KARDEŞ KATLİ VE DİĞERLERİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

"Yıldırım Beyazıt on kardeşini öldürttü.

Çelebi Mehmet kardeşi İsa'yı öldürttü.

2. Murat kardeşi Mustafa'yı öldürttü, diğer kardeşlerin gözüne mil çektirtti.

Fatih kundaktaki kardeşi Ahmet'i boğdurdu.

Yavuz tüm akrabalarını öldürttü. 

3. Murat 5 kardeşini öldürttü.

3. Mehmet 19 kardeşini öldürttü." 

Gerekçe: bekayı devlet. Sonuç: devlet çöktü, bitti, tarihten silindi. İnsani, İslami, vicdani, ahlaki hangi açıdan bakarsak bakalım bunun adı cinayettir, zulümdür, barbarlıktır.

*

Bazı entelektüeller hakikatin üstündeymiş gibi konuşuyorlar. Bir nevi ego patlaması veya had bilmezlik bu. Ne kadar büyük olursak olalım, hakikatin altındayız ve hakikat bizden daha büyüktür. Onun için en sahici konuşmalar hakikatin altında ve hakikate saygı duyularak yapılan konuşmalardır.

*

Cemil Meriç üzerine Ümit Meriç yazdı, Mahmut Ali Meriç yazdı, Ergün Göze yazdı, Ahmet Kabaklı yazdı, Halil Açıkgöz yazdı, Mustafa Armağan yazdı, Ahmet Turan Alkan yazdı, Dücane Cündioğlu yazdı, Hüsamettin Arslan yazdı, Sıdık Akbayır yazdı ve en son ben yazdım. Bütün bunlara gerek var mıydı? Bazı yazarlar vardır, kendilerini kimseye ihtiyaç bırakmayacak şekilde anlatmışlar. Said Nursi, Necip Fazıl ve Cemil Meriç gibi. Haklarında ne yazılırsa yazılsın kendi yazdıkları haklarında yazılanlardan çok daha fazla okunuyor. Mesela Said Nursi hakkında yazılan kitaplar risalelerin yüzde biri kadar bile okunmuyor. Çünkü böyle yazarlar vekil istemiyor, ayine istiyor sadece.

*

Kitap okuyacak dikkat ve takat yok. En fazla bir deneme okuyabiliyorum. Roman hiç. Zaman kaybı. Zaman bütünüyle kayıp zaten. Boş sohbetler, televizyon, yeme, içme, lavabo arasında kayıp giden bir zaman. Bayağı şeyleri yazmaya ne lüzum var? Bütün hayat bayağı, bütün hayatlar bayağı. Sürünüyoruz, yuvarlanıyoruz, katlanıyoruz. Kitap, ibadet, çocuk, aile, din, para, ideoloji, sanat sürünürken tutunmaya çalıştığımız bazı dallar. Bizi ne kadar tutabiliyorlar, bilinmez. Hepsinin sonu ejderhanın ağzına düşüş. 

*

Biraz müzik. Klasik, nostalji. Biraz video. Karışık, siyasi, edebî ve felsefi. Ciaron, Tolstoy, Camus, Schopenhauer. Anlamsızlık. Ölüme davetiye. Yaşamdan tiksinme. Halsizlik. Bakışlarda bulanıklık. Yorgunluk. Bahar yorgunluğu. Yaşamının yorgunluğu. Görüş bozukluğu. Net görememe. Gözlüğün yetersizliği. Biyolojik belirtiler. Çocukluk, gençlik, yaşlılık. Sevinç. Hayatın motivasyonu hazlarda değil, anlamdadır. Anlam biterse motivasyon biter. Hangi anlam? Fark eder mi? Hepsi eşit anlamların. Anlam da kayboluyor bazen. Anlama olan güven de. Hazlar hayatı taşıyamıyor. Anlam hiç taşıyamıyor. Yuvarlanmak. Döngünün sonsuzluğu. Şikayetin gereksizliği. Bekleyiş. Bir davet, meclis, konuşmalar, gülüşmeler, dağılmalar. 

Namaz, jimnastik, kültürfizik. Beden için aynı. Tanrılar susamışlardı. Övgüye doymuyorlardı. Övgü, övgü, övgü... Mutlak kemalde ve cemalde olan bir varlık için bu kadar övgünün manası ne? Bu kadar övgüyü talep etmenin anlamı ne? Evet büyüksün, tek büyüksün, biricik büyüksün, yegane büyüksün, sonsuz büyüksün, ezeli büyüksün, ebedi büyüksün. Büyüksün, büyüksün, büyüksün... Bir defa söylemek neden yetmiyor? Binlerce yıldır milyonlarca ağızdan, milyonlarca defa söylenmesi senin büyüklüğüne ne katıyor veya senin büyüklüğünden ne alıyor? Bu kadar övgü talebi bir ihtiyacın, bir zaafın emaresi değil mi? Ve sen bütün bunlardan münezzeh olan Süphan değil misin? "Lâ yüs'ele binlerce sual olsa da kurbân; İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!"

KARDEŞ KATLİ VE DİĞERLERİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.