Şanlıurfa'da eski skandala yeni müdür yeni gündem! Bir polisin suçu ve ifadesi

Emniyet'te yeni atamaların gündeme geldiği bu sıralarda Yazar Tolga Şardan, Ankara-Şanlıurfa-Antalya hattında bir şahsa ait kişisel verilerin bir polis tarafından usulsüzce paylaşıldığı iddiasını gündeme taşıdı. Şanlıurfa’da skandal 2024 Eylül ve Ekim ayında yaşanmış. Yeni Emniyet Müdürü Aksoy döneminde soruşturma başlatılmış.

Şanlıurfa'da eski skandala yeni müdür yeni gündem! Bir polisin suçu ve ifadesi

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Emniyet'te yeni atamaların gündeme geldiği bu sıralarda T24 yazarı Tolga Şardan, Antalya-Ankara-Şanlıurfa hattında yaşanan bir kişisel verilerin ihlali (KVKK) skandalını kaleme aldı.

Şardan’ın kamuoyuna aktardığı bilgilere göre, Ankara’daki bir üst düzey emniyet yöneticisi, Şanlıurfa’daki meslektaşından bir şahsa ait kişisel verileri talep etti. İddiaya göre, Şanlıurfa’daki yönetici KOM Şubesi üzerinden ilgili verilere ulaştı ve bu bilgiler Ankara bağlantıları aracılığıyla Antalya’ya iletildi.

ATAMA ZAMANLAMASI DİKKAT ÇEKTİ

Şanlıurfa’da 2024 yılının eylül ve ekim aylarında yaşandığı iddia edilen bu skandalın ardından kasım ayında Atilla Aksoy göreve getirildi. Geçmiş dönemde yaşanan skandal, mağdur olduğunu iddia eden tarafın şikayeti üzerine ortaya çıktı. Yeni Müdür Aksoy döneminde soruşturma başlatıldı.

İşte Şardan’ın yazısı:

“Ankara’daki üst düzey yönetici, Şanlıurfa’daki üst düzey meslektaşından kişisel veri talebinde bulundu. Hiyerarşik sistem dahilinde, Şanlıurfa’daki üst düzey yönetici, bu kez KOM Şubesi’nin yöneticilerine verdiği talimatla şikâyetçinin kişisel verisine ulaşıp, Ankara’daki bağlantılar üzerinden Antalya’ya ulaştırıldı. Kişisel verilerin yasal görüntü altında yasa dışı elde edilmesinde kimlerin, hangi üst düzey polis müdürlerinin devreye girdiğinin bizzat Teftiş Kurulu aracılığıyla açığa çıkartılması gerekiyor

Büyüteç’te sık sık belirtiyorum; ülkede maalesef işlerin çivisi çıkmış durumda bir süredir.

“Bir süredir” dediğime bakmayın. Epeyce zamandır özellikle bürokraside düzen bozuk ne yazık ki. İşin vahim tarafı düzeleceği yönünde de herhangi olumlu bir sinyal yok.

Ağır hiyerarşinin uygulandığı polis teşkilatından bir dosya var elimde.

Konusu, önemli ve kritik bir görevdeki polisin, görevini “fazlasıyla” kötüye kullanması! Bu görev suçundan dolayı söz konusu polis hakkında ceza davası açıldı.

Muhtemel ki, merkezdeki üst yönetimin yaşananlardan haberi yoktur. Zaten bugünlerde bu tür konularla uğraşmaları mümkün değil! Başka konularda sıkıntıları mevcut.

Adli olarak kovuşturmaya başlanmakla birlikte mağdur kişinin yaşadığı kentin emniyetince yerel düzeyde olayla ilgili idari soruşturma devam ediyor.

Dosya incelediğinde, - bilhassa teşkilatı yönetenler kusura bakmasınlar- konu, bireysel gibi gözükmekle birlikte gerçekleşmesi ve sonuçları üzerinden vahameti değerlendirmek mümkün.

BOŞANMA DAVASIYLA GÜN IŞIĞINA ÇIKAN SKANDAL

Özel hayatın gizliliğine hassasiyet göstermek amacıyla boşanma aşamasındaki çift ile diğer kişi ve kişilerin isimlerini özellikle açıklamadığımı vurgulamakta fayda gördüm.

Gelelim, olayın detaylarına. Olayın yörüngesi, Antalya – Ankara – Şanlıurfa – Antalya üçgeni.

Süreç; Antalya’da yaşayan evli bir çiftin, yaşamlarını mahkeme kararıyla ayrı ayrı devam ettirme kararı almalarıyla başladı.

Antalya’da yaşayan çiftin boşanma davası sırasında dosyaya ilginç bir belge sunuldu.

Kocasından boşanma talebinde bulunan eşin avukatlarınca, boşanma sürecindeki kocasının başka bir kadınla İstanbul’da bir otelde konakladığını ortaya koyan bir belgeydi bu.

Dosyaya evrakın girmesiyle birlikte süreç, başka bir boyuta dönüştü.

Bu kez İstanbul’da otelde kaldığı öne sürülen eşin bir yakını devreye girdi ve söz konusu evrakın nasıl oluşturulduğunun peşine düşüldü.

Yapılan araştırma sonucunda, boşanma davasını doğrudan etkileyebilecek evrakın, Şanlıurfa Emniyeti’nce hazırlandığı tespit edildi.

Belgenin tespit edilmesi bir yana, işin perde arkası da en az perdenin önü kadar vahimdi!

Boşanma aşamasındaki eşe ait kişisel verilerin nasıl ve hangi gerekçeyle elde edildiğinin peşine düştü aile.

TALİMAT ANKARA’DAN İŞLEM ŞANLIURFA’DAN

İz sürmeyle birlikte, Antalya’da yaşayan bir kişinin aynı zamanda kişisel veri olarak tanımlanan log kayıtlarının Şanlıurfa Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele( KOM) Şubesi’nde görevli Polis Memuru H.B. tarafından sorgulandığı belirlendi.

Adli soruşturmada; İstanbul’daki otelde kaldıkları öne sürülen kadın ve erkeğe ait log kayıtlarının, ülke genelinde suçla mücadele faaliyetlerini yürüten KOM Şubesi birimlerinin kullandığı KOMALEM veri tabanında, 30 Eylül 2024 ve 4 Ekim 2024 tarihlerinde sorgulandığı anlaşıldı.

Ayrıca, söz konusu kişinin Şanlıurfa Emniyeti’nce yürütülen adli soruşturma çerçevesinde “hedef kişi” konumuna alındığı ve veri kayıtlarının “yasal görünüm altında yasa dışı” biçimde sorgulandığının altını çizeyim.

Kaldı ki; verilerin sorgulanan kişi, Antalya’da yaşıyor ve Şanlıurfa’ya gitmemiş. Bu noktada, Şanlıurfa’ya gitmeyen bir kişinin de adli soruşturmaya alınmasında sorun olmaz. Fakat söz konusu kişi hakkında adli soruşturmaya konu olacak herhangi bir bilgi ve belge yok.

Sürecin ne şekilde geliştiğini yazının ilerleyen bölümünde aktaracağım.

POLİS MEMURU: BEN SUÇSUZUM

Sorgulamayı yapan Polis H.B’nin aynı zamanda KOM Şubesi Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliği’nde görevli olduğunu belirteyim.

Soruşturma, savcılıkça iddianameye dönüştürüldü. Ve H.B’nin yargılama süreci başlatıldı.

Sanık H.B., iddianamede yer alan ifadesinde şöyle dedi:

“(…) Olay tarihinde ben, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’nün KOM Şube Teknik Takip Bürosu’nda polis memuru olarak görev yapıyordum. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın teknik takip dosyaları vardı. Sayısını ve numaralarını hatırlamıyorum. Bu dosyalarda hedef şahısla görüşme yapan ya da bağlantılı olan şahısları da tespitine yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Tahminimce bu teknik takip sırasında XXX’in kayıtları tespit edilmiş olabilir. Ben müştekileri tanımam. Kendileri ile hiçbir bağlantım yoktur. Ben görevimi kötüye kullanmadım. Yasa ve yönetmeliklere uygun şekilde yetkim dahilinde görev yaptım. Ben görevim gereği elde ettiğim bilgileri kesinlikle amirlerim ve yetkililer dışında hiç kimseyle paylaşmam. Ayrıca gerektiği takdirde HTS kayıtlarımın incelenmesine de rızam vardır. Atılı suçu işlemedim, suçsuzum. (…)”

Her ne kadar H.B., elde edilen verilerin başkalarıyla paylaşılmayacağını ifadesinde anlatsa da, işin aslı pek de öyle değil!

Elden ele gezen kişisel veri, Antalya’da dosyadan çıktı.

H.B.’nin bu savunmasına rağmen başsavcılık, “şikâyetçiye ait kişisel verileri, kamu görevinin sağladığı yetkiyi kötüye kullanarak, bilgisi ve rızası hilafına ele geçirerek üçüncü kişiye vermek suretiyle üzerine atılı kişisel verileri ele geçirme ve yayma suçunu işlediği hususunda kamu davası açmak için yeterli şüphenin bulunduğu” anlaşıldığı gerekçesiyle dava açtı.

H.B. hakkında TCK 136. maddesine göre hazırlanan iddianameyle iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ayrıca, yine TCK kapsamında sanığın kamu personeli olması nedeniyle cezanın yarı oranda artırılması istendi.

Polis memuru “şimdilik” dosyasının tek sanığı. Şimdilik dememin sebebi, yargılama sırasında üst düzey polis müdürlerinin de yargılama dosyasına girme ihtimali.

İDDİA: EMEKLİ MİT VE İKİ ÜST DÜZEY POLİS MÜDÜRÜ

Bu ihtimali açmak gerekirse; Antalya’da yaşayan şikâyetçi ile Şanlıurfa’da çalışan polis memuru arasında yaşananlar sırasında başka kişilerin “hatır işi” kapsamında devreye girdiği iddiası mevcut.

İddiayla ilgili aileyle görüştüm. Antalya’daki eş hakkında yasa dışı kişisel veri elde edilmesini sağlamak amacıyla önce emekli bir MİT’çi boşanma davasının diğer tarafı için devreye girdi. Emekli MİT’çi, Ankara’daki Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez teşkilatında o dönemde “daire başkanı” konumunda görev yapan üst düzey polis müdüründen yardım istedi.

Yardım talebi doğrultusunda; bu kez Ankara’daki üst düzey yönetici, Şanlıurfa’daki üst düzey meslektaşından kişisel veri talebinde bulundu. Hiyerarşik sistem dahilinde, Şanlıurfa’daki üst düzey yönetici, bu kez KOM Şubesi’nin yöneticilerine verdiği talimatla şikâyetçinin kişisel verisine ulaşıp, Ankara’daki bağlantılar üzerinden Antalya’ya ulaştırıldı.

Şimdi Emniyet Genel Müdürlüğü’nün idari soruşturmayı genişletmesi lazım. Dosya sadece bir polis memurunun üzerinde kalmamalı.

Kişisel verilerin yasal görüntü altında yasa dışı elde edilmesinde kimlerin, hangi üst düzey polis müdürlerinin devreye girdiğinin bizzat Teftiş Kurulu aracılığıyla açığa çıkartılması gerekiyor.

Gazetecilerin haber kaynaklarını açığa çıkarmak amacıyla savcılıklara şikâyet dilekçelerini gönderen Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, kurumsal marka değerini korumak için biraz da bu işlere yoğunlaşması elzem.

GÖRÜNTÜ YASAL, İŞLEM YASA DIŞI!

İşin aslına bakılırsa, hakkında dava açılan Polis Memuru H.B.’nin şikâyetçiyi ve diğer ismi geçenleri tanımadığı yönünde verdiği bilgi büyük olasılıkla doğru. Zira yasa dışı veriler, emniyet içindeki emir – komuta zinciri çerçevesinde elde edildiğinden H.B.’nin sadece kendisine verilen emri yerine getirdiğini söylemek mümkün.

Ayrıca, yine sanık H.B.’nin  “yasa dışı işlem yapmadığı” bilgisinde de doğruluk payı olabilir. Çünkü, haklarında yasa dışı veri toplanmak istenilen kişiler, haklarındaki doğruluğu tartışılabilecek sahte bilgiler ve ihbar mektuplarıyla “hedef kişi” konumuna alınarak yasal mevzuat çerçevesinde sorgulanabiliyor günümüzde.

İşin özeti, kimi katakulliler ile yasa dışılık göz göre göre yasal hale getiriliyor. Görüntü; suçla mücadele. Ama işin aslı ise, yasa dışılığa yasal çerçeve bulmak!

Yeri gelmişken iki bilgi daha vereyim. İlki, Polis H.B. hakkında Şanlıurfa’daki adli soruşturmanın dışında, Antalya Valiliği’nce Polis Memuru H.B. hakkında idari soruşturma açıldı.

Diğeri ise açtığı boşanma davasına ait dosyaya konulan ve eşine ait kişisel veri kaydını yasa dışı yöntemle elde edildiği iddia edilen kadına yönelik yine TCK’nin 136/1 maddesi hükmü gereğince adli yargı sürecinin başlatıldığı bilgisi.

Sonuç olarak suçla mücadelede kullanılmak amacıyla faydalanılan teknolojinin nimetleri, farklı süreçlerle istismar ediliyor kolayca.

Koltuğuna yeni oturan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, arka arkaya “suçlar ve suçlularla tavizsiz mücadele edileceği” mesajlarını veriyor.

İyi, güzel de bu mücadele kapsamına kurumsal istismar konuları da alınsa iyi olur.

Burada aktardığım sadece bir olay.

Nerelerde kim bilir hangi olaylar yaşanıyor? Kimler nasıl mağdur ediliyor?”

 

 

 

 

Şanlıurfa'da eski skandala yeni müdür yeni gündem! Bir polisin suçu ve ifadesi

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.