Günler akıp gider, karanlıklar aydınlığa, zorluklar ferahlığa, iyiyim diyenler kötü, kötü bilinenler iyi olup günü kapatır.
İnsanlar hep yadırgadıkları ve kınadıklarıyla sınav olup hayatlarını kendileri için dilleriyle bir tuzağın içine iterler. Bilmezler yerin ve göğün sahibi her anın şahididir.
Günümüz toplumunda en büyük sorunlardan birisi “ben olsaydım böyle yapardım, ben olsam asla bunu yapmazdım, insan biraz aklını kullanır, ben anlamam ne olursa olsun o şekilde yapılmaz” gibi beylik sözler kullanarak başkasını yadırgamak veyahut onun yaşadığı durumu yaşamadan kendi kendine kazmış olduğu bir tuzağın içine itmesidir.
Unutulmamalıdır ki Allah insanı iddiasından sınar. Tabiidir ki Hasan Basri Hazretlerinin kıssası bazı kaynaklarda bizlere açık bir ders niteliğindedir.
“Bir adamı, bir günahından (sabah namazını kaçırmasından) dolayı yadırgadım (ayıpladım). O günah gelip beni tam 15 sene sonra buldu ve ben de sabah namazını kaçırdım.” HASAN BASRİ HZ.
Makamınız ne olursa olsun, ister beş vakit camide cemaatle namaz kılın, isterseniz anlınız sabaha kadar secdede olsun. Birini günahında dolayı yadırgayıp ayıplarsanız neticesinde sizi camiye götüren ayıklarınızın ayıpladığınız kişinin yapmış olduğu işe de götüreceğini aklınızdan çıkarmayın.
Bir şeyi siz alabiliyor başkası alamıyorsa nasıl alamıyor diye yadırgamayın. Bir işi siz yapabiliyor başkası yapamıyorsa nasıl yapamıyor diye ayıplamayın. Birisi bir günah işlediğinde beddua etmek yerine hidayet dileyip susmanız ona karşı kin, nefret, kusurlarını ifade etmenizden daha yeğdir.
Eğer siz eşinize söz geçirebiliyorsanız eşine söz geçiremeyen birisiyle karşılaşınca nasıl söz geçiremez erkek adam dediğin elini masaya vurur demeniz sizlere aynı durumu yaşamayacağınızın garantisini vermeyecektir.
Tam tersini de düşünebilirsiniz.
Eşi tarafından mutlu olup eşi tarafından mutlu olmayan kadına sen eşine nasıl davranacağını bilmiyorsun böyle yap şöyle yap demekte sizin aynı durumu yaşamayacağınızın garantisini sizlere vermeyecektir. Belki o yargıladığınız ve ayıpladığınız durumlar başınıza geldiğinde yadırgadığınız kişinin yapmış olduğu eylemden daha kötü bir eylemi meydana getireceksiniz. Bunu asla bilemeyeceğiniz için asla bu tavırları göstermeyip beylik sözleri kullanmayınız.
Ülkemizde Kürtlerin toplumsal ve eskilerinden kalmış kültürel ithaflarından birisi ki bizler için çok büyük bir önem atfeder. Özellikle kötü bir olayla karşılaştıklarında ağızlarından ilk çıkan sözler “BE LO ME BE” “LOMA MEKE” gibi tabirleri kullanan Kürtlerimiz, başkasını yapmış olduğu durumdan dolayı kınamayın, yadırgamayın manasına gelen bu sözleriyle neticesinde o şey sizin de başınıza geleceği korkusunu belirterek bizler için çıkarılması gereken derslerden birisidir.
Neyiz biz?
Etimiz ne budumuz ne?
Beş dakika sonrasına garantimiz olmayan dünyada başkasının durumunu ayıplamak, yadırgamak, alay etmek!
Başımıza gelir efendiler gelir. Ayıplamış olduğumuz, yadırgamış olduğumuz her durum başımıza muhakkak gelir.
Arpa eken buğday biçmez!
Gözlemlerim içerisinde toplumumuzun yadırgayıp ayıpladığı en büyük örneklerin başında gençlerdir.
Gençlerin serseri, sokaklarda terör estirdiği, güvensiz ortamlar yaratması üzerinedir. Toplumumuzda kendi evladı az biraz düzgün olan ve başka biriyle tartışan kişinin yakınları arasının bozulmuş olduğu kişinin ilk iş olarak ayıbını araştırıp onu ortaya çıkarıp yüzüne vurmaya başlamasıdır. Boşanmaların çoğunun temelinde de buna benzer durumun yattığını büyük bir olasılık olmasa da bir olasılık olduğunu ifade edebiliriz. Başkasının yuvasının dağılmasını kendisine dedikodu ürünü yapıp onunla alay ettikten sonra “yok hak etmiş eğer hak etmeseydi boşamazdı eşi kendisini” “valla ben olsaydım biliyordum ne yapacağımı” “nafaka nasıl vermiyormuş gösteririm ben ona o zaman” gibi sözler farkında olmadan kişinin yuvasının yıkılmasının kapısını aralamıştır.
İnsan, acizdir.
İnsan, unutkandır.
İnsan, beşerdir.
İnsan, eksiktir.
İnsan, kemik ve kandır.
Kendisini demir ve çelikten zannedip göğsünü gere gere neyin böbürlenmesiyle başkasını yadırgama ve ayıplama kudretini kendisinde bulabilir?
Şaşar kalırım dostlar!
Sakınırım başkasını yadırgamaktan. Allah’a sığınırım başkasını ayıplamaktan. Bilmeyerek farkında olup farkında olmadan ayıplamış olduğum her şeyden dolayı Allah’tan mağfiret dilerim. Sizlerde mağfiret dileyip dilinize hâkim olun. Çünkü susan kurtulmuştur.
Çünkü Allah’ın adaleti en geç kırk yılda tecelli edermiş. Yadırgadığınız şeyi tövbe etmeyip helallik almamışsanız yaşamadan ölmezsiniz.