Taş Tepeler Projesi ile kentin dört bir yanına yayıldı. 12 farklı noktada yürütülen kazılar, insanlığın yerleşik hayata geçişinden günlük yaşamına kadar birçok bilinmeyeni aydınlatıyor.
Şanlıurfa, yalnızca Türkiye’nin değil, dünya arkeolojisinin de en önemli merkezlerinden biri konumunda. Bunun en büyük nedenlerinden biri ise yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan Neolitik Çağ yerleşimlerinin aynı coğrafyada yoğun şekilde bulunması.
Özellikle Göbeklitepe’de ortaya çıkarılan anıtsal yapılar, avcı-toplayıcı toplulukların sanıldığı kadar basit bir yaşam sürmediğini ortaya koyarak Neolitik Çağ hakkındaki birçok kabulün yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
Göbeklitepe’nin ardından Şanlıurfa’nın farklı noktalarında yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda benzer döneme ait çok sayıda yapı ve yerleşim tespit edildi. Bu alanların tek bir çatı altında ele alınması amacıyla Taş Tepeler Projesi hayata geçirildi.
TAŞ TEPELER’DE 12 FARKLI KAZI ALANI BULUNUYOR
2025 yılında açıklanan son bilgilere göre proje artık 12 ayrı kazı noktasında yürütülüyor.
Taş Tepeler kapsamında;
Göbeklitepe
Karahantepe
Sayburç
Sefertepe
Çakmaktepe
Gürcütepe
Harbetsuvan
Yeni Mahalle
Ayanlar
Mendiktepe
Yoğunburç
Kurt Tepesi
Burada önemli bir ayrıntı da var. Projenin ilk yıllarında bazı alanlarda kazılar sürerken bazıları için çalışmaların ilerleyen dönemde başlatılması planlanıyordu. Örneğin 2021 yılında Göbeklitepe ile birlikte 7 alanda kazı devam ederken Ayanlar, Yoğunburç, Harbetsuvan, Kurt Tepesi ve Taşlı Tepe gibi alanlarda kazıların başlatılması planlanmıştı.
Aradan geçen yıllarda proje genişledi ve 2025 itibarıyla 12 noktada arkeolojik çalışmalar yürütülen büyük bir araştırma ağına dönüştü. Ayanlar’da ise ilk kazma 2025 yılında vuruldu.
HEPSİ AYNI DÖNEMİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Taş Tepeler’i bu kadar önemli hale getiren en büyük özellik, alanların büyük bölümünün Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’a, yani yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanması.
Göbeklitepe’nin yapıları yaklaşık 11.500-12 bin yıllık geçmişe sahip. Alanda avcı-toplayıcı toplulukların büyük anıtsal yapılar inşa ettiği ortaya çıkarıldı.
Karahantepe de yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle projenin en dikkat çeken merkezlerinden biri. Burada bugüne kadar 250’ye yakın T biçimli dikili taşın yanı sıra insan ve hayvan figürleriyle süslenmiş çok sayıda eser ortaya çıkarıldı.
Sayburç’ta bulunan ve yaklaşık 11 bin yıl öncesine tarihlenen insan, leopar ve boğa figürlerinden oluşan kabartma ise erken dönem insanlarının yalnızca semboller değil, adeta hikâyeler de anlattığını ortaya koyan önemli buluntular arasında yer alıyor.
Çakmaktepe ise Göbeklitepe’den de daha eski olabileceği düşünülen alanlardan biri. Bölgede yapılan çalışmalar, yerleşimin Göbeklitepe’den yaklaşık 1000 yıl daha eski olabileceğine ilişkin değerlendirmeleri gündeme getirdi.
Sefertepe, Gürcütepe, Harbetsuvan, Yeni Mahalle, Mendik, Söğüt Tarlası ve diğer alanlarda yürütülen çalışmalar da yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan insan yaşamına ilişkin yeni veriler ortaya çıkarıyor. 2024 itibarıyla bu alanların 10’unda kazı çalışmaları sürerken, proje 2025’te 12 noktaya ulaştı.
SADECE TAŞLAR DEĞİL, İNSANIN GÜNLÜK HAYATI DA ARAŞTIRILIYOR
Kazıların amacı yalnızca dikili taşları veya heykelleri gün yüzüne çıkarmak değil. Çalışmalarda konutlar, kamusal yapılar, gömütler, fırınlar, besin hazırlama alanları, öğütme taşları, hayvan kemikleri ve bitki kalıntıları gibi buluntular da inceleniyor.
Bu sayede 12 bin yıl önce insanların ne yediği, nasıl yaşadığı, hangi alanları ortak kullandığı, nasıl üretim yaptığı, inanç dünyasının nasıl şekillendiği ve toplumsal örgütlenmenin nasıl geliştiği konusunda yeni bilgiler elde ediliyor.
Özellikle Karahantepe’de ortaya çıkarılan mutfak ve beslenmeye ilişkin buluntular, bölgenin gastronomi tarihinin de sanılandan çok daha eski olduğunu gösteriyor.
ŞANLIURFA’YI DEV BİR AÇIK HAVA MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRÜYOR
Taş Tepeler’in etkisi yalnızca bilim dünyasıyla sınırlı değil. Göbeklitepe’nin dünya çapında tanınmasının ardından Karahantepe başta olmak üzere diğer Neolitik alanların da gündeme gelmesi, Şanlıurfa’nın turizm rotasını genişletiyor.
Vali Hasan Şıldak da kentteki kazı alanlarının önümüzdeki yıllarda ören yeri statüsüne kavuşmasıyla Şanlıurfa’nın adeta açık hava müzesine dönüşeceğini ifade etmişti.
Karahantepe’de karşılama merkezi, çatı örtüsü, kazı evi, arkeolojik araştırma merkezi ve yeni gezi güzergâhı gibi çalışmaların yürütülmesi de alanın gelecekte önemli bir ziyaret noktası haline getirilmesine yönelik adımlar arasında bulunuyor.
Bugün Şanlıurfa’nın farklı noktalarında toprağın altında hâlâ keşfedilmeyi bekleyen binlerce yıllık izler bulunuyor. Her yeni kazı sezonunda ortaya çıkan buluntular ise insanlığın geçmişine dair bilinenleri yeniden sorgulatmaya devam ediyor.
Taş Tepeler Projesi de bu yönüyle yalnızca bir kazı çalışması değil, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden birini bütün yönleriyle yeniden anlamaya yönelik dev bir bilimsel araştırma projesi olarak öne çıkıyor.


0 Yorum