Yılın en sıcak haftası. İçeride sırılsıklam ter akıyor üzerimden. Coğrafi kader. Cem Küçük tutuklanmış. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Yıllar önce Yeni Şafak'ta çıkan yazılarımın hepsi onun editör olduğu dönemde çıkmıştı. Nedense yazılarımı seviyordu ve beğeniyordu. Ortadoğu'da gelen gitmez. Ancak ölüm götürür. Bizim köyün muhtarı yaklaşık otuz yıldır başta. Komşu köyün muhtarı yaklaşık kırk yıldır başta. Öyle görünüyor ki ölene kadar başta kalacaklar. Evet, Ortadoğu'da gelen gitmez. Ancak ölüm götürür. Bu topraklarda yapılabilecek en doğru şey dindar olmak, Allah'a teslim olmak, her şeyi kadere havale etmek. Yaşananların tek sebebi işbu kuru teslimiyet değil mi zaten? Hayatım boyunca Bayezid-i Bestami, Maruf-u Kerhi, Hallac, İbn-i Arabi, Mevlana, Geylani, Rabbanî gibi mutasavvıfların hayatını kıskandım. Onlar gibi bir hayat yaşamak istedim. Uzlet ve inziva hayatı. Gazzali bile bütün haşmetine, bütün otoritesine rağmen onların hayatını kıskanmış. Belki bir aldanış, bir mistifikasyon ama güzel. İslam'ın içinden tasavvufu çıkardığımızda geriye cazip olan bir şey kalmıyor zaten. Tasavvuf İslam'dan daha şümullu insani bir tecrübe. İslam'a rağmen İslam'ın içinde. Felsefe gibi. Abdulbaki Gölpınarlı ve Goldziher öyle diyor. Zunun-u Mısri'nin hayatı mesela bir imam Şafii'nin hayatından daha çekici geliyor bana. Kendime en uzak hissettiğim kişiler fakihler. Daha doğrusu ulema-i rüsum. Günümüzde Hayrettin Karaman.
*
Adıyaman görevi. Perre Antik Kenti'nde bir tescil talebi. Urfa kadar sıcak. Belki biraz daha serin. Yol yoruyor. Allah'tan araç klimalı. Beş dakika klimasız duramıyor insan. Urfa böyle bir yer. Sıcaklar düşünmeye izin vermiyor. Tarım arazilerinin hemen hepsi imara açılmış. Elli altmış yaşındaki bütün fıstık ağaçları kesiliyor, yerine betonlar dikiliyor. Rant uğruna yapılmadık kepazelik kalmadı. Allah zengindir zenginleri seviyor; fakir değildir fakirleri sevmiyor gibi. Dünya zenginlerin dünyası. Bu dünyada cennet hayatı yaşayan zenginler. Korkarım ahirette de cennet zenginlerin olacak. Para her şey değil ama çok şey. Açmadığı kapı yok. Gönül kapılarını bile. Mutluluk tamamen paraya bağlı. Birkaç entelektüel ızdırap dışında bütün mutsuzlukların hemen tek sebebi parasızlık ve fakirlik. Cemaatler, tarikatlar, vakıflar, dernekler neden çok mutlular? Üzerlerine para akıtıldığı için, zenginlikten bihuş oldukları için. Hasılı bu devirde ve belki de bütün devirlerde bireysel ve toplumsal saadetin biricik kaynağı para ve zenginlik.
*
Uyuşukluk. Durgunluk. Kafanın içinde öylesine dönüp duran düşler. Katlanmak. Çevreye, doğaya, insanlara, düşüncelere, kendine. Sadece katlanmak. Geçiştirmek. Bitene kadar. Cehalet. Bir program daveti. İsteksizlik. Rol yapma. Kostüm takma. Kültürsüzlük. Kültüre düşmanlık. Üzüntüden ve hüzünden kaçış. Mizaha sığınış. Mizahın hakkını verememe. Mizahtan yeterince anlamama. Hortlanış, eziliş. Daima arayan olma. Aranan bir adam olamama. Bulunmak isteyiş. Kim tarafından, kim bulacak? Manasızlık. İç çekişmeler. Gerginlikler. Düşlerden nefret ediş. Gazete için yazı. Her hafta aynı işkence. Stefan Zweig'in bir kitabı. En yavan kitabı. İsteksiz yazılar. Katlanmak için yazılan yazılar. Boşluktan kaçmak için yazılan yazılar. Şöhretlere imrenme. Sonra hepsinin rezilliğini görme. Hepsinin kendisinden daha rezil ve zavallı olduğunu anlama. Kanser hastası bir kitap aşığını ziyaret. İki odayı baştan sona dolduran kitaplar. En büyük zenginliğim diyor. Arkadaşları gerçek zengin oldu. O hayali zengin. Kitap zengini. Bilgi zengini. İrfan zengini. Avunma, teselli. Başka türlüsü mümkün mü? Kitaplar ömrümü yedi bitirdi. Kitap kokusu, sayfa kokusu, kütüphane kokusu. Düşünceler, hisler, heyecanlar. Sonra bitiş. Vaizlerin sesleri. Nasihlerin sesleri. Çıldırtıcı. Ölümün soğukluğu. Doğanın daveti. Bilinmezlik. Toprağa dönüş. Öze dönüş...
*
Dün gece yarısı bir rüya gördüm. Nasıl anlatsam! Baktım ki tevhit ve vahdet denizinin içinde yüzüyorum. Her yerde Allah var. Tabir caizse Allah'ın içinde yüzüyorum gibi. Görüyorum, dokunuyorum ve hissediyorum. Tarifsiz bir duygu. Bütün şüphelerim yok oluyor. Kendi kendime şöyle diyorum: "Demek Allah buymuş." Böyle der demez büyük bir sevinçle uyandım hemen. Yatmadan önce yaklaşık bir saat Risale-i Nur okumuştum.