Şanlıurfa siyasetindeki düzene eleştirel bir ses: Yetki ağabeyde, bedel teşkılatta!

Siyasette ağabeylik sistemine eleştirilerde bulunan Şair-Yazar Süleyman Deveci, bu sistemin Şanlıurfa'da sahada yankı bulmadığını yazdı

Şanlıurfa siyasetindeki düzene eleştirel bir ses: Yetki ağabeyde, bedel teşkılatta!

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şanlıurfa gündeminde erken seçim ve kentin yeni ağabeyi kim olacak soruları varken, Şanlıurfalı Şair-Yazar Süleyman Deveci konuya farklı bir çerçeve çizdi.

“Ağabeylik Mekanizması ve Siyasi Tıkanma” başlığı ile gündeme dair bir açıklama yapan Deveci, ağabeylik kültürünün masum bir tecrübe aktarımından çıkarak parti hafızasını, kurumsal aklı ve parti içi demokrasiyi zedeleyen fiilî bir vesayet düzenine dönüştüğünü söyledi. Şanlıurfa'da bu sistemin sahada olumlu bir karlışık bulmadığını rakamlarla gözler önüne serdi. Sisteme dair eleştirilerde bulunan Deveci, “Partinin kurumsal yapıları varken, neden belirleyici olan ağabeyliktir?” diye sordu. Asıl tartışmanın ise 'şehrin ağabeyi kim olmalı’ sorusu üzerinden değil ‘şehrin ağabeyliği’ adı altında kurulan düzen üzerinden yapılması gerektiğini savundu. 

Açıklamalarıyla bu düzene farklı bir bakışı geliştiren Deveci, “Siyasette başarı; bir ağabeyin ya da ağabeyin etrafında kümelenen üç-beş kişinin tek başına belirleyici olduğu kişisel kanaatlerden değil, teşkilatın emeğinden, ortak akıldan ve kurumsal hafızadan beslenir” diyerek önemli mesajlar verdi.

İşte Şanlıurfa siyasetinde de belirleyici etkiye sahip ağabeylik düzenine karşı kaleme alınan o açıklama:

“AĞABEYLİĞİN SEÇİMDE KAZANDIRDIĞINA DAİR BİR TABLO YOK”

"Yıllardır birçok partide kararlar, şehri tanıyıp tanımamasından bağımsız olarak, bir “ağabey” figürünün etrafında kümelenmiş üç-beş kişi tarafından alınmakta; teşkilatlar bilinçli biçimde devre dışı bırakılmaktadır. Sorun, ağabeyin kimliği ya da nereli olduğu değil; karar alma süreçlerinin kurumsal mekanizmalar yerine kişisel ve denetimsiz bir otorite alanına teslim edilmesidir. Bu anlayış, aday belirleme süreçlerinden saha çalışmalarına kadar uzanan geniş bir alanda teşkilat iradesini işlevsiz kılmaktadır.

Ağabeylik kurumu, siyasetin halkla içli dışlı olma vasfını boğan bir yapıya dönüşmüş durumdadır. Bugün gelinen noktada bu sistemin neredeyse her ilde fiilen uygulandığı görülmektedir. Öyle ki, söz konusu ilin “ağabeyini” aşabilecek, onu dengeleyebilecek hiçbir güce alan bırakılmamaktadır.

Üstelik bu ağabeylik düzeninin seçim kazandırdığına dair ikna edici bir tablo da yoktur. Aksine, rakamlar dikkat çekicidir. Mesela 2007 genel seçimlerinde Urfa’nın milletvekili sayısı 11 iken AK Parti 9 milletvekili çıkarmıştır. Son genel seçimlerde milletvekili sayısı 14’e yükselmesine rağmen kazanılan sandalye sayısı 8’de kalmıştır.

Ancak asıl çarpıcı tablo yerel seçimlerde ortaya çıkmıştır. Son yerel seçimlerde, AK Parti’nin Urfa’da büyükşehir belediyesi dâhil olmak üzere 10 belediyeyi kaybetmesi, bu tablonun bir istisna değil; uzun süredir uygulanan ağabeylik merkezli siyaset anlayışının sahadaki kaçınılmaz sonucu olduğunu açık biçimde göstermiştir.

“AĞABEYLİĞİN ETKİSİ GENİŞLEDİKÇE TEŞKILATIN ENERJİSİ ZAYIFLAR”

Ağabeyliğin parti içindeki etki alanı genişledikçe, teşkilatların sahadaki enerjisi zayıflamakta; gönüllülük yerini isteksizliğe, siyasal heyecan yerini yorgunluğa bırakmaktadır. Çünkü sahada çalışan herkes bilmektedir ki, ne kadar emek verilirse verilsin, nihai kararlar çoğu zaman teşkilatların ya da genel merkezin kurumsal süreçleriyle değil; ağabeyin ve onun etrafında kümelenen üç-beş kişinin kanaatleriyle şekillenmektedir.

Aynı zamanda bu sistem; teşkilat mensupları genel merkezdeki “karnelerini” güçlendirmek için sahanın tozunu, dumanını yutarken, kimi insanların mensubu, hatta üyesi bile olmadığı bir partide bırakın emek vermeyi, bir çayını dahi içmemiş olmalarına rağmen çeşitli kanal, referans ya da argümanlarla ağabeylik müessesesinin dar çevresine seçim arifesinde ulaşabildiğini ve hiçbir emek ortaya koymadan aday listelerinde kendilerine yer bulabildiklerini göstermektedir. Ve bunların sayısı hiç de az değildir.
Bu tablo ise teşkilatların moralini, motivasyonunu ve enerjisini ciddi biçimde düşürmekte; mensuplarını emek verdikleri partide kendilerine dair bir gelecek göremez hâle getirmektedir.

Bu farkındalık, teşkilat mensuplarını şu sorularla baş başa bırakmaktadır:
Teşkilatların görüşü alınmıyorsa bu kadar çalışma neden yapılıyor?
Partinin kurumsal yapıları varken, neden belirleyici olan ağabeyliktir?
Aday listeleri hazırlanırken neden teşkilatların ve tabanın iradesi değil, ağabeyliğin tercihleri esas alınmaktadır?
Emek ve fedakârlık neden kişisel otoriteler karşısında görünmez hâle gelmektedir?
Dikkate alınmayacağı bilinen temayül yoklamaları için, binlerce teşkilat mensubu neden ilçelerden binbir zahmetle oy kullanmak üzere şehir merkezlerine taşınmak zorunda bırakılmaktadır?

“YETKİ AĞABEYLİKTE, BEDEL TEŞKILATTA”

Bu sorular çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmese de, teşkilatların hafızasında derin izler bırakmaktadır. Sessizlik, rıza değildir; çoğu zaman yalnızca kişisel siyasi geleceğe dair umudu tamamen yitirmemek için gösterilen bir sabır hâlidir.

Daha da çarpıcı olan şudur: Aday listelerinde yapılan yanlış tercihler seçim mağlubiyetleriyle sonuçlandığında, sorumluluk ağabeyliğe değil; sahada çalışan teşkilatlara yüklenmektedir. Yetki ağabeylikte kalırken, bedel teşkilata ödetilmektedir. Bu adaletsiz denge, partileri içten içe zayıflatmaktadır.

Bu nedenle tartışılması gereken konu, ‘şehrin ağabeyi kim olmalı’ sorusu değildir. Asıl mesele, ‘şehrin ağabeyliği’ adı altında kurulan bu gayriresmî ve denetimsiz güç alanıdır. Bu alan sınırlandırılmadan, parti hafızası kurumsallaştırılmadan ve parti içi demokrasi gerçek anlamda işletilmeden, siyasal başarının kalıcı olması mümkün değildir.

Siyasette başarı; bir ağabeyin ya da ağabeyin etrafında kümelenen üç-beş kişinin tek başına belirleyici olduğu kişisel kanaatlerden değil, teşkilatın emeğinden, ortak akıldan ve kurumsal hafızadan beslenir. Bunun dışındaki her yol, partileri aynı kısır döngüye mahkûm etmeye devam edecektir."

Şanlıurfa siyasetindeki düzene eleştirel bir ses: Yetki ağabeyde, bedel teşkılatta!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.