Şanlıurfa’da Osmanlı’dan kalan zanaatın son ustası: Benden sonra kimse yok

Şanlıurfa’da Osmanlı’dan kalan zanaatın son ustası: Benden sonra kimse yok

Şanlıurfa’da keçecilik mesleği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tarihi Sipahi Pazarının son keçe ustası Abdülkerim Dörtbudak, Osmanlı’dan günümüze uzanan el emeği zanaatını ayakta tutmaya çalışıyor.

Şanlıurfa’da Osmanlı’dan kalan zanaatın son ustası: Benden sonra kimse yok

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Haberlerimizi Google'da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

ÖZEL HABER I Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Tarihi Çarşılar Bölgesi, geçmişten günümüze uzanan geleneksel el sanatlarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Tarihi Sipahi Pazarında keçe dikimi ve satışı yapan Abdülkerim Dörtbudak ise kentte giderek azalan keçecilik mesleğini yaşatmaya çalışıyor.

Yaklaşık 15 yıldır keçecilik yaptığını belirten Dörtbudak, dükkanında bulunan ürünlerin tamamını kendi elleriyle hazırladığını söyledi.

Keçeciliğin Osmanlı dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Dörtbudak, geçmişte keçelerin özellikle savaş alanlarında da kullanıldığını belirtti.

DÖRTBUDAK: HEPSİ KENDİ EMEĞİM VE GÖZ NURUM

Keçe dikimi ve eski keçelerin onarımını yaptığını anlatan Dörtbudak, “15 senedir keçecilik yapıyorum. Keçe dikimi ve eski keçelerin dikimini yapıyorum. Dükkanımdaki keçelerin hepsini ben yapıyorum. Kendi emeğim ve göz nurumdur. Bu ürünler hamam keçesidir. Keçeciliğin Osmanlı zamanına dayanan bir geçmişi var. Keçeler Osmanlı zamanında yeniçeriler üzerinde yapılıyormuş. Keçeler kurşun geçirmez. Ok ve kılıç gibi savaş aletleri keçelere tesir etmez. Yılan ve akrep gibi zehirli hayvanlar keçelere yaklaşamaz.” dedi.

“URFA’DA ARTIK HAMAM DA KEÇECİ DE KALMADI”

Keçenin geçmişte farklı amaçlarla kullanıldığını dile getiren Dörtbudak, günümüzde ise mesleğin eski günlerinden uzaklaştığını söyleyerek, “Keçeciliğin Osmanlı zamanına dayanan bir geçmişi var. Keçeler Osmanlı zamanında yeniçeriler üzerinde yapılıyormuş. Keçeler kurşun geçirmez. Ok ve kılıç gibi savaş aletleri keçelere tesir etmez. Yılan ve akrep gibi zehirli hayvanlar keçelere yaklaşamaz. Bu yüzden genellikle çobanlar kıyafetlerinde tercih ederler. Zehirli hayvanların keçelere yaklaşamamasının sebebi, keçenin tüyden oluşmasıdır” diye konuştu.

Şanlıurfa’da keçeciliğin giderek kaybolduğunu belirten Dörtbudak, “Urfa’da artık hamam da kalmadı, keçeci de kalmadı. Şu anda keçe ürünleri makineyle yapılıyor. Makine keçesi de iyidir ama değerini verirsen iyi olur. El emeği olan keçe ürünleri, makine keçesine göre daha pahalıdır. Eski olmasına rağmen el emeği keçe daha pahalıdır” ifadelerini kullandı.

ESKİ KÖYLERDEN KEÇE TOPLUYOR

Üretimde kullandığı keçeleri eski köylerden satın aldığını aktaran Dörtbudak, bu ürünleri yeniden işleyerek kullanıma kazandırdığına vurgu yaparak, “El emeği olan keçe ürünleri, makine keçesine göre daha pahalıdır. Eski olmasına rağmen el emeği keçe daha pahalıdır. Kullandığım, yaptığım keçeleri eski köylerden satın alıyorum ve dikimini yapıyorum. Keçeden şark odası takımı yapanlar da var.” diye konuştu.

Mesleğin geleceği konusunda endişeli olduğunu dile getiren Dörtbudak, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Çırak bizim mesleğimizde yetişmiyor maalesef. Benden sonra bu tezgahın çevrileceğine inancım yok. Mesleğimiz unutulmaya yüz tutmuş bir meslek. İki sene önce siparişlerden ben dükkanın içerisine giremiyordum. Şimdi dikimini yapacak ürün bulamıyorum. Günümüzde Urfa’da bunun dikimini yapan bir tek ben kaldım. Keçe üzerinde yatılması bel fıtığı hastaları için şifa kaynağıdır ki doktorlar da öneriyor. Keçe vücuttaki elektriği aldığı için insanlara sağlık sıhhat sağlıyor. Keçenin üzerinde yarım saatlik uykun, sana beş saat uyumuşsun gibi hissettirir.” 

Şanlıurfa’da Osmanlı’dan kalan zanaatın son ustası: Benden sonra kimse yok
reklam alanı

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.