Bütün gün işyerinde. Dış görev vardı gidemedim. Her gün yol yoruyor insanı. Klimanın önünde. Devlet Ana'nın omzumuza yüklediği zorunlu bazı kutsal işlerden sonra biraz Etyen Mahçupyan yaptım. Yıllardır takip ediyorum. Ülkede sayılı birkaç zekadan biri. Değerlendirmeleri, yorumları, tahlilleri, yaklaşımları zekice, orijinal ve sıradışı. Kulak veren kim? Ülkede aydının, entelektüelin, kendi zekasıyla düşünmeye ve sorgulamaya çalışanların kıymeti yerlerde. Bütün piyasa işgüzarların elinde.
Altay Cem Meriç ve Mustafa Öztürk tartışması. Mevzu İslam'da çocuk evliliği. Nisa Süresi 4. ayet bağlamında. Cem haddini bilmeyen bir hadsiz. Birkaç ay önce Ali Şeriati hakkındaki cahilane sözlerinden dolayı takibi bırakmıştım. İlk videoları daha sade ve samimi idi. Sonradan cıvıttı ve şirazeden çıktı. Takipçi ve şöhret sarhoşluğu. Her meseleye el attı. Mesleği hekim ama en girift, en netameli ilahiyat meselelerinde ahkam kesiyor. Kendince kutsal bir görev üstlenmiş: Ehl-i Sünnet müdafaası. Ama mezkûr meselede Ehl-i Sünnet ulemasını sanki pedofiliyi savunuyor derekesine düşürdü.
Talak 4. ayetin manası onların anladığı gibiyse dinden çıkarım dedi. Ne yazık ki Talak 4. ayet galip ihtimalle onların anladığı gibi. Demek ihtida ederken bu ayeti görmemiş. Yani islam'ı yeterince araştırmadan seçmiş İslam'ı. Dinden çıkmamak için ayete takla arttırıyor, işkence yapıyor. Hadi ayeti bir şekilde keyfince tevil ettin, konuyla alakalı yığınla rivayet, tefsir ve siyer malzemesine ne diyeceksin? Yoksa mealciler gibi hepsine bir çırpıda uydurulmuş mu diyeceksin? Öyleyse Ehl-i Sünnet kutsal müdafaası nerde kalıyor? Takipçi troller neredeyse müceddid yapacak çiçeği burnunda youtuberi. İlk kitabı "Peygamberliğin İspatı Haber Delili." Güzel bir kitap. Hayati bir konu. Vakti zamanında konuyla alakalı övücü bir yazı kaleme almıştım. Şöyle demiştim:
"Biz Müslümanların bir yaratıcıyı ispat etmek için çabalaması boşunadır. Çünkü akl-ı selim düşünen herkes bir yaratıcının varlığını kabul ediyor ve bizden önce Hıristiyan din adamları bu işi çok daha iyi yapmış bulunuyor. Asıl yapmamız gereken bu yaratıcının bizim inandığımız Allah olduğunu, peygamberler gönderdiğini, Kur'an'ı gönderdiğini, bu Kur'an'ın indirildiği günden günümüze kadar hiç değişmeden geldiğini, İslam'ın tek hakiki din olduğunu ispat etmek. Bunu gerçekten yapabilir miyiz, emin değilim. Bunu yaparsak kimse karşımızda duramaz. Kanaatimce ülkemizde bunu yapmaya çalışan tek kişi genç bir doktor olan Altay Cem Meriç. Ne kadar yapabiliyor, o bahs-i diğer."
Orada durmadı ama. Tek ben bilirim, Ehl-i Sünnet benden sorulur havalarına girdi. Son çıkışıyla Ehl-i Sünnet'e ihanet etti. Bütün ulemayı baypas etti. Kendi siperine kurşun sıktı. Kelamcı değil, fıkıhçı değil, felsefeci değil, İslam tarihçisi değil, entelektüel hiç değil. Bu alanları merak eden zeki bir araştırmacı sadece. Bir araştırmacı her meselede serd-i kelam edebilir ama ahkam kesemez. Hele uzmanlığı olmayan konularda. Eğildiği her meseleye tıpçı gözüyle bakıyor.
Mustafa Öztürk, doğru veya yanlış kendi alanında konuşuyor. "Cahiliyeden İslamiyet'e Kadın" isimli koca bir kitabı var. Uzmanlık alanı tefsir. Meal-tefsiri var. Bütün ömrünü bu işlere verdi. Böyle bir konuda Öztürk'le yarışamazsın. Zor duruma düşersin. Seni çiğ çiğ yer. Nitekim son videosunda öyle yaptı. Sadece Öztürk değil birlikte program yaptığın Ehl-i Sünnet hocaları da seni şiddetle kınıyor, cahillikle itham ediyor. İlim haddini bilmektir, bir yerde edebince oturmasını bilmektir. Bundan sonra işin zor gibi. Çünkü bindiğin dalı kesmeye başladın. O kadar takipçi ve trol hakikat için mi etrafında toplandı sanıyorsun?