Karmaşa ve kargaşa ikisi de aynı kökten türemiş benzer anlamları olan günümüzün en etkili sözcükleridir.
Karmaşa; içinden çıkılamayan, çıkılması zor olan anlamına gelirken kargaşa ise insanın bir durumun içerisinden çıkılmasına müsaade edilmemesi ya da çıkılmasına fırsat verilmemesidir. Bu tabirler kaynaklardan ziyade toplumumuzda yaşanan durumlardan esinlenerek tasarlanan kelimelerdir. Özellikle kargaşa kelimesi ve eylemi toplumların düşünmesine engel olup toplumun huzur alanlarını işgal ederek pozitif düşünmenin önüne geçerek insanları ruhsal bir bunalımın içine sürüklemektedir.
Ülkemiz son yirmi yılda dini hassasiyeti azalmış olup deist bir inanca sarılarak yaşadığı birçok problemin çözümünü kargaşa, kavga ve kaostan bulmaya çalışmaktadır. Oysa bu medeniyetin beşiği olan topraklar, asırlardır farklı milletlerle iç içe yaşayıp huzur ve güven içerisinde yaşamıştır.
Bu yaşanan durumu da hoşgörü ve İslam dinin getirmiş olduğu hoşgörü sayesinde elde etmiştir. Maalesef ki son yirmi yılda azalan inanç grafiğimiz ülkemizde son zamanlarda şiddet ve kaos ortamının en bariz açıklayıcısı olmaktadır. Kaos, kargaşa insanların düşünme yetilerini tam manasıyla kullanamayıp beynin görevlerinden biri olan mutluluk hormonlarını salgılamasına müsaade etmez.
Hangi insanla konuşursanız konuşun herkeste bir iç çekiş herkeste bir şikayet ve tam manası mutlu olan insan sayısı çok az. Şükür muhabbeti bu konunun dışındadır. Sanki bazıları insanlarımızın pozitif düşünmelerini engelleyip insanlar arasında arbede ve kargaşa daima oluşsun diye bir şeyler yapmaktadır. Belki bunu ceplerimizde kendimizle her yere götürdüğümüz telefonlardaki sinyallerle yapıyorlardır belki de yediklerimizin genleriyle oynayıp doğamızı aykırı davranışlar sergilememize sebep oluyorlardır.
Nereden bakarsanız bakın. Toplum olarak iyi bir halin içinde yer almamaktayız.
Haberlerimiz belki de sistemin bizler üzerine kurmuş olduğu bir tuzaktır bilemeyiz ancak hangi kanalı değiştirirseniz değiştirin şiddet, kaos ve dram üzerine haberlerin sayısı daha fazladır. Evet, sayı fazla olabilir ancak tarihten ders çıkarmak için diktatörler bile bazen insana ders verici yanlara sahiptir. Özellikle Sovyetler ve Stalin, toplumu düşünce yapısını yalnızca var olan iyi şeylere adapte edip düşünme yetilerini iyi mantık üzerine kurup, radyo üzerinden insanlarını afyonlardı. Ülkede sorgulamadan Stalin'e bir teslimiyet vardı. Ve bunun yanında baş kaldıran köylüler. Konumuz bu değil. Konumuz, ülkemizdeki kargaşa ve kaos insanlarımızın pozitif düşünmelerine müsaade etmemektedir. RTÜK haberler konusunda sansürü artırıp her olayın yayılmasına müsaade etmemelidir.
Basın yayın organlarımız özellikle haber kanallarımız her olayı ilan etmek tarafsız gazetecilik ve habercilik olmamaktadır. Her kötü haberin ilan edilmesi de toplumda dengeleri alt üst edip insanların gedik açılmış olan fıtratlarına büyük bir tokat atmaktadır.
Haber kanalları dışında ahlak yapımızı alt üst eden izdivaç ve kayıp bulma programları yalnızca rant ve reyting uğruna toplumun ahlakını alt üst eden temelinde iyi niyetin az olduğu kötüye sebep olur muyum düşüncesinin bulunmadığı programlardır. Özellikle izdivaç programları ve sabah programları ile toplumda evlilik kavramı eski hassasiyetini yitirmiş olup kargaşa ve kaos şiddettini artırmaktadır. Bunun önüne geçilmesi için yetkililerin çalışmalarını artırmaları elzemdir.
Sokaklar güvensizlik evlerde huzursuzluk iletişimde kopukluk varsa temeli inancımızdaki azalma ve bizlerin düşünmesine müsaade etmeyen kaos ortamlarının gündemde tutulmasıdır.