Şanlıurfa’da yüne adanmış bir ömür

Şanlıurfa’da yüne adanmış bir ömür

Kadim el sanatlarından keçecilik, endüstriyel üretim karşısında sessiz bir mücadele veriyor. Geleneksel yöntemlerle yapılan keçeden ürünler sıcak tutuyor ve uzun ömürlü. Ancak genç kuşakların ilgisinin azalması mesleğin geleceğini tehdit ediyor. Şanlıurfa’da ömrünü keçeciliğe adayan usta Ramazan Talaşlı, meslekteki yolculuğunu anlattı.

Şanlıurfa’da yüne adanmış bir ömür

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ÖZEL HABER - Anadolu’nun kadim geleneklerinden keçecilik, günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve fabrikasyon halıların ortaya çıkmasıyla etkisini kaybetmiş durumda. Bir zamanlar her çobanın sırtında, her evin başköşesinde bulunan keçe, artık sadece birkaç ustanın nasırlı ellerinde yaşıyor. 

Yüzyıllardır köylerden saraylara kadar uzanan bu zanaat, tokmak sesleriyle yankılanan atölyelerde şekillenirken, günümüzde giderek azalan üretim ve genç kuşakların ilgisizliği nedeniyle yok olmayla karşı karşıya.

KADİM MESLEK ŞANLIURFA’DA SON USTALARIN ELLERİNDE YAŞAMAYA ÇALIŞIYOR

Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesi Tarihi Çarşılar Bölgesinde keçecilik yapan 80 yaşındaki Ramazan Talaşlı,70 yıldır mesleğini icra ediyor.

Çocuk yaşta başladığı keçecilikte ömrünü geçiren Talaşlı, hem mesleğin zorluklarını hem de bugün geldiği noktayı anlattı.

Ustalığını Diyarbakır’da pekiştiren, Bulgaristan ve Rusya gibi ülkelerde mesleğini yapan Talaşlı, 1972’den bu yana kendi dükkanında çalışıyor.

Gazeteipekyol.com’a konuşan Talaşlı, ömrünü geçirdiği kadim mesleğinde bugünlere nasıl geldiğini anlattı.

TALAŞLI: ÖMRÜM KEÇECİLİKLE GEÇTİ AMA RAZIYIM

1956 yılında Hilvan’dan Şanlıurfa merkeze geldiklerini belirten Talaşlı, “Çırak olarak keçeciliğe başladım. Bir süre sonra kalfa oldum. Ustalığımı ise Diyarbakır’da bir keçeci ustanın yanında 4 yıl çalışarak aldım. Daha sonra birçok ilde çalıştım. Bulgaristan ve Rusya’ya kadar gittim. 1972’de yeniden Şanlıurfa’ya dönerek kendi dükkânımı açtım. Ömrüm keçecilikle geçti ama razıyım.” dedi.

Mesleğin artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Talaşlı,  “Keçecilik zor ve zahmetli bir iştir. Zamanın insanları kolaya kaçıyor. Bu dönemde üniversite bitiren iş bulamıyor ama kimse gelip bu mesleği öğrenmek istemiyor. Eski dönemlerde çok çırak yetiştirdim. Şimdi ise kimse merak etmiyor” ifadelerini kullandı.

“BİZDEN SONRA BU KADİM MESLEK BİTER”

Geçmişte makinelerin olmadığını ve işlerin tamamen el emeğiyle yapıldığını anlatan Talaşlı, “30 sene Sultan Hamamında göğsümüzle keçeye vururduk. O kadar çok çalışıyorduk ki göğsümüzde yaralar açılırdı. Aradan yıllar geçti, hala izleri duruyor. El emeği çok zor bir meslek. Şimdi teknoloji gelişti ama el işi keçe bir başkadır. Keçe sıcaklığı sever. Naylon ya da pamuk kabul etmez. Yüzde 100 yün olur. Çoban keçesi yapıyoruz. Çoban sabaha kadar açık alanda kalsa üşümez. Eskiden aşiret odalarında keçe serilirdi. Bel fıtığı olanlar gelip keçe alırdı. Üzerinde sırt üstü uzanan faydasını görür. Artık ben de yaşlandım. Çırak yetişmiyor. Bizden sonra bu kadim meslek biter” diye konuştu.

Şanlıurfa’da yüne adanmış bir ömür

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.