Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Şanlıufa’ya geldi.
Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları kapsamında kente gelen Bakırhan, Şanlıurfa Barosu binasında bulunan Tahir Elçi Konferans Salonunda partililerle bir araya geldi.
Saygı duruşu ile başlayan programda Bakırhan, kürsüye çıkarak önemli açıklamalarda bulundu.
“Terörsüz Türkiye” yasasına ilişkin konuşan Bakırhan, yasanın Kürt meselesinin tüm sorunlarını çözen bir düzenleme olmadığını belirterek, “Silahı ve şiddeti devreden çıkarıp Kürt meselesini siyasi zemine taşıyarak orada tartışmak ve çözmek” dedi.
BAKIRHAN: BİR AN ÖNCE BU SAÇMA SAPAN UYGULAMADAN VAZGEÇİLSİN
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Akçakale Sınır Kapısı’ndan geçişlerde alındığını belirttiği yurt dışına çıkış harcına ise şu sözlerle tepki gösterdi:
“Hemen yanı başımızda, Akçakale ile Mürşitpınar'ın altında akrabalarımız yaşıyor, insanlarımız yaşıyor. Ortak bir hafızaya, ortak bir tarihe sahibiz. Ancak zamanında sınırlar araya girmiş. Maalesef sınırlar, halkları birbirinden koparan bir misyon yüklenmiş. İşte biz diyoruz ki sınırlar yerinde kalabilir ama halkların birbiriyle ekonomik, siyasal ve kültürel olarak etkileşimini sağlasın. Sınırlar araya beton ören, halkları birbirinden uzaklaştıran değil; birbirine yakınlaştıran, insanları duyguda birleştiren bir rol oynasın. Böyle bir şey var mı arkadaşlar? Biz yurt dışına çıkarken bile Avrupa'ya bu kadar para ödemiyoruz. Fakir olan Arap, Türk, Kürt buradan, Akçakale'den geçerken niye 164 dolar ödesin? Yani ‘Açıyorum ama geçmeyin. Açıyorum ama akrabalarınıza gitmeyin. Açıyorum ama ticaret yapmayın. Açıyorum ama etkileşmeyin’ diyor. Olmaz. Buradan ilgili müdürlüklere ve bakanlıklara sesleniyorum: Bir an önce bu saçma sapan uygulamadan vazgeçilsin.”
“KÜRT'ÜN DİLİNİ VE KİMLİĞİNİ YOK SAYMAMALI”
Bakırhan, konuşmasında Kürt kimliği ve diline ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’de yaşayan farklı halkların eşit şekilde yaşaması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
“‘Kürtüz, ne yapalım?’ Vallahi Allah öyle yaratmış. Arap yaratmış, Türk yaratmış. Bize seçme şansı verseydi belki başka bir milliyeti kendimiz seçerdik, öyle değil mi? Kimliğinden dolayı sövülen, dışlanan, içeri atılan bir halkın kimliğini sen de kabul et. Allah yaratmış. Allah yaratmışsa sen de kabul et, ben kurban olayım.”
“KANTAR HALKIMIZIN ELİNDEDİR; URFALILARIN ELİNDEDİR”
Bakırhan, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise Kürt meselesinin siyasi zeminde ele alınması gerektiğini belirtti.
“Biz açık siyaset yapan, açık konuşan bir siyasi partiyiz. Başarısız olduğumuz zaman öz eleştiri veriyoruz. Hatta en son Meclis'te yaptığım konuşmada çok önemli bir şey söyledim. Dedim ki: ‘Farz edin, bizim terazimiz şaştı. Ama kantar halkımızın elindedir; Urfalıların elindedir. Kürtlerin, Arapların, kadınların, gençlerin elindedir. Bizim terazimiz şaşsa bile kantarı elinde bulunduran sizler asla bize yanlış yaptırmazsınız.’”
BAKIRHAN’DAN “TARİHİ YASA” VURGUSU
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Meclis’te kabul edilen yasayı “tarihi” olarak nitelendiren Bakırhan, yasanın silah ve şiddeti devreden çıkararak meselenin siyasi zeminde tartışılmasını amaçladığını şu sözlerle ifade etti:
“Şimdi onu tekrar ediyorum. Bu yasa, Kürt meselesinin çözüm yasası değil. Yasayı eleştiriyorlar, ben de şaşırıyorum. Yasanın temel amacı; silahı ve şiddeti devreden çıkarıp Kürt meselesini siyasi zemine taşıyarak orada tartışmak ve çözmek. Yani bu yasa, ‘Ben Türkiye'de Kürt meselesini bu aşamada çözeceğim, Kürtlerin bütün sorunlarını ortadan kaldıracağım, bölgedeki sorunları çözeceğim’ yasası değildir. Peki, bu talepleri unuttuk mu? Bu talepleri dile getirmeyecek miyiz? Bu taleplerimiz gerçekleşmeyecek mi? Tabii ki dile getireceğiz, savunacağız. Bu taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz. Ama o yasa, bu yasa değil.”
“BU YASA, BAŞTA NASIL TARTIŞILDIYSA ÖYLE ÇIKTI. EKSİKLERİNE RAĞMEN”
Bakırhan, yasanın içeriğine ilişkin konuşmasında cezaevindeki siyasi tutuklular, yurt dışında bulunan siyasetçiler ve PKK’nin silahlı kadrolarına ilişkin değerlendirmeler için,
“Nedir bu yasa? Diyor ki: Selahattinler, Figenler, Ali Özgütler, Ayşe Gökkanlar, Leyla Güvenler ve cezaevindeki binlerce Kürt siyasi tutsak dışarı çıkacak. Ne diyor bu yasa? Diyor ki, çeşitli sebeplerden ve baskılardan dolayı yurt dışına sürgüne giden Emrullah Cin ve benzeri Kürt devrimcileri ve siyasetçileri ülkeye dönecek. Ne diyor yasa? Diyor ki, elinde silah olan, silahla mücadele eden PKK'nin dağ kadroları demokratik, sosyal ve siyasal yaşama katılacak. Bu yasa, başta nasıl tartışıldıysa öyle çıktı. Eksiklerine rağmen...”
“BİRLİKTE MÜCADELE EDENLERİN ARASINA NİFAK TOHUMLARI EKİLDİ”
Bakırhan ayrıca, geçmişte farklı kimlikler arasında ayrıştırıcı politikalar uygulandığını savunarak, yeni sürecin bu sorunların giderilmesi için fırsat olduğunu söyledi.
“Ne olduysa, bir tarihten sonra birlikte mücadele edenlerin arasına nifak tohumları ekildi. Birileri çıktı, ‘Kürt dili nedir?’ dedi. ‘Kürt kimliği nedir?’ dedi. Yok saydılar, inkâr ettiler. Hatta bizim farklılığımızı bir tehdit olarak sundular. Şimdi bu süreç, tam da o eksikleri onarma, o eksikleri giderme sürecidir. Cephede birlikte olan; kuruluşta birlikte olan Arap'ın, Türk'ün, Kürt'ün, Alevi'nin, Sünni'nin kardeşçe ve eşitçe yaşaması mücadelesidir.”
KÜRT'ÜN DİLİ VE KİMLİĞİ YOK SAYILMAMALI
Konuşmasının devamında Şanlıurfa’nın sürece katkı sunması gerektiğini belirten Bakırhan,
“Biz asla birbirimize düşman değiliz. Bizi birbirimize düşman ettiler. Biz aynı bedeniz, aynı ruhuz. Dolayısıyla bu aynı bedene, aynı ruha layık bir yaklaşım içerisinde olmalıyız. Biz de olmalıyız, iktidar da olmalı, devlet de olmalı. Kürt'ün dilini ve kimliğini yok saymamalı, tehdit olarak görmemeli. Kürt'ün seçilmiş iradesine kayyum atamamalı. Düşünce ve ifadelerini dile getirdikleri için insanlarımızı cezaevine atmamalı. Kürt'le birlikte bu topraklarda yaşayan Arapları da mağdur etmemeli.”dedi.
"120 YILLIK MECLİS TARİHİNDE İLK DEFA KÜRT MESELESİ YASAL BİR ZEMİNDE TARTIŞILDI"
Bakırhan, konuşmasının son bölümünde Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısına ve Meclis’te kabul edilen yasaya değinerek, söz konusu düzenlemenin Türkiye açısından tarihi bir adım olduğunu şu sözlerle aktardı:
“İşte Sayın Öcalan tam da bunun için, 27 Şubat'ta Sayın Bahçeli'nin çağrısı üzerine bir çağrı yaptı. İki yılı aşkın süredir hep birlikte bu süreci büyük bir titizlik ve dikkatle dinliyoruz. ‘Acaba ne olacak?’ diye düşünüyoruz. Ciddiyetimizle birlikte halkımız, halklarımız kimi tereddütlerini, sıkıntılarını dile getirdiler. Evet, ağır yürüdü, aksak yürüdü. Daha önce bu yasa çıkabilirdi. Ama günün sonunda, eksikliklerine ve aksaklıklarına rağmen Meclis'te tarihi bir yasa geçti. Niye tarihi diyorum? 120 yıllık Meclis tarihinde ilk defa Kürt meselesi yasal bir zeminde tartışıldı. İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti. İçeriğinden bağımsız olarak bu önemlidir.”


0 Yorum