AK Parti Genel Merkez Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkan Yardımcısı ve 24. Dönem Şanlıurfa Milletvekili Prof. Dr. Abdulkerim Gök, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, TBMM'de 467 milletvekilinin kabul oyuyla ortaya çıkan iradenin, 2013 yılında yürütülen çözüm sürecindeki yaklaşımla örtüştüğünü belirtti.
Gök, 2013 yılında meselenin çözüm adresinin siyaset, hukuk ve TBMM olduğunu savunduklarını hatırlatarak, o dönemde TBMM'de kurulan Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Komisyonu'nda Başkanvekili olarak görev yaptığını ifade etti.
“SAVUNDUĞUMUZ YAKLAŞIMIN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERMEKTE”
Gök, 2013 yılında meselenin çözüm adresinin siyaset, hukuk ve TBMM olduğunu savunduklarını hatırlatarak, “Meclisi’nde 467 milletvekilimizin kabul oyuyla ortaya çıkan güçlü irade, beni 2013 yılında yürüttüğümüz çalışmalara götürüyor. Biz o gün de bu meselenin çözüm adresinin *siyaset, hukuk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi* olduğunu söylüyorduk. Bugün Meclisimizin geniş bir mutabakatla ortaya koyduğu irade, o dönemde savunduğumuz yaklaşımın önemini bir kez daha göstermektedir. 2013 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlığı döneminde çözüm konusundaki kararlılığını; *“Baldıran zehri içmekse, biz o baldıran zehrini de içeriz. Yeter ki bu ülkeye huzur gelsin, refah gelsin.”* sözleriyle ortaya koymuştu. Aynı dönemde TBMM’de kurulan *Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Komisyonu’nda Başkanvekili olarak* görev yaptım. Çalışmalarımız sonucunda hazırladığımız kapsamlı raporu TBMM’ye sunduk.” dedi.
“GEÇEN 12 YILI AŞKIN SÜRE YALNIZCA TAKVİM YAPRAKLARINDAN İBARET DEĞİLDİR”
Hazırladıkları kapsamlı raporu TBMM'ye sunduklarını belirten Gök, ardından 35 ilde düzenlenen konferans ve toplantılarla toplumsal barışın önemini ve çözümün demokratik siyaset ile hukuk içerisinde aranması gerektiğini vatandaşlarla paylaştıklarını aktararak şunları kaydetti:
“Ardından 35 ilimizde düzenlediğimiz konferans ve toplantılarla raporu, toplumsal barışın önemini ve çözümün demokratik siyaset ile hukuk içerisinde aranması gerektiğini vatandaşlarımızla paylaştık. Bugün geriye baktığımızda, o dönemde hazırlanan raporların, yapılan toplantıların ve ortaya konulan iradenin meyvelerini verdiğini görmek kıymetlidir. O günlerde atılacak adımların Türkiye’yi zayıflatacağı, devletimizin zarar göreceği, milli birlik ve beraberliğimizin yara alacağı yönünde ağır söylemler üretildi. Bugün ise TBMM *467 oyla tarihi bir irade* ortaya koymuştur. Ne devletimiz zayıfladı ne milletimizin birliği ortadan kalktı ne de Türkiye yolundan döndü. Tam tersine; mesele Meclisin iradesi ve hukuk içerisinde ele alındığında devletimizin gücü ve milletimizin ortak iradesi daha görünür hale gelmiştir. Terörün devam ettiği her yıl; yeni acılar, yeni güvenlik maliyetleri, yeni toplumsal yaralar ve kalkınmadan eksilen kaynaklar anlamına geldi. Geçen 12 yılı aşkın süre yalnızca takvim yapraklarından ibaret değildir. Kaybettiğimiz insanlarımız, acısı dinmeyen ailelerimiz, güvenliğe ayrılmak zorunda kalan kaynaklarımız ve geciken yatırımlarımız var.”
TÜRKİYE’NİN KAYBETTİĞİ ZAMANI KİMSE GERİ GETİREMEZ.
Gök , açıklamasının devamında şunları belirtti:
"Bugünden 2013’e baktığımızda yaşananları yalnızca “o gün şartlar farklıydı” diyerek geçiştirmek mümkün değildir. Siyasi hesaplarla korku üreten ve çözüm ihtimalini peşinen mahkûm eden yaklaşımlar Türkiye’ye zaman kaybettirmiştir. Ancak bugün geçmiş üzerinden yeni bir kutuplaşma oluşturmanın değil, önümüzdeki tarihi fırsatı kalıcı hale getirmenin zamanıdır. Geç oldu; artık güç olmasın. Türkiye’nin önüne yeniden duvar örmeyelim. Bu ülkenin kaybedecek bir 12 yılı daha yok."
“MİLLETİMİZİN ORTAK İRADESİYLE TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNİ KALICI HALE GETİRMELİYİZ”
Gök, "Türkiye'nin kaybettiği zamanı kimse geri getiremez" diyerek, siyasi hesaplarla korku üreten ve çözüm ihtimalini peşinen mahkûm eden yaklaşımların Türkiye'ye zaman kaybettirdiğini savunarak, şu ifadelere yer verdi:
“Çocuklarımız terörü değil teknolojiyi; gençlerimiz çatışmayı değil bilimi, sanatı, yapay zekâyı, üretimi ve ihracatı konuşsun. Türkiye, enerjisini artık bilimde, eğitimde, tarımda, sanayide ve teknolojide daha güçlü olmak için kullansın.2013’te ortaya konulan iradenin önemi bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdogan’ın liderliğinde, milletimizin ortak iradesiyle Terörsüz Türkiye hedefini kalıcı hale getirmeliyiz. Evlatlarımıza huzurun, kardeşliğin ve güçlü bir geleceğin hâkim olduğu bir Türkiye bırakmalıyız. Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimize bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri olacaktır. “


0 Yorum