Biraz İsrafil Balcı dinledim. Konu: farz namazların rekat sayısı. Bütün farz namazların rekat sayısının iki olduğunu söylüyor. Getirdiği deliller bol, mukni ve makul. Sayının dörde çıkması Hz. Ömer devrinde. Hz. Peygamber vefat edene kadar farz namazları iki rekat olarak kılmış. Sonraki iki ilave farz değil, nafile. İslam tarihinde alimlerin üzerinde ittifak ettiği hemen hemen hiçbir husus yok. Bütün meseleler ihtilaflı. Dibine indikçe ihtilaf derinleşiyor.
Bütün evrenleri, felekleri, kâinatı yaratan ve yaşatan kurban olduğum Allah, gönderdiği son kitapta: "Ey iman edenler! namaz günde beş vakittir: sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı. Rekat sayısı ise dörttür veya ikidir. Bunları yapmak kadın ve erkek üzerinize farzdır" şeklinde açıkça yazsaydı bütün bu ihtilaflar bitmez miydi? Hemen her konu hakkında bu kadar ihtilafın ve çekişmenin olması kurban olduğum Allah'ın muğlak ve müphem konuşması değil mi? Neden müphem ve muğlak konuşuyor, net, açık ve berrak konuşmuyor? Gerçi hikmetinden sual olunmaz ama. Akıl ister istemez sual ediyor işte.
İsrafil Balcı paylaşımı beklemediğim kadar ilgi gördü. Otuz binin üzerinde görüntüleme ve yüzlerce yorum aldı. İlk defa bir paylaşımım bu kadar etkileşim alıyor. Sebebini anlayamadım. İsrafil Balcı sevdiğim ve takip ettiğim bir ilahiyatçı değil. Çünkü ilgilendiği konular ve bilhassa üslubu hoşuma gitmiyor. Maden filmini izledim. Başrollerde Cüneyt Arkın ve Tarık Akan var. 1978 yapımı. Yönetmen bilebildiğim kadarıyla Yılmaz Güney. Maden işçilerinin yaşadığı trajediyi anlatıyor. Günümüzde aynı trajedi devam ediyor. Yılmaz Güney'in bütün filmleri güzel. Hemen hepsinde sosyal ve siyasal eleştiriler var. Onun için çoğu yıllarca yasaklanmış.
Eski Türkiye tam bir kabus. Yeni Türkiye çok mu farklı. Yenisi eskisinden daha kabus belki. Yine de eskiye dönmek istemiyor insan. Sahi bu Türkiye neden düzelmiyor? Çöpçüler Kralı ve Kapıcılar Kralı Kemal Sunal merhumun iki şaheseri. Eski Türkiye her şeyiyle var. Ya Davacı filmi? Türkiye'deki hukukun geldiği yeri anlatıyor. Değişen bir şey yok. Hele Zübük. Aziz Nesin'in şaheseri. Ortadoğu toplumlarının berrak bir aynası. Kemal Sunal tam bir zübükzade rolünü oynuyor. Bir kelimeyle muhteşem. Yol filmi Yılmaz Güney'in. Başrolde Tarık Akan var. Kürtlerin yaşadığı dramı konu alıyor. Yıllarca yasaklı kalmış. Duvar filmi hakeza.
Türk sineması toplumsal ve siyasal eleştiriler bakımından çok başarılı ama modern bireyin sorunları yok. Özellikle bireyin egzistansiyel sorunları. Gerçi toplumda birey yok. Hala yok. Bu gidişle olmayacak gibi. Hemen her gün Terminatör, Devlerin Aşkı, Dila Hanım, Murat ve Nazlı filmlerinin müziğini dinliyorum. Farklı dünyalara gidiyorum. Hayali bir insanım. Kendimi bir türlü bu dünyaya ait hissetmedim.
12 Mayıs'ta İstanbul Esenler Belediyesi'nde Cemil Meriç'i anma programı var. Konuşmacı olarak davet ettiler. Moderatör Ümit Meriç hanım. Memnuniyetle kabul ettim. Kitabın kerameti. Son zamanlarda fena fi'l Cemil Meriç oldum. Her yerde onu anlatıyorum, her yerde onu görüyorum. Çok seviyorum ama gölgesinde kalmak giran geliyor bana. Bütünüyle Cemil Meriç olamam. Olmam gerekmiyor, olmak da istemiyorum. Kendim olmak istiyorum. Bütünüyle kendim. Sadece kendim.