Şanlıurfalı çiftçilere kritik uyarı! "Ürünüm gitti" demeden önce bunu bilin

Türkiye'nin en önemli buğday ve arpa üretim merkezlerinden Şanlıurfa'da lisanslı depolara ürün teslim eden binlerce çiftçiyi yakından ilgilendiren önemli bir hukuki değerlendirme geldi. Avukat İbrahim Halil Bingöl, lisanslı depolarla ilgili yaşanabilecek olumsuz durumlarda çiftçilerin sahip olduğu hakları tek tek anlattı.

Şanlıurfalı çiftçilere kritik uyarı! "Ürünüm gitti" demeden önce bunu bilin

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şanlıurfa, sahip olduğu geniş tarım arazileriyle Türkiye'nin en fazla buğday ve arpa üreten illeri arasında yer alırken, hasat döneminde binlerce üretici ürününü lisanslı depolara teslim ederek Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sistemi üzerinden işlem gerçekleştiriyor. 

Bu nedenle lisanslı depolarla ilgili yaşanabilecek hukuki süreçler de Şanlıurfalı üreticileri yakından ilgilendiriyor.

Son dönemde lisanslı depolarla ilgili yaşanan gelişmelerin ardından Avukat İbrahim Halil Bingöl, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımla çiftçilerin haklarına ilişkin önemli bilgiler verdi.

ÇİFTÇİ MALININ SAHİBİ, ALACAKLI DEĞİL

Bingöl, lisanslı depoya teslim edilen ürünün satılmış sayılmadığını, hukuken emanet niteliğinde olduğunu belirtti. Bu nedenle depo işletmesinin mali sıkıntıya girmesi veya iflas etmesi halinde çiftçinin sıradan bir alacaklı gibi değerlendirilmeyeceğini ifade etti.

Paylaşımında, ELÜS sahibi çiftçinin ürün üzerindeki mülkiyet hakkını koruduğunu vurgulayan Bingöl, çiftçinin öncelikli olarak ürününü geri isteme hakkına sahip olduğunu dile getirdi.

ÜRÜN YOKSA DEVREYE GÜVENCE MEKANİZMALARI GİRİYOR

Avukat Bingöl, ürünün depoda bulunmaması ya da zarar görmesi halinde ise zorunlu sigorta, lisanslı depo teminatı ve Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu'nun devreye girebildiğini belirtti.

Ancak ürünün fiziken depoda bulunmaması, ELÜS'ün bankaya rehin verilmesi, senedin başka kişiye devredilmesi veya depodaki ürün miktarının tüm senetleri karşılamaması gibi durumlarda hukuki sürecin daha karmaşık hale gelebileceğine dikkat çekti.

BİNGÖL: BU KORKU ANLAŞILIRDIR AMA BÜYÜK ÖLÇÜDE YANLIŞTIR

Bingöl, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Bir çiftçi düşünün. Bütün yıl emek verdiği buğdayı hasat etmiş, lisanslı bir depoya teslim etmiş; elinde ürününü temsil eden elektronik bir senet var. Fiyatların yükselmesini beklerken bir sabah haberi alıyor: Depo batmış, yönetime el konmuş, kapılar mühürlenmiş.

O an aklından geçen ilk cümle çoğu zaman şudur: “Benden önce bankalar var, vergi dairesi var; sıra bana gelmez.” Bu korku anlaşılırdır. Ama büyük ölçüde yanlıştır.

Çünkü çiftçi o depoda alacaklı değildir; malın sahibidir. Bu ayrım kulağa teknik gelebilir ama iflas masasının önünde durduğunuzda hayatınızın en pahalı ayrıntısına dönüşür. Bu yazıda, çoğu çiftçinin varlığından bile haberdar olmadığı bu görünmez kalkanı; nasıl çalıştığını, ne zaman güçlü olduğunu ve hangi hallerde zayıfladığını anlatacağım.

“SATTINIZ MI, EMANET Mİ ETTİNİZ?”

Buğdayınızı lisanslı depoya teslim ettiğinizde bu bir satış değildir. Depo şirketi ürününüzü satın almaz, onun sahibi olmaz; yalnızca saklar. Hukuk dilinde bu ilişkiye vedia, yani emanet denir. Kuyumcuya bıraktığınız altın gibi: kuyumcu batsa da o altın onun borçları için satılamaz, çünkü hiçbir zaman ona ait olmamıştır.

5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu tam da bu mantığı kurar. Elinizdeki Elektronik Ürün Senedi (ELÜS), deponun size borçlu olduğunu değil, ürünün sizin mülkiyetinizde olduğunu gösterir; depo onu aynı miktar, cins, sınıf ve kalitede geri vermekle yükümlüdür.

Alacaklı, borçlusundan para bekler ve sıraya girer. Malın sahibi sıraya girmez; malını geri ister. Lisanslı depoculukta çiftçi, ikincisidir.

“ÜRÜN İFLAS MASASINA GİRMEZ”

Bir şirket battığında bütün malvarlığı iflas masasında toplanır ve alacaklılar arasında belli bir sıraya göre paylaştırılır; sıranın sonuna kalan çoğu zaman eli boş döner. Ne var ki masaya yalnızca iflas edenin kendi malvarlığı girer. Emanet olarak elinde tuttuğu, başkasına ait mallar bu paylaşıma dahil edilmez. Depodaki buğdayınız depo şirketinin mülkiyetinde olmadığı için, kural olarak iflas masasına girmez.

Bu nedenle çiftçinin yolu alacak takibi değil, istihkaktır. “Bana borcunuz var, ödeyin” demezsiniz; “Bu mal benimdir, geri verin” dersiniz. Bu, sizi alacaklılar sırasının tamamen dışına çıkaran, çok daha güçlü bir konumdur.

“ÜRÜN BULUNAMAZSA: KADEMELİ TAZMİN”

Peki ürün fiziken bulunamaz ya da zarar görmüşse? Kanun bu ihtimali de karşılamış; devreye sırayla üç mekanizma girer. İlki zorunlu sigortadır: depodaki ürünler yangın, hırsızlık, sel, deprem gibi risklere karşı sigortalıdır ve poliçenin lehtarı, hasar anındaki ürün sahibidir; yani bedel depoya değil, ürün sahibine ödenir. Sigorta yetmez ya da olayın niteliği sigorta dışındaysa lisanslı depo teminatı gelir: Her lisanslı depo, kapasitesindeki ürünün rayiç bedelinin en az yüzde on beşi oranında teminat göstermek zorundadır ve bu teminat doğrudan Tazmin Fonu lehine düzenlenir. Son halka ise Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu’dur; kendi tüzel kişiliği olan bu fon mağdura ödeme yapar, sonra kusurlu depo işletmesine rücu ederek ödediğini sorumlulardan geri alır. Böylece dava yükü çiftçinin sırtından Fon’a geçer.

Şu inceliği eklemek gerekir: sigortanın kapsamı sanıldığı kadar geniş değildir. Sigorta fiziksel hasarı karşılar, deponun kasıtlı dolandırıcılığını değil. Ürünün bir şekilde eksildiği vakalarda asıl güvence, teminat ve Tazmin Fonu’dur.”

AV. İBRAHİM HALİL BİNGÖL’ÜN YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ GÖNDERİYE TIKLAYABİLİRSİNİZ… 

Şanlıurfalı çiftçilere kritik uyarı! "Ürünüm gitti" demeden önce bunu bilin

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.