Insan doğmadan önce bir yerde habersizce dünyaya gelmeyi beklemişti. Annesinin karnına bir hayal olarak düştüğü günden itibaren bu sefer anne ve babası adına bir bekleyiş meydana getirmişti. Doğduktan sonra büyümesi adına bir bekleyişe girilmeye başlanmıştı. Hasılı hayatın ilk anından son anına kadar insan her şeye bir bekleyişle karşılaşmıştı.
Peki, beklemek, bekleyiş fıtraten yanlış mıydı? Yahut insan bekleme konusunda şikayetçi mi olması gerekirdi?
Insan Allah’ın kendine yazmış olduğu kadere teslim olup sabretmekle umut ettiği şeylere erişmeyi hayal ederek beklemeyi bir cefadan çok bir mükafata çevirebilirdi.
Her bekleyiş, içinde bir nimeti sunar bekleyene. Anne karnındaki çocuk dokuz ay dünyaya gelmek için bekler. Tıp dilinde erken doğum muhabbeti hem anneye hem bebeğe büyük sorunlar yaşatacağı malumatıyla hayattaki diğer birçok şeyde aynı anne karnındaki bir bebeğin ayından önce dünyaya gelmesiyle bağdaştırılabilir. Bir meyve günü gelmeden mevsimi dolmadan çiçek açmayıp kendinden bir şeyler sunamaz. Bir öğrenci mücadele etmeden ders çalışmadan başarılı olacağı günlere bekleyişle erişemez. Evet, bekleyiş sadece yerinde oturup hiçbir şey yapmadan kaderin bizlere kıyak geçmesini ummak olmamalıdır. Çünkü Allah beklerken mücadele edenlere mücadele ederken sabredenlere birer mükafat olduğunu ifade etmiştir. Velhasıl her şey bir bekleyiştir.
Insan bu dünyada her şeyi çözemediği için diğer dünyaya da bazı şeyleri bırakır. Burada da bir bekleyiş söz konusudur. Ölüm!
Ölüm olmadan diğer dünyaya erişemeyip istediğimiz duruma kavuşamayacağımız akıllarımızdan çıkmamalıdır. Bu bekleyişin zorlu yanıda ölüm gibi çetin bir ameliyattır.
Beklemek ‘‘sağlamlaştırmak, korumak‘‘ anlamlarına da gelir. Yani bir şeyin olabilmesi için o durumun oluşması sürecinde sağlam bir direğe bağlanıp sağlam şekilde bekletilmesidir.
Örnek olarak ülkemizde doğuda peyniri yerin altına gömüp yıllar sonra çıkarırlar. Bunu yapmalarının sebebi peynirin daha lezzetli ve daha kaliteli olacağı fikridir. Insanda erişmek istediği şeylere erişme sürecinde isyan etmeden sabır ile tevekkül bandında mücadele ederse erişeceği şeye giden yolda olgunlaşıp erişmek istediği şeye eriştiğinde daha da kıymetli şekilde istifade edebilir ve daha da manalı bir kıvama gelmiş olur. Bu yüzden beklemek belirsizliklerle dolu olsa da aslında insanın olgunlaşmasına, kıvama gelmesine ve erişmeyi hayal ettiği yolda onu tam teşekkülü halde kullanabilecek profile gelmesinde büyük bir payesi gizlidir.
Hayatımızın her noktasında kendine yer eder beklemek. Önemli olan manasına ve hikmetine ram olabilmektir. Aşkta, işte, aşta, arkadaşta, ailede, sokakta, hayatta ve ölümde dahi bir manası vardır. Birkaç ünlü düşünürün bekleyiş üzerine birkaç sözüyle konuyu noktalayalım:
• Nazım Hikmet: “Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.”
Nazım Hikmet burada bizlere aşk için belirsizce beklerken buna kötü şekilde yaklaşmak aşka bir ihanet olacağını ifade eder ve beklemenin aşk için büyük bir kanıt olduğunu bizlere gösterir.
• Necip Fazıl Kısakürek: “Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, benim seni beklediğim kadar.”
NFK, bu sözleriyle beklemenin artık bir sancı olduğunu ifade ederek beklemenin acı olan bir diğer yönünü ( ki yukarıda değinmemiş olmam beklemenin olumsuz yönlerine değil de hikmetine yöneltimek maksadıyla atlayıp geçtim.) Bir şey zamanında gelmediğinde vaktinden sonra gelmesi o şeye duyulan hazzı azaltacağını ve gereksiz olduğunu bizlere ifade eder.
• William Shakespeare: “Beklemek cehennemdir. Ama beklerim seni.”
• Leo Buscaglia: “Herkes sever ama herkes bekleyemez.”
• Ali Lidar: “Beklemek buralarda seni seviyorum demenin jestsiz ve mimiksiz ifade edilmesidir.” Küçük Prens’ müzesinin arşüdükü felsefe hocamız şair Ali Lidar abimizde beklemenin bir başka manasını bizlere göstermiştir.
• İbrahim Halil Özdemir: “Beklemek, Allah’a teslim olmaktır.“
Bu da benim sözümdür.
Sabırla, Allah’a güvenip mücadeleyi elden bırakmadan bekleyenler er ya da geç istediklerine erişmiş olacaklardır. Ancak Allah’a teslim olmak Allah’ın bizler için gizlediği koruma veyahut mükafatlarını göz önünde bulundurarak eriştiğimizi anlamamız lazımdır.