İNSAN ALLAH'I ANLAYABİLİR Mİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanın Allah’ı anlayabilmesi için Allah ile insan arasında müşterek bazı noktaların olması icap eder. Subuti sıfatlar bunlardır. Kelam, ilim, sem, basar gibi. Kelamcılar Allah’ı antropormofizmden (insan biçimlilik) kurtarmak için "vahid-i kıyasi" denen bir kavrama müracaat ederler. Yani nasıl insanın konuşması, görmesi, duyması varsa Allahı’nda görmesi, duyması, konuşması vardır. Ama Allahı’nki insanın aksine ihatalı ve mutlak. Bir padişah nasıl ülkesini idare ediyorsa Allah da bu kainatı öyle idare ediyor.   

"Tenezzülat-ı ilahiye" denilen ikinci bir kavram daha var. Yani Allah’ın insanın anlayışına göre konuşması. Bir annenin çocuğunun anlaması için onun seviyesine inmesi gibi. Burada ıskalanan nokta anne ile çocuğun aynı ontolojik yapıya sahip olması, yani ikisinin de insan olması. Allah ile insan arasında ise genel kanaate göre ontolojik hiçbir aynılık ve benzerlik yok. Onun için verilen misaller tek kelimeyle yetersiz. 

Kelam tarihin içine girince beşerileşir. Kuran’a motamot Allah kelamı demek Allah’ı tarihin içine sokmaktır. Ezeli ve ebedi bir varlık olan Allah mahluk olan tarihin içine nasıl girer? Eğer kelamı ezeli ise o kelamın muhtevasının da ezeli olması gerekmez mi? Mesela henüz Eb-u Leheb denen bir beşer yokken ezelde “elleri kurusun” demek ne kadar anlamlı? Varlıklar içinde -tabir yerindeyse- Allah’ı anlayabilen tek varlık insan.

Bu şunu gerektirir: Allah ile insan arasında benzer bazı özelliklerin olmasını. Mücessime ve müşebbihe bu kanaatte. Münezzihe ve muaattıla ise aksi kanaatte. Kur’an insanımsı bir Allah tasavvuruna çok daha yakın. Sevinmek, öfkelenmek, şefkat, merhamet, intikam almak, lanet okumak insana özgü vasıflar. Halbuki bunlar Kuran’ın Allah tasavvurunda fazlasıyla var. Bunlara mecaz demek makul değil. Neyin mecazı? Arşta oturmayı hükümranlık olarak te’vil ettik diyelim, mezkûr vasıfları nasıl te’vil edeceğiz? 

Bir ilim adamı "Allah’ın merhameti acıma duygusundan münezzeh bir merhamet olduğu gibi, Allah’ın gadabı da öfke duygusundan münezzeh bir gadaptır" diyor. Acıma duygusundan münezzeh bir merhamet ne demek, anlayan var mı? Kutsal kitapların tanrısı her hal-ü karda antropormofik (insan biçimli) bir tanrıdır. Başka türlüsü çok zor gibi. İrfan ehli sufiler “ruhumdan üfledim” tabirinden yola çıkarak İnsanın Allah’tan bir öz taşıdığını söyler. “Rahman insanı kendi suretinde yarattı” şeklinde hadis kabul edilen bir sözü buna delil getirirler. 

Bazıları bunu insan biçimlilikten kurtarmak için ilgili sözdeki sureti siret diye te’vil ederler. Siret ahlak demek. “Rahman insanı kendi ahlakında yarattı” demenin bir manası yok. Çünkü “Allah’ın ahlakı” demek abestir. Rahman’ın ahlakı ne, ahlak gibi kültürel bir şey Allah’a nasıl izafe edilir? Kuran hem mücessime hem müşebbihe hem münezzihe hem muaattıla için kapıyı açık bırakır. İlk iki asır Müslümanların Allah tasavvuru mücessime ve müşebbihe temayüllü idi. Yani antropormofik.

Sonraki asırlarda felsefe ile tanışma sonucu Mutezile’nin öncülüğünde bu temayül münezzihe ve muaattıla’ya doğru kaymaya başladı. Soyut ve aşkın tanrı tasavvuruna yani. Bu anlamda Mutezili’ye İslam’ın ilk deistleri diyebiliriz. Gariptir, ilk başlarda bu anlayışından dolayı Mutezile’yi tekfir eden Ehl-i Sünnet bir asır sonra Mutezile’nin soyut ve aşkın olan Allah tasavvurunu bir itikat ilkesi haline getirdi. 

Her devrin metafiziği, yani Allah tasavvuru farklı. İlk dönemler "Allah göktedir" demek tevhid iken; sonraki dönemlerde "Allah göktedir" demek küfür kabul edildi.

İNSAN ALLAH'I ANLAYABİLİR Mİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.