İSLAMCILIK TALANCILIKTIR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugünlerde Sezai Karakoç okuyorum. Maziye sığınış. Manaya iltica. Teselli arayışları. Tutunma çabaları. Hatıralar'ın birinci cildi bitmek üzere. Çocukluk, Ergani, Ankara, üniversite, Mona Roza macerası, Şevket Eygi, Cemal Süreyya, Eşref Edip, Serdengeçti, Hüseyin Üzmez, Necip Fazıl, Malatya hadisesi. Necip Fazıl daima merkezde. Sezai, Necip Fazıl'a adamış bütün hayatını. Onun gölgesinde, onun yanında. Bambaşka bir rabıta var aralarında. Şiir dışında Sezai Karakoç'tan okuduğum tek kitap. Cemil Meriç soğutmuştu beni. Necip Fazıl ne kadar mücadeleci ve cevval ise Sezai Karakoç tam tersi mücadeleden uzak ve sakin. Tam bir derviş. 

Necip Fazıl'ın edebî duyuşları daha başka. Belki daha derin. Necip Fazıl duygu ve duyuş olarak bana çok daha yakın. Nedense İslamcılar Necip Fazıl'dan çok Sezai Karakoç'u tutarlar, üstat kabul ederler. Keşke Sezai Karakoç'un ahlaki duyarlılığının zerresini takip etselerdi. Bütün kutsalları kullandıkları gibi merhumu da her fırsatta kullandılar. Sezai Karakoç çok samimi, içten, dürüst, imanlı ve düz dünyalı bir insan. Hayatı boyunca kafası hiç karışmamış. Mizaç meselesi. Muhafazakar geleneğin en dürüst, en kıymetli sanatkarı. Sezai Karakoç'u okuduktan sonra diğerlerini okumak gereksiz. Hepsinin üstadı Sezai Karakoç çünkü. Sezai Karakoç'un üstadı ise Necip Fazıl. 

Fon krizi. Fon vurgunu. Din yerlerde, diyanet yerlerde, edep yerlerde, hukuk yerlerde, adalet yerlerde. İslamcılık talancılıktır. Namazlar zevk vermiyor. Dindarlığın tadı kalmadı. Önceden var mıydı? Yaşanan rezillikler karşısında cemaat ve tarikatlerden çıt yok. Nurcuların kanaat önderi mevkiindeki bir akademisyen yaşanan fon vurgunu ile ilgili akıllara ziyan bir açıklama yapmış. Kendince vurgunun failini bulmuş. Bu işin arkasında İsrail ve ABD varmış. Zavallılık. Yalakalığın ve yandaşlığın da bir sınırı olmalı. Korkarım cemaatin kahir ekseriyeti benzer kanaatte. Böyle olsa şaşırmam. Said Nursi'nin izzetli duruşuna mukabil bunların zilletini görünce sadece üzülüyor insan. Manevi bir miras bu kadar mı ayaklar altına alınır, bu kadar mı siyasi entrikalara alet edilir? 

İoanna Kuçuradi öldü. Ruhu şad olsun. Birkaç konuşmasını dinlemiştim. Soğuk gelmişti bana. Ahmet Arslan gibi zevkli ve derinlikli gelmedi. Bilhassa etik üzerine dedikleri dikkat çekiciydi. Vefatından sonra lehinde ve aleyhinde söylenenler hakkında Hasan Aydın hoca değerli bir yazı kaleme almış. "Kuçuradi'nin ardından: polemikler ve düşündürdükleri." Bu ülkede insan için, insan hakları için mücadele eden kim olursa olsun yalnızdır ve kıymetsizdir maalesef! 

Ahmet Arslan'ın Fatih Altaylı programı. Konu: dinin modern dünyadaki yeri. Keyifli bir sohbet. Din binlerce yıl faydalı ve gerekliydi. Şimdi artık işlevini yitirdi. Dinin yerini felsefe, sanat, edebiyat, hukuk aldı. Bunlar din ile birlikte binlerce yıldır var zaten. Emin değilim. Çünkü ihtiyaç devam ediyor. Din o kadar kapsamlı ki onun yerini hiçbir şey tam anlamıyla tutamaz. Yapay zeka hiçbir zaman doğal zekanın yerini tutamaz diyor. Bundan da emin değilim. Yakın bir gelecekte dünyanın yapay zekanın eline geçeceğini düşünüyorum. İnşaallah olmaz. Ahmet hoca çok iyimser ben o kadar iyimser değilim. En tanrı tanımazlar bile her gün tanrıyı konuşuyor. Tanrı bir parçamız, tanrı bir ihtiyaç, tanrı bir zaruret çünkü.

İSLAMCILIK TALANCILIKTIR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.