KAYIP AYDINLANMA

 

Havalar serinledi. Ardından hastalık başladı. Soğuk algınlığı, diş ağrısı, kulak ağrısı. "Kayıp Aydınlanma" çok şükür bitti. 682 sayfa. Beş günümü aldı. Çeviri güzel. Yazarın perspektifi harika. Amatör ve usta bütün araştırmalar için zengin bir bibliyografyası var. Bazı zamanlar bırakmak istedim çünkü çok lüzumsuz ayrıntılar vardı. Ama buna rağmen çekici ve doyurucu bir kitap. Kitapta İslam dünyasındaki 800 ila 1200 yılları arasında cereyan etmiş olan iki kutbun ezelî savaşı anlatılıyor. Kör taassup ile hür düşüncenin ezelî savaşı bu. Okurken Seyyit Hüseyin Nasr, Ziyaüddin Serdar, Fuat Sezgin, İhsan Fazlıoğlu geldi aklıma.

 Kimler yok ki: Buhari, İbn-i Hanbel, Gazali, Razi, Maturidi, Tirmizi, Beyhakî, Kindi, Biruni, İbn-i Sina, Harezmi, Yusuf Has Hacip, Kaşkarlı Mahmut, Ravendi, Rudeki, Firdevsi, Buzcani, Hivi, Hayyam, Nevai, Tusi... mezkûr tarih aralığındaki Müslüman aydınlanması nasıl başladı, nasıl bitti, neden bitti? Kitap bu soruların etrafında dönüyor. Muhtemel bütün cevaplar ve tezler masaya yatırılıp değerlendiriliyor. Bu aydınlanmayı bitiren nedenlerin en çekicisi ve en ikna edicisi "karanlık deha Gazali'nin" akla ve hür düşünceye vurduğu ölümcül darbe, yazara göre. Bu ölümcül darbenin tesiri koyu bir şekilde günümüzde hala devam ediyor. "Niyeti ne olursa olsun, Gazali'nin yazdıkları İslam adına akılcılığı ve aydınlanmayı savunanları susturmak isteyen herkese gayet etkili bir entelektüel araç vermişti." (s.479)

 Kitapta İbn-i Sina ve Gazali'nin hayatına dair bazı ilginç detaylar var. Mesela Gazali'nin geçirdiği bunalımın sadece felsefi bir bunalım olmadığı, Hamileri olan Sultan Sercer ve Nizamulmülkü kaybedeşi olduğunu söylüyor. Arkasındaki koruyucu diasporayı kaybedince kendini kaybediyor Gazali. Merv, Bağdat, Isfahan, Tus, Semerkant, Horosan, Samarra, Belh, Gazne gibi kadim şehirler hakkında verdiği bilgiler her meraklı sanat tarihçisinin dikkatini çekecek yetkin bilgiler. Kitapta zaman zaman konu insicamı dağılıyor. Aslında 40-50 sayfada anlatılabilecek bir meseleyi 682 sayfada anlatmaya çalışıyor.

 Sözgelimi merhum Cemil Meriç bütün meseleyi şu tek paragrafta özetliyor: "Bize göre dava şu: bir yanda kafası işleyen, kâinatın muammalarını anlamak için hem dinlerin hem felsefelerin ışığından faydalanmak isteyen bütün bilgilere, bütün düşüncelere açık birkaç kişi. Ötede mutlak hakikati belli sloganlara irca ederek Müslümanlığı fıtri bir imtiyaz olarak kendilerine mal eden bir iki oportünist. Ve ikincilerin etrafında kümelenen adsız ve şuursuz yığın." (Cemil Meriç, Jurnal 2, s.318)

 Sabırla ve teenni ile okudum ama çok keyif aldığımı söyleyemem. Bir parça ders kitabı gibi "sıkıcı" geldi bana. Vazife hissi altında finallere hazırlanır gibi okudum. Altını çize çize, kenarlara notlar düşe düşe. Neden bu kadar itina ile sonuna kadar okuduğumu bilmiyorum. İyi ki okudum. Sabrı ve ilim talebi olanlara tavsiye ederim. Sırada Merdan Yanardağ'ın "İçtihad Kapısı-İslam Dünyasının Süren Orta çağı" isimli kitabı var. Bakalım Yanardağ ile halvetimiz nasıl olacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şahin Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.