Alışkanlık diye bir ilet var en çok da toplumumuzun içinde kendini yer etmiş olan.
İnsan, kendine en büyük etkileri kimsenin etkisi olmadan veren eşrefi mahluktur. En büyük zararı bağımlılıkları ile vereceği gibi en büyük yararları da edinmiş olduğu alışkanlıklarla elde edip kendi beyaz tahtasına yazmaktadır. Olumlu davranışların geneline alışkanlık, olumsuz davranışlaraysa bağımlılık demek daha yerinde bir açıklama olacaktır. Tabi genelleme olarak alışkanlığı tabir etmemiz daha aşikar olacaktır.
Alışkanlık, “Alış” kökünde türer. Kökünden anlaşıldığı gibi size edinmiş olduğunuz davranışı bir yönetici gibi emri vaki emir vererek yapmanızı zorunluluk haline getirir. Kişi iradesinin en çok kırıldığı nokta alışkanlıktır. Alışkanlıklar karşısında irade denilen büyük komutan maalesef ki vasıfsız, eğitimsiz sanki ilk defa savaş meydanına çıkacak bir askere dönüşür. İradenin boyun eğdiği ve yenildiği en şaşalı kimlik alışkanlıktır. Kötü alışkanlıksa iradenin bitmesindeki en çetin düşmandır. İyi alışkanlıklar zihne fayda sağladığı gibi alınacak her kararı etkileyebildiği gibi alınmaması gereken kararları ve yapılamaması icap eden davranışların yapılmasına müsaade etmemekte direnir. En kötü alışkanlıksa kişinin kendisine sorunca zihninde beliren ilk fikridir. Örnekle şahsıma münhasır olarak sigara içmek, geç saatlerde uyumak, kızınca gözümün önünün kararması aklıma gelen benim adıma kötü alışkanlıklar olabilir.
Kanaatimce en kötü alışkanlık insanın kendine yalan söylemesi ve kendini kandırmasıdır.
Başkalarına söylediğiniz yalan kendinize söylemiş olduğunuz yalandır. Çünkü söylediğiniz yalanı karşıdaki yalan mı gerçek mi faktörüne odaklanmayıp söyleme şeklinize odaklanır. Ancak bir tek siz yalan söylediğinizi bildiğiniz için kendinize yalan söylemiş olursunuz ve bu yalan zamanla iradenizin bütün doğrularını bir çırpıda silip atacaktır.
Geçmişte teknoloji ve sosyal medya günümüzdeki seviyelerde olmadığı için meydana gelen durumlardan haberdar olunmadığından ister istemez yanılgı durumum söz konusu olabilir. Ancak günümüzde o kadar fazla kötü alışkanlıklarımız meydana çıktı ki tüyler ürpertici alışkanlıklar…
Aklınıza gelen bütün ahlaksız ve davranış olarak olumsuz alışkanlıkları bir kenara bırakınız öyle alışkanlıklar var ki dudaklarınızı ısırırsınız. Örnek olarak kırk yıldır yalnızca bisküvi tüketen bir abimiz, ardından bir yıl boyunca her gün piknik tüpü içen küçük bir vatandaşımız ve daha nice farklı alışkanlıklar. Peki, insan kendinde var olan veya bir şeyin alışkanlık olarak meydana geldiğini nasıl fark edip neler yapmalıdır? Bir şeyin alışkanlık mı değil mi olduğunu anlamanız için o şey olmadığında davranışlarınız ve hisleriniz nelerdir? Eğer bir şey alışkanlık olmuşsa da o şeyden kurtulmak adına o şeyin oluşturmuş olduğu konfordan vazgeçmeyi deneyerek o şeyin yerine olumlu farklı alışkanlıklar meydana getirmektir.
Ülkemizde her sabah uyanıp elini yüzünü yıkamadan direkt telefona bakma alışkanlığı ya da bağımlılığı diyebiliriz. Nüfusun çoğunluğunda sigara bağımlılığı yani alışkanlığı, ardından toplumumuzun davranış olarak birbirlerini etkilemesinden en büyük bağımlılık haline gelmiş olan mastürbasyon davranışı son dönemlerde de alın teri dökmeden emek harcamadan kolay yoldan zengin olmak gibi birden fazla bağımlılıklarımız söz konusudur. Uyuşturucu ve alkol mevzusunu hiç açmıyorum bile.
Kötü alışkanlıkların oluşmasına sebep olan en büyük etken çevredir. Çevreden gördüğümüz her durum bizlerde oluşacak alışkanlıkları da oluşturmaya sebep olmaktadır. Hem iyi açıdan hem kötü açıdan oluşan davranışların en büyük faktörü çevre faktörüdür. Ardı sıra izlediğimiz ve her gün elimizde cebimizde taşıdığımız telefonlardan gördüğümüz, sahneler, filmler ve diziler davranışlarımızı ciddi manada etkileyen etkenlerdir. Özellikle sigara, alkol ve kavgacı davranışları sergileyip alışkanlık haline getirmemize sebep olan faktörlerdir. Bunlara karşı alacağımız en büyük önlem bunları bilinçli kullanıp kullandırmaktır. Gençlerin çevre faktörüne bütün ebeveynler bir sünger çekip sağlamlarla yakınlık kurmaları dışında diğerleriyle bağlantılarını koparmaya çalışmalarıdır. Telefon, dizi etkenlerine gelince de televizyon TDK’de “Aptallar Kutusu” diye ifade edilmektedir. Ve aptal olmadığımızı kanıtlayıp izlediğimiz ve izleyeceğimiz şeyleri biz seçip ona göre birer yol çizmeliyiz.
Hep kötüden bahsetmek kötüyü artırır derler. Biraz da iyi alışkanlıklardan bahsedelim.
Mesela İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğum bir ziyaret ve gezi sırasında karşıma çok güzel bir görüntü çıkmıştı. Bir genç elinde İstanbul’da ne kadar cami varsa şadırvanlarından tutunuzda tarihine kadar çeşme varsa oralara gidip yosunları temizleyip deterjanla tertemiz etme alışkanlığı elde etmişti. Sorduğumda bunu kendimi iyi hissettiğim için yapmaktayım. Ve haftanın bir günü muhakkak bu aktivitemi gerçekleştiririm. Sosyal medyada muhakkak karşınıza buna benzer çalışmalar çıkmıştır.
Çok hoşuma gitmişti.
Daha sonra kitap okuma alışkanlığı, spor yapma alışkanlığı, her gün sabah erken uyanıp yürüyüş yapma alışkanlığı, bir çocuğun yüzünü güldürmeye çalışma alışkanlığı, halk açık yerlere tükürmeyip, sigara izmariti atmama alışkanlığı, fidan dikme alışkanlığı, yaşlıları ziyaret etme alışkanlığı insanın yeryüzündeki edineceği insanlık adına güzel alışkanlıklardır. İyi alışkanlık edinmenin formülü nasıldır? Diyeceksiniz ki bir şeye başlayınca istikrarım çabuk kırılıyor ve çok ciddiye almayıp bırakıyorum. İşte, asıl kırılma orası nefsinize ağır gelen şey sizin için hayırlıdır. Her şey bir başlangıçla meydana gelir. Alışkanlıklarla bir defayla meydana gelip tekrarla devamlılığını sağlar. Örnek olarak her gün olmasa da hafta da elli sayfa kitap okumaya çalışın, bakın haftada elli sayfa kitap okuma hiçbir şeydir. Bir yılda elli hafta bir kitabı iki yüz sayfa olarak hesap ederseniz yılda en az on iki kitap eder. Her gece uyumadan önce yedi sayfa kitap okumanız haftada elli sayfayı geçecektir. Ve her gün yaptığınız bir aktivite fark edeceksiniz ki yapmadığınız bir gün sizde ve iradenizde nasıl bir rahatsızlık meydana getirecektir. Küçük küçük başlayıp devamlılığı sağladıktan sonra işin yükünü artıracaksınız. Ve alışkanlık etmiş olarak hayata bakış açınız değişecektir.
Sizlere en büyük tavsiyem edineceğiniz en güzel alışkanlık hep gülümse alışkanlığı olsun. Çünkü son zamanlarda herkesin yüzünde bir somurtkanlık, bir huzursuzluk var. Sizi gören başta deli mi ne desin sonra tebessüm etmek için bir sebebe ihtiyaç olmadığını anladığında kendisi de buna başlasın.