TÜRKİYE'NİN RUHU: CEMİL MERİÇ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ümit Meriç hanım'ın "Babam Cemil Meriç" kitabını tekrar okuyorum. Sağolsun yıllar önce imzalı göndermişti. Altını çizmediğim sayfa yok. Cemil Meriç'i Cemil Meriç'ten sonra en iyi anlatan kitap. Ümit hanım hayatını babasına adamış bir talihli. Babasının gören gözü, tutan eli oldu. Ne güzel bir hayat! 'Türkiye'nin Ruhu' Cemil Meriç gibi bir insanın evladı olmak. Ümit hanım ve ağabeyi Mahmut Ali'nin fedakarlıkları olmasaydı Cemil Meriç bu kadar şöhret sahibi olur muydu? Sanmıyorum. Bilhassa Ümit hanım'ın büyük fedakarlıkları. Kitap Cemil Meriç'e tutulmuş berrak bir ayna. Bugüne kadar Cemil Meriç hakkında çok kitap yazıldı ama hiçbiri onun kadar Cemil Meriç'e ayna olamadı. İnsanın bu hayatta Cemil Meriç gibi bir babası olduktan sonra başka ne isteyebilir ki! 'Düşüncenin Gökkuşağı' bir baba ve çevresinde düşünen bütün zekalar: Kemal Tahir, Necip Fazıl, Kerim Sadi, Murat Belge, Alev Alatlı, Atilla İlhan, İsmet Özel, İlber Ortaylı, Şerif Mardin, Hilmi Yavuz, Ali Bulaç, Yaşar Nuri Öztürk, Ömer Laçiner... Bugün tanıdığımız düşünce ve sanat insanlarının hemen hepsi onun rahle-i tedrisinden geçmiş insanlar. Bundan alâ bir saadet olabilir mi? 

Kendime ve çevreme bakıyorum, oturup ağlayasım geliyor. Entelektüel ilgi ve kültürel merak sıfır. Geçen İstanbul'a gittim. Ziyaret edebileceğim kimse yoktu. Mustafa Kutlu, İsmet Özel müsait değillerdi. Başka kim vardı? Cemil Meriç yaşarken şikayet ediyordu ama çok şanslı ve talihliydi. Zira ülkenin entelektüel ve kültürel hayatının tam ortasındaydı. Murat Belge, Cemil Meriç Türkiye'nin bütün meselelerinin ortasında oturan bir adam. Türkiye'nin sorunlarını düşündüğümüz zaman, Cemil Meriç'i düşünmüş oluruz. Ona baktığımız zaman kendimizi Türkiye'nin problematikler yumağının orta yerinde buluruz diyordu, haklı olarak. Cemil Meriç vefat ettiğinde ben on yaşındayım. Bugün hayatta olsaydı her türlü meşakkate katlanıp ziyaretine giderdim. Belki evinin yanına taşınırdım. Aynı şeyi üstad Said Nursi için de tereddütsüzce yapardım. Hayret ediyorum, Dücane Cündioğlu yaşarken defalarca üstadı ziyaret imkanı bulduğu halde ziyaretine gitmemiş. Gerekçesi ise ilgilendiği konuları sevmiyormuş. Sonra üstadı temellük etmek için hakkında üç kitap yazdı. Tasannu, tasannu. Her tarafından akan şey tasannu. Pişman mıdır? Sanmıyorum.

Günlük yazmak. Ne yaşadım? Neler yazayım? Zihin darmadağınık, paramparça. Gündem boktan. Uzaklaşmak imkansız. Ruh sağlığımı korumak için uzaklaşmak şart. Teknolojiden uzaklaşmak mümkün mü? Her tarafım sarılmış. Haberler, televizyon, sosyal medya. Beyni mahvediyor. Kıymet kalmadı. Okumanın, yazmanın, düşünmenin kıymeti kalmadı. Herkes konuşuyor. Herkes youtuber. Her şey normal artık. Çalmak, öldürmek, yalan söylemek hepsi normal. Normal olmayan bunları normal görmemek. Ayaklar baş, başlar ayak olmuş. İdealizm çoktan bitti. Realizm felaket. Dünyayı ve insanı tanıyınca tiksiniyorsunuz hepsinden. Milyarlarca galaksi hepsi insanoğlunun bu dünyadaki hırsı, işgüzarlığı, kepazeliği için mi? Bu kadar masraf bu lanet olası netice için mi? Eğer kainatın meyvesi insan ise yazık bu kâinata. Hala dürüst değilim, kendime sorular soramıyorum. Allah'a rağmen bütün bu rezillikler niçin? Teviller, teviller. Muhafazakarların anlayışsızlığı, nurcuların tahammülsüzlüğü. Ne söylersen söyle, uyanan yok. Kendin uyandı mı? Uyanmak ne? Karanlığa dik bakmak uyanmak. Ölüme dik bakmak. Neye sarılırsan sarıl, olmuyor. Hepsinde bir fluluk var.

TÜRKİYE'NİN RUHU: CEMİL MERİÇ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.