Eski dönem eğitimle bugünü kıyas edip duruyoruz. Eğitimden ket vurup şikâyet ediyoruz.
Gelin eğitimi beraber boyluca ele alalım.
Bariz bir durum var ki eğitim sistemi Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir dönemde bu dönem olduğu kadar yara almamıştı.
Veli kavramı, öğrenci ve öğretmen manaları o kadar değişmiş vaziyette ki eskiden öğretmenler çocuklar üzerinde büyük baskı kurarak eğitimi yaratmaya çalışırken saygı eylemi öğrencilerde veli faktörü aracılığıyla büyük bir etken olmaktaydı. Yani öğrenciler öğretmenlerine karşı çok hassas ve çekingendi. Bugün ise tam tersi bir durum söz konusu olmakla beraber bu tam tersi durumun aslında son dönemdeki ebeveynlerin daha önceki dönemdeki öğrenciler olduklarından oradaki öğretmenlerin sert mizacı ve ailelerinin kendilerinde yaratmış olduğu öğretmen haklıdır profiline büyük bir darbe vurmasından bugünün velileri o günün öğrencileri kendi öğrencilerine, öğretmen ilişkisinde ben görmedim evladım görsün algısıyla da ilerlemiş olabilir. Bu durumda öğretmenlerin büyük zan ve haksızlık altında kalacakları aşikâr olacaktır.
Ülkemizde eğitim sistemi bir türlü sağlam bir zemine oturtulamadı. Oturtulduğu dönemlerde de ülkenin durumu göz önüne alınınca aslında bu ülkenin eğitim alanında gelişmesine hiçbir zaman müsaade edilen ortam yaratılmadı ve müsaade edilmedi.
Başta köy enstitülerinin kapatılması ardından öğretmenlik branşlarındaki haksız atama dağılımı bunu da ardına ihtiyaç yani norm fazlası gibi bir resmiyete dökmeleri belki de öğretmenlik mesleğini tekelde değersizleştirmenin önünü açtı. Ki kesinlikle öyledir.
Ardından öğretmenlerimiz görevlerini hakkıyla ihya edip etmediklerini kendilerine sormalarıyla günümüzdeki öğrenci, ebeveyn ve öğretmen ilişkisinde eğer vicdanen rahatlarsa bu sorumluluğun yüzdelik payının büyük oranı ebeveyn ve eğitim sistemine yıkmış olacaklardır.
İçi boşaltılmış bir eğitim sistemi zihni boş bir nesil yetiştirir. Eğitim savunma ve ekonomiden önce gelir. Eğitimi olmayan ülkelerin hem savunma hem de ekonomi açısından ilerlemiş oldukları dünya tarihinde hâlâ görülmemiştir. Ve görülmeyecektir. Eğitimli bireyler sayesinde ülkeler refaha erişir. Eğitim sisteminin pratik ve teorik çerçevesini iyi hizaladığı anda eğitim sistemiyle birçok faydalı bilgilerin toplumda fayda sağlamasının önü de açılacaktır.
Eğitim sistemimizin varlığı günümüzde o kadar kötü bir zemine oturtulmuştur ki öyle olmasının en büyük açıklaması ülkemizde ortak bir eğitim bilincinin hala bakanlık atlında birleştirilememiş olmasıyla ifade edilebilir. Bakanlıkta ve üst makamlarda yer alan bazı solcu bazı sağcı kesimlerin yetki genişliği, yetki gücü ile iki tarafta kendi düşünce yapısını ağır bastırmaya çalışarak bir tarafı çekiştirirken diğer tarafın yarım kalmasına sebep olmasıyla aslında iki tarafından yok olmasına neden olmaktadırlar.
Özellikle din eğitiminin okullarda öğrencilerimize sevdirilmesi gibi tarih bilinci ile iki kutbunda birleşip gerçek tarihle birlikte eksik olan tarihi tam bir şekilde anlatılmaları bir kesimin solcu yani Atatürkçü diğer kesiminde Osmanlı bayrağı altında toplanmasının iki tarafa da fayda vermeyeceği düşünerek tarih bilincinden uzak birer nesil yetiştirmiş olduklarını ifade etmekte büyük önem atfetmektedir. Çünkü kabul edilse de edilmese de iki tarafta ülkemizde sırt sırta omuz omuza bu vatanı korumak için bir kesim 600 yıl bir kesimde günümüzde devam ettiği gibi fayda sağlamışlardır. Bunları iki zıt kutup olarak varsayıp bir tarafın ağır bastığı eğitim sistemini aşılayıp diğer tarafın demek doğru olmasa da sonuç olarak da ikisi de birdir. Diğer tarafı ötekileştirip ele almamak eğitim sistemimizde özellikle gençlerimizin geçmişlerini bilmemelerinden kaynaklı geleceklerine yön verememe gibi bir mağduriyetle göğüs göğse kalacaklarını hatırlamakta fayda vardır.
Öğretmenlerimiz özellikle görev yaptıkları yerlerin kültürel zenginliklerine önem verip onları ötekileştirmeden kucaklayıp eğitim ve öğretimini hakkıyla yerine getirmelidir. Özellikle Kürt kardeşlerimiz yıllarca bu durumdan mustarip olmuşlardır. Ancak bugün görmekteyiz ki gelişen ve görevini hakkıyla ihya eden eğiticilerimiz sayesinde Kürt kardeşlerimiz evlatlarının eğitimi için canla başla mücadele edip vatana millete faydalı bireyler olmaları için büyük mücadeleler sergilemekteler.
Okul, öğretmen, öğrenci ve veli dörtgeni birbiriyle koordineli bir şekilde ilk görevleri eğitimin asıl gayesi olan bir şeyler başarmaktan önce iyi bir insan olabilmenin formülünü aşılama olmalıdır. İyi bir insan olmak her şeyden önce gelmektedir. Ülkemizde ve günümüzde bunu ebeveyn, öğretmen ve arkadaş belirler. İyi bir insan olunmadan iyi bir mühendis iyi bir doktor iyi bir öğretmen olamazsınız. Eğitim insan olmanın asıl anahtarıdır. Bu anahtarın küpesi okullardır. Okullar ve evlerimiz iyi insan olarak yetiştiremediği her bir karakterin bedelini maalesef ki acılarla ve geleceksiz bir yaşamla ödemeye mahkumlardır.
Savaş döneminde dahi ülkede düşman varken eğitim kongreleri düzenleyen (Kütahya-Eskişehir Muharebesi / Ankara’da toplanan I. Maarif Kongresi) Mustafa Kemal Atatürk’ünde dediği gibi “CAHİLLİKLE MÜCADELE, DÜŞMANLA MÜCADELE KADAR ÖNEMLİDİR” bu yüzden en büyük savunma sistemi eğitimdir. Eğitimin amacı da doğru ve bilgili bireyler yetiştirmek olmalıdır.