Yazar topluma ayna olan sanatçıdır. Eğer bir yazar kendini toplumdan soyutlayıp kalemle bir şeyler karalamaya çalışmaya başlarsa bu sanata büyük bir saygısızlık olacaktır. Çünkü hiçbir sanat toplumdan soyutlanıp meydana getirilemez. Her hafta çeşitli platformlarda çeşitli yazarlar tarafından binlerce haftalık günlük yazı, makale ve röportaj yayımlanmaktadır. Bu yazıların kaçta kaçı topluma ışık tutan, toplumu yönlendiren kapsamdadır?
Yazmak eğer manasına erişmezse sanki on beşinci kata çimento taşıyan bir amelinin yapmış olduğu zorlu ve karşılığı az olan bir eyleme dönüşür. Bu husus eleştirinin ötesinde bir konudur. Bir kişi okusa ki okuyacağı şey topluma fayda sağlamalı demek istemem burada meydana gelmektedir. O kişi okuduğu yazıyı bir satırını hafızasında tutup gidip başka birinin yanında ifade ederse ve bu bir zincir gibi devam etse toplumda birçok problemin azalmasına topluca şahit olacağız. Ama nerde!
Bu hafta öncelikle yerelde olmakla beraber daha sonra ulusal medyada karşıma çıkmış olan hepimizi ilgilendiren bir konu yakama yapışıp beni bu satırları yazmama sevk etti. Haziran ayı boyunca Türkiye’de EGM kayıtlarında yer etmiş olan trafik kazası sayısı 61.277 olarak görülmektedir.
Yerelde son iki haftada sosyal medya üzerinden şahit olduğum belki otuzuncu trafik kazası.
Bu konuyu kaç tane yazarımız ele alıp topluma ışık oldu?
Neyse mevzu bunun ötesinde sadece iç çekişimi ifade etmekten ibaretti yazarlar üzerine gerçekleştirdiğim tenkitim.
Son iki ayda artmış olan trafik kazalarının genelinde hız sınırını aşma, trafik kurallarına uymama ve buna yakın birçok neden sayabiliriz. Özellikle Şanlıurfa’da artış gösteren sıcakların sürücülerde ekstra bir gerginlik meydana getirdiği gibi gidecekleri yere havanın sıcaklığından acele etme durumları birçok trafik kazasının önünü açmaktadır. Can kayıpları, maddi hasarlar birçok acı tablo ve görüntü!
Ülke olarak neden bu kurallara riayet etme konusunda kendimizle bu kadar inatlaşmış vaziyetteyiz. Neden aşırı hız tercihimiz olmaktadır?
Beş dakika bir yere gidince bizi aşağılayacak birileri mi var hayatlarımız da? Kıymetli okuyucular trafikte yalnızca kendinizi tehlikeye atmıyorsunuz kendinizle birlikte karşınızdan gelen, duran, giden sizden hiçbir haberi olmayıp sizinle hiçbir bağlantısı olmayan insanların can ve mallarına da kastediyorsunuz? Yapmayın! Beş dakika geç gidin gideceğiniz yer!
Beş dakika sonra görmeyeceğiniz insanla düşmanlık besleyip inip birbirinize zarar vermeyin. Kaza oluşması hayatın olağan akışında bulunmaktadır. Önemli olan kazanın nasıl meydana geldiğidir.
Dikkatsizlikten oluşan kazalar ve aşırı hızdan oluşan kazalar arasında azami farklar vardır. Aşırı hız cana mal olabilirken dikkatsizlik maddi hasarlara mal olmaktadır. Sonuç olarak her ikisi de bir kazanın oluşma şeklidir.
Bir diğer dikkat edilmesi gereken hususta emniyet kemeri takma durumudur.
Trafikte emniyet kemeri kullanımı trafik kurallarına uyup aşırı hız yapmamak kadar önem atfetmektedir.
İnsanların emniyet kemeri sayesinde birçok kazada hayatta kalmış olduğu aşikârdır. Tabi ilahi kudret mevzusu bu işin en ayrı noktasıdır. Bu yüzden özellikle kemerleri takmalıyız.
Trafik kazalarının en sık yaşandığı yerlerse trafiğin yoğun olduğu ve yol yapımında kusur bulunan alanlardır. Burada yol bir tık daha geniş olsa veyahut yaya geçidi belli aralıklarla yapılıp trafik ışıkları sıklık ve aralıklarla sıralansa gerçekleşecek kazaların miktarında azalmaları açık bir göz farkıyla göreceğiz.
İlk başta gerçekleştirmiş olduğum tenkit mevzusu son iki hafta da gerçekleşen kazaları çoğu kimsenin dikkatini cezbetmemiş olup Ahbap ekibi kadar gündemde yer edinmemesi ve birçok yazarın ahbap üzerine yazılar yazması toplum çürümesine kendilerini ortak ettiklerinin kanıtıdır. Yazar, topluma fayda sağladığı oranda yazardır. Çünkü sanat toplum içindir.
Son olarak son dönemde artan kazaların sebebi sizce nelerdir?
Mail hesabımıza veya gazetemizin paylaşımlarının altına yorumlarda bulunup sosyal medya hesaplarımızdan yazarak çözüm usulleri üzerine önerilerde de bulunabilirsiniz.