kaynak olarak ekleyin
İslam aleminin en kutsal ibadetlerinden biri olan hac vazifesini yerine getirmek isteyen hacı adayları, günümüzde kutsal topraklara çoğunlukla hava yoluyla ulaşım sağlarken; geçmişte karayoluyla yapılan tarihi yolculuğun unutulmaya yüz tutan bir geleneği hafızalarda tazeliğini koruyor. Günümüzden yıllar önce Kabe’ye varmadan önceki en önemli durak, "Peygamberler Şehri" olarak bilinen Şanlıurfa’ydı.
KARAYOLU HACI ADAYLARININ İLK DURAĞI ŞANLIURFA’YDI
1990 yılına kadar Türkiye’nin dört bir yanından karayoluyla kutsal topraklara doğru yola çıkan hacı adaylarının rota üzerindeki ilk adresi Şanlıurfa oluyordu. Hz. İbrahim’in doğup büyüdüğü bereketli topraklara gelen ziyaretçiler, kutsal beldelere ulaşmadan önce kentin manevi atmosferinde dua edip mola verirdi.
Hacı adayları kentte bulundukları süre zarfında, Hz. İbrahim’in Doğduğu Makamı ve mağarayı ziyaret eder, Eyyüp Peygamber’in Sabır Mağarası’nda dualar eder, Halilürrahman (Balıklıgöl) ve Aynzeliha Gölleri çevresindeki kutsal mekânları gezip balıklara yem atarak manevi bir hazırlıkla kutsal topraklara uğurlanırdı.
ÜÇ İLAHİ DİNİN ORTAK MİRASI
Aramice, İbranice ve Arapça kaynaklarda adı geçen ve Musevi, Hıristiyan ile Müslüman âlemi tarafından ortak bir değer olarak kabul edilen Hz. İbrahim’in (A.S.) Şanlıurfa'da yaşandığına inanılması, kenti her üç din için de vazgeçilmez bir inanç merkezi haline getirdi.
Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak bilinen Halilürrahman ile Aynzeliha Gölleri ve tarihi dokusu, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyor.
1990 SONRASI GELENEK SEKTEYE UĞRADI
Ulaşım teknolojilerinin gelişmesi ve 1990 yılından itibaren hac yolculuklarının ağırlıklı olarak hava yoluyla yapılmaya başlanmasıyla birlikte, karayolu hacılığının köklü geleneklerinden biri olan "Şanlıurfa molası" da adeta bıçak gibi kesildi. Kutsal topraklara doğrudan uçuşların başlaması, bir zamanlar hacı kafileleriyle dolup taşan kentin bu tarihi işlevini zamanla sembolik bir anıya dönüştürdü.
Kaynak: ALİ YALÇIN


0 Yorum