduğu devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine uygun üstlendiği rolü yerine getirebilmesinin koşullarını sağlamakla ilgilidir. İmralı’da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan mekan, Öcalan’ın rolüne ve görevine uygun çalışma ortamı oluşturmak içindir. Vakti geldiğinde Öcalan’ın açık görüşme çeşitliliğinin sağlanması da aynı şekilde devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine yönelik yapması gereken işlerin bir gereği olacaktır.
Hal böyleyken Öcalan’a üzerine düşeni uygun şekilde yapması için sağlanan imkanları bir tür serbest bırakma veya imtiyaz sağlama gibi değerlendirmek, sürecin rutin dışı özelliğini göz ardı eden ve iyi niyetli olmayan bir bakıştır.
Bunun karşısında bu imkanları değersizleştirerek hatta Öcalan’ın dahi gündeminde olmayan, örneğin özgür kalması gibi konuları öne çıkararak süreci yapay sorunlarla aksatmaya çalışanların bakışı da aynı derecede sorunlu ve iyi niyetten uzaktır.
Bu fikri çarpıtmaların sürece yönelik aksatma çabalarının bir parçası olduğu ortadadır ama hangi tarafta olursa olsun aksatma gayretinde olanlar, bu işi başaramayacaktır. Süreçteki pratik ilerlemeler de bunun kanıtıdır.
"ÖCALAN’IN ROLÜNE VE GÖREVİNE UYGUN ÇALIŞMA ORTAMI OLUŞTURMAK İÇİN"
Sürecin açık ya da örtülü karşıtı olan bazı odaklar ve aktörler, Öcalan’ın statüsü konusunu amacından ve işlevinden kopartarak farklı noktalara taşıyor. Oysa konu tamamen Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasında ortaya koyduğu devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine uygun üstlendiği rolü yerine getirebilmesinin koşullarını sağlamakla ilgilidir.
İmralı’da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan mekan, Öcalan’ın rolüne ve görevine uygun çalışma ortamı oluşturmak içindir.
Vakti geldiğinde Öcalan’ın açık görüşme çeşitliliğinin sağlanması da aynı şekilde devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine yönelik yapması gereken işlerin bir gereği olacaktır.
Hal böyleyken Öcalan’a üzerine düşeni uygun şekilde yapması için sağlanan imkanları bir tür serbest bırakma veya imtiyaz sağlama gibi değerlendirmek, sürecin rutin dışı özelliğini göz ardı eden ve iyi niyetli olmayan bir bakıştır.
Bunun karşısında bu imkanları değersizleştirerek hatta Öcalan’ın dahi gündeminde olmayan, örneğin özgür kalması gibi konuları öne çıkararak süreci yapay sorunlarla aksatmaya çalışanların bakışı da aynı derecede sorunlu ve iyi niyetten uzaktır.
Bu fikri çarpıtmaların sürece yönelik aksatma çabalarının bir parçası olduğu ortadadır ama hangi tarafta olursa olsun aksatma gayretinde olanlar, bu işi başaramayacaktır. Süreçteki pratik ilerlemeler de bunun kanıtıdır.


0 Yorum