MUHTEREM ÜSTADIM!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

"Kur’ân-ı Hakîmin kuvvetiyle, sizin dinsizleriniz dahil olduğu halde bütün Avrupa’ya meydan okuyorum. Bütün neşrettiğim envâr-ı imaniye ile, onların fünun-u müsbete ve tabiat dedikleri muhkem kalelerini zir ü zeber etmişim. Onların en büyük dinsiz filozoflarını hayvandan aşağı düşürmüşüm. Dinsizleriniz dahi içinde bulunan bütün Avrupa toplansa, Allah’ın tevfikiyle, beni o mesleğimin bir meselesinden geri çeviremezler, inşaallah mağlûp edemezler." (Said Nursi, Mektubat)

Muhterem üstadım! Samimiyetinizden zerre miskal şüphem yok. Ama zihnime takılan bazı istifhamları affınıza sığınarak sıralamak istiyorum. Marks, Darwin, Freud, Sartre, Camus, Nietzsche, Hegel gibi batı medeniyetinin mimarlarının hepsine meydan okuyorsun ve hepsini hayvandan aşağı düşürüyorsun. Bu özgüven, bu seçilmişlik, bu üstencilik, bu eminlik, bu kesinlik neden ve niçin? Bu kabil bir batı karşıtlığının, daha doğrusu batı düşmanlığının kime ne faydası var? Hepsini hayvandan aşağı düşürdünüz diyelim. Bu bizi ne kadar yüksek yapar, bizi ne kadar ileri götürür? Buralarda başına bir iş gelen hemen herkes, yerden yere vurduğunuz, aşağıladığınız, hayvandan aşağı düşürdüğünüz Avrupa ülkelerine kaçıyor. Neden acaba? 

Bilim, sanat, teknoloji, demokrasi, sendikal haklar, parlamenter sistem gibi çağdaş bütün nimetler ve buluşlar o aşağıladığınız kafanın eseri değil mi? Keşke İslam dünyasının şimdiki halini görseydiniz! Bilhassa biz takipçilerinin hâl-i pür melalini. Retorik yapmanın ve Avrupa'yı küçümsemenin bizleri doğal olarak adam etmediğini belki görürdünüz. Ama siz de neticede bir insansınız ve ibnül vaktsiniz. O dönemin hakim havası buydu. Herkesin bilhassa okumuşların en iyi yaptığı şey batıyı küçümsemek, batıya sövmek, batıyı aşağılamak, bu toprakları kutsamak. Ve böylece şarj olmak.

Başka bir yerde şöyle diyorsunuz: “Silsile-i felsefenin en mükemmel fertleri ve o silsilenin dâhileri olan Eflatun ve Aristo, İbn-i Sina be Farabi gibi adamlar insaniyetin gayetül gayatı: Teşebbüh-ü bil-Vacibtir. Yani Vacib-ül Vücuda benzemektir deyip firavunane bir hüküm vermişler ve enaniyeti kamçılayıp şirk derelerinde serbest koşturarak; esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest, gibi çok enva-ı şirk taifelerine meydan açmışlar… tabiata saplanıp şirkten tamamen çıkamayıp şükrün geniş kapısını bulamamışlar.” (Said Nursi, Sözler) 

Muhterem üstadım! Yine zihnime takılan bazı istifhamları affınıza sığınarak sıralamak istiyorum. Bu pasajda bilhassa müslüman filozoflara karşı çok acımasız, önyargılı ve hatta düşmanca bir tavır sergiliyorsunuz. Çünkü filozofların mezkûr sözünü (teşebbüh-ü bi'l-Vâcibdir, yani Vâcibü'l-Vücuda benzemek) Allah'a benzemek, Allahlaşmak şeklinde anlıyorsunuz ve öylece yorumluyorsunuz. Halbuki filozofların kastı dediğiniz gibi değil. Hepsinin mezkûr sözden kastı ahlaki kemal olarak Allah'ın ahlakı ile ahlaklanmaktır. Böyle yaparak müslüman filozofları cahil kitlelerin önüne atıyorsunuz. Artık vuran vurana, çiğneyen çiğneyene, tekfir eden edene ... doğrusu böyle bir üslup sizin gibi hakkaniyet ehline hiç mi hiç yakışmıyor.

MUHTEREM ÜSTADIM!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.