Fark ettiyseniz her yazının başında “İnsan” sözcüğü ile başlamaktayım. Çünkü insan her cümlenin başıdır. Her cümle insan içindir. Yeryüzünde her cümleye baş olabilecek başka bir mana yoktur. Her cümlenin ilgilendirdiği tek varlık insandır. Bu yüzden her cümleye insanla başlamak her işe Allah’ın adıyla başlamak gibidir. Çünkü Allah’ın adıyla başlanılan her şey insan içindir. İnsanlık içindir. Bu haseple bu yazımızda da insanla başlayacağız.
İnsan; et, kan, su ve kemikten oluşan bir varlıktır. Bunun iç kavramıysa ruh ve topraktır. Her insanın parmak izi Yüce Kudret tarafından farklı bir yazılımla meydana getirilmiş olup her insanın DNA’sı dahi farklı yaratılmıştır. Ancak insanlarda ortak olan yönlerden bir tanesi de yüzdür.
Her insanın “ÜÇ YÜZÜ” vardır. Herkeste bu aynıdır. Herkesin üç farklı profili vardır. Üç farklı karakter, üç farklı duygusal davranış ekolü, üç farklı yazılım.
Birincisi herkesin bildiği, isminizin olduğu yüzünüzdür.
İkincisi sevdiklerinizin yani ailenizin bildiği yüzünüzdür.
Üçüncüsü ise hiç kimsenin bilmediği yalnızca siz ve Yüce Allah’ın bilmiş olduğu yüzünüzdür.
Sizi dünyada ve ahirette kazançlı ve zararlı çıkaracak yüzünüz üçüncü yüzünüzdür. Çünkü bu yüzünüz genelde kimsenin yanınızda olmadığı, kimsenin sizleri görmediği anlarda göstermiş olduğunuz yüzünüzdür. Yalnızca Yüce Allah tarafından görülürsünüz. İşte, burada birinci ve ikinci yüzünüzün etkisiz kaldığı nokta üçüncü yüzünüzdür. Bu yüzden de üçüncü yüzünüz en kıymetlidir.
Düşünün herkes tarafından bilinen birinci olan yüzünüzde eğitimli, ahlaklı, terbiyeli, ibadetlerini yerine getiren bir şahsiyet olarak görülürken yalnız kalınca veyahut sizi tanıyan hiç kimsenin görmediği bir alanda gerçekleştirmiş olduğunuz davranışlarınız birinci yüzünüzün aksine, günahkâr, yalancı, ahlaksız, hırsız ve fütursuz bir profile sahipse birinci yüzününüz otomatik ortadan kalkacak ve yerine herkes tarafından sizler açısından olumsuz bir profilin oluşmasına sebep olacaktır. Her insan asıl insanlığı ve asıl kimliğini üçüncü yüzünde meydana getirir. Herkesi bir kamufle ile kandırabilir veya yanıltabiliriz.
Olmadığımız kişiler olup bazen kendimizden nefret etmemize rağmen bundan sırf menfaat adına vazgeçmeyip devam ederiz. Aslında en çok da kendimizi kandırmış oluruz. Ama sadece buna inanmak istemeyiz. Günümüzde insanlar, yaşamış oldukları çocukluk ve hayatındaki travmalardan kaynaklı yalnız başına kaldıklarında daha çok üzgün, mutsuz, huzursuzken başkalarının yanında daha mutlu olduğunu şakacı, çok gülen tavırlarla göstererek aslında olmadığı kişiyi meydana çıkarmıştır. Burada da psikolojinin insan ruhuna etkisini görmekte olup ruhun insan kimliğini yani yüzünü, profilini belirlediğini kavramaktayız.
Ruhunuz kötüyse yüzlerinizde kötüdür. Ruhunuz mutmain ve teslimiyet içindeyse yüzlerinizde buna eşlik etmekle mükellef olacaktır.
Çevremizde ağzı bozuk, sarhoş, ahlaksızlık yapan insanlar gördüğümüzde otomatikman ve normal olarak birinci profillerinin kötü olduğunu söyleyerek onları dışlamaya kadar gideriz. Belki de bu tarzdaki şahıslar üçüncü profildeki arkasında namaz kıldığımız şahsiyetlerden veyahut ellerine eğilip hürmetle öptüğümüz karakterlerden daha kıymetlidirler. Derler ya paranın ve imanın kimde olduğu bilinmez. Gerçekten öyledir.
İnsan toplum içinde beş vakit hakla, İslam’la hemhal olup yalnız kaldığında kumar, ahlaksız işler yapması nasıl bir tezatlık meydana getiriyorsa sarhoş, ahlaksız görünen şahsiyetler de yalnız kaldıklarında hakla hemhal olabilirliği ile bu açıdan tezatlığı meydana getirecektir.
İnsanın, karakteri doğduğunda tohumdur. Yavaşça sulaya sulaya meyve verir. Bu meyve zararlı mı zararsız mı olduğu da davranışlarından meydana gelir. Eliyle bütün insanlığa zarar veren insan birinci ve üçüncü profillerinde tövbe etmediği sürece bir sulha ve kurtuluşa ermez. Tövbeden kasıt yalnızca dini olarak değil hatasını düzeltmek adına uğraşmamış olması tövbeyle zıt durumları meydana getireceğinden tövbe faslını hatanın telafi ve tekrar işlenmemesi ile birleştirebiliriz.
İnsanın karakterinin en çok belirginleştiği dönem bolluk dönemidir. Şayet insan bolluk döneminde isyankâr, şükürsüz, paylaşmadan uzaksa yokluk dönemindeki var olan bütün karakteristik özellikleri bir çırpıda çöp olacaktır. Her nimet imtihanıyla beraber gelmektedir. İşte, bolluk imtihanı da insanın asıl karakterini meydana getirecektir. Üçüncü şahsında en çok etkilenmiş olduğu nokta bolluk dönemleridir.
İnsan, kendisine ikram edilen her şeye yalnız kaldığında şikâyet edip insanlar içinde “çok şükür vermiş, bizde yiyip dağıtıyoruz” demesi ve yalnız kaldığında daha çok nasıl kazanırım derdinden ikram edilen şeye “buna da şükür, hatta çok şükür, sahibi Allah bizler bekçiyiz.” gibi karakterinin belirleneceği şeylerden sakınıyorsa işte, üçüncü profilinde bir tezatlığı meydana getirmektedir.
Bizler üç yüzümüzle Allah’ın razı olduğu, insanlığa faydalı, ümmetin derdiyle mücadele eden karakterlere sahip olacağız. Selam ve dua ile.
YÜZ YÜZLÜ İNSAN
Kimi yalancıdır kimi kindar
Kiminde insanlık aranır kiminde merhamet zor
Kimi ipek kumaş giyip tozar
Kimi de elinde bollaştıkça azar
Yüz, yüzü vardır insanın
Kuyu kazmaya gider elleriyle
Düşer kuyuya diliyle
Yadırgadığı şey imtihanı olur benzeriyle
Kırıp dağıtır ortalığı sözleriyle
Yüz, yüzü vardır insanın
Savurur, kırar acı nedir sanki bilmez histen
Öyle korkaktır ki ürperir karıncadan gelen sesten
Bıkıp usanmaz koşturur dünyada heveslen
Çeker, çeker de akıllanmaz nefisten
Yüz, yüzü vardır insanın
Makam verilir kendisine Kudretten
Ben kazandım zanneder habersiz hoş gösterilen süsten
Bilmez ki sınavdadır kopya çekilemez kimseden
Yine de hak yemeyi kudret sanır kendisinin kurduğu küvesten
Yüz, yüzü vardır insanın
Başkası bakınca cömerttir dağıtır
İçi karadır bıyık altından sırıtır
Tesbihi eksik etmez parmakları uyuşur
Tek kalınca çaldığı hakları çelik kasalarda sıkıştırır
Yüz, yüzü vardır insanın
Bilmez okumanın neden emredildiğini
Boşuna zanneder din için vatan için dökülen kanın döküldüğünü
Bilmez vatanın düşmanın emmelerinden dişlerle söküldüğünü
Altında ölü yatarda üstünde sağ gezer zanneder kendini
Yüz, yüzü vardır insanın.
Her şey olur da bir insan olamaz insan!
Yüzde yetmişi su yüzde yüzü zan!
Sanki Kızılay’dan satılmış üstündeki kan!
Kendinin zanneder acizdir insan!
Yüz, yüzü vardır insanın.