DEVLET MİLLETTEN BÜYÜK DEĞİLDİR!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Dünya tarihinde devletlerin varlığı daima milletlerinin refah, huzur içinde yaşamasıyla bağdaşmıştır. 

Devletin varlığı millet olmadan imkansızdır. Ve devlet, devletin bütün kaynaklarını milletin refahı, geleceği, huzuru için harcamakla mükelleftir. Eğer devlet makamları devletin kaynaklarını kendi çıkar ve menfaatleri için heba edip babalarının malıymış gibi kullanırlarsa bu devletin temelinde bir çatlaklığı meydana getirir. 

Son dönemlerde milletten aldığı destekle devletimiz bazı şahsiyetlere verdiği yetkilerle ve bu şahsiyetlerinde devletin kendilerine vermiş oldukları vesayete dayanarak haksız kazançlar elde edip ihalelere fesat karıştırma, hassasiyeti ile bilenen adalete dahi kendi çıkarları için müdahale etmeleri, ülkemiz için büyük bir ayıbı ve karanlığı gözler önüne sermiştir. 

Vatandaş kime güvenecek?

Vatandaş adaletini nasıl sağlayacak? 

Vatandaşın can ve mal teminatını kim veya kimler yerine getirecek adında zihinleri işgal etmeye başlayan can yakıcı soruların sayısında artış görülmüştür. 

Bu yapılanlar, bu millete, kanının son damlasına kadar mücadele eden Çanakkale’de, Kafkas’ta, Dömeke’de, Kırım’da, Trablusgarp’ta eşinin parmağındaki yüzüğü çıkarıp giymiş olduğu ikinci çorabına kadar bu vatanın geleceği var olsun diye hibe etmiş Evlad-ı Fatihanlara, Bacıyan-ı Rumlara Anadolu’nun köhne, yitik ve elleri nasırlı yiğitlerine reva mıdır? 

O kadar insan bu topraklarda siz çalıp çırpasınız diye mi kan döktü? 

O kadar yuva siz keyfinizce at koşturasınız diye mi yok oldu? 

Yazık değil mi? O kadar eğitim tahsil etmiş genç ve o kadarda liyakatli vatandaşımız atamaları olmadığı için fabrikalara ilkokul mezunu (İlkokulluları aşağıladığımı kimse düşünmesin yalnızca empati kurulmasını istemekteyim) şahsiyetlerden azarlar işitip asgari ücretlere çalışmış olmaları ve ona dahi kendileri için bir şükür sebebi bulurken sizdeki bu kalleşlik, aç gözlülük, zalimlik nedendir? 

Devletin imkân hazinesi size sunulmuşsa bir kut inancı sayarak halka hizmetin hakka hizmet olarak ön görüp ardından devletin malında tüyü bitmemiş yetimin hakkının olduğunu hatırlayarak görevinizi icra edeceğiniz yerde sizdeki bu dünya sevgisine dalış ve aldanış en sonunda size büyük bir bela olarak geleceğini hiç düşündürmedi mi? 

O kadar gencin ahı yanınıza kalacağını mı düşündünüz? 

Birilerine imkân verilir devletin makamının gölgesiyle ihaleye fesat karıştırır, birine imkân verilir devletin malından tonlarca kendi adına hibe ettirir, birine imkân verilir evladının işlediği suçun üstünü devletin gücü sayesinde örter. Ne diyeyim ki! 

Yazıklar olsun!

Tarihten ders almayan ve tarihe büyük dersler bırakan ecdadın torunlarına reva olan bu olmamalıydı! 

Sırf rüşvet aldığı için sırf ihaleye fesat karıştırdığı için kadı ve şeyhülislam bile idam ettiren IV. Murat Han’ın namı ve hikâyelerini okumadınız mı? 

Akrabalarını işe koyması Hz. Osman ‘ın en sonunda dolaylı da olsa şehit edilmesine ön ayak olduğunu okumadınız mı? 

Şimdi şunu ifade etmek istiyorum: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı adı altında aile yılı ilan edip çocuk sayısını artırma taleplerin oluşmasından önce yapılacak en büyük çalışma var olan nüfusun durumunun düzeltilmesi olmalı ki vatandaş çocuk getirme konusunda kaygılarını azaltsın. 

Problem sadece ailelerin çocuk yapmaması mı? 

Hayır! 

Binlerce on binlerce ailelerin evlatları olmamakta ve yüksek miktarlarda ücretler ödeyip tüp bebek tedavileri için kısıtlı durumlardan dolayı müracaat edememeleri önündeki engeller kaldırılıp sorunların kolaylaştırılması gerektiğini nüfus politikalarında bu tarzda çalışmalarla olumlu gelişmelerin sayısını artırılması izlenen birçok politikandan bence daha faydalı olacaktır. 

Ardından kısırlık mevzusunda bu mevzuyu tetikleyen durumlar nelerdir?

Ne için milletin çocuğu olmamakta ve son yıllarda bu sayı neden artmış vaziyette? 

Bu iyi araştırılıp önüne geçilmelidir. Özellikle gıda sektörünü büyük bir markaja alıp ardından ekonomik hayat alanında insanların stres durumunu azaltmayı denenmesi de artı bir yol olacaktır. 

Geleceğimizi kendi ellerimizle yok ettikten sonra da elli yıl sonra tehlike altındayız demek çok tutarsızca ve farazi cümlelerden ibarettir. Dünyanın en büyük ekonomisi eğitim ve nüfusla meydana gelir. 

Bana şu an yolsuzlukla, devlet makamlarıyla başlayıp nüfusa geldin ne alaka diyeceksiniz hemen açıklık getireyim. 

Eğer görevini hakkıyla ihya eden yöneticiler türerse vatandaşın durumu da düzelir. Kimse çalmazsa fakirlik de kalmaz ekonomik problem de. Bu yüzden kimse bunu unutmamalıdır ki devletleri var eden milletlerdir. Milletler olmadıkça devletler yok olmaya mahkumdur. Bu yüzden devlet milletten büyük değildir. Devletin yetkilileri de görevlerini hakkıyla ihya edip bulundukları görevlerin bir bedeli olduğunu hatırlayıp halk için mücadele etmeyi kendilerine şiar edinmelidirler. 

HALKI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN!

DEVLET MİLLETTEN BÜYÜK DEĞİLDİR!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.