SONBAHAR VE İHTİYARLIK

 

Sonbahar iyice etkisini hissettirmeye başladı. Yüksek kesimlerde kar yağışı haberleri geliyor. Gece serinliği soğuk bir havaya, gündüz de yerini serinliğe bıraktı. Yavaş yavaş ağaç yaprakları sararıyor. Soğuk hava diğer yöreleri etkisi altına aldı. Yaz boyu sıcaklarla boğuşan Şanlıurfa’nın bundan payı serinliktir.

Yöremizde sonbahar yılın en güzel mevsimidir. Rahatsız edici sıcakların yerini tatlı bir serinlik aldığı gibi, en güzel, lezzetli nimetlerin de harmanı durumundadır. Kur’an-ı Kerim’de sıkça söz edilerek dikkat çekilen üzüm ve nar gibi meyvelerin en olgun olduğu, lezzetin doruğa çıktığı zamandır. Ancak sonbaharın bir de hüzünlendirici yüzü vardır. Güzel bağ ve bahçelerin, nazenin bitki ve hayvanların, dondurucu ve ürkütücü kış korkusundan sararıp solduğu, ayrılıkların başladığı bir mevsimdir sonbahar.

Ölüm ve kıyameti andıran kış mevsimi yaklaştıkça insan, ağaç, bitki ve hayvanlarda hummalı bir çalışma, bir hazırlık göze çarpmaktadır. Kışın ağır soğuklarını haber veren sonbahar serinliği, tüm canlılarda bir hiss-i kable’l vuku’ çeşidinden kışa karşı uyararak hazırlığa sevk ediyor. İnsanlar, kışlık giyecekler, isot, reçel, kurutmalıklar gibi çeşitli hazırlıklarla meşgul iken, ağaçlar ve bitkiler de bir sevk-i ilahî ile nesillerinin devamını sağlayacak tohum ve çekirdeklerini olgunlaştırma çabası içine girerler.

İnsanın ihtiyarlık devresi sonbahara benzer. Dünyadan ayrılığın yaklaştığını hissettirmesinin yanı sıra, lezzetlerin kendisini terk etmesi, bir kısım ibadetleri bile yapamayacak kadar güçsüzleşmesi, çeşitli rahatsızlıkların başlaması gibi haller, sonbahardaki ayrılık hüznünü andıran keyif kaçırıcı yüzüdür.

Ancak bu yönüyle değil, güzel yüzüyle ihtiyarlığa bakmak lazımdır. Bu mevsimde tüm nimetlerin olgunlaşması misali, ihtiyarlık da çocukluktan beri elde edilen bilgi ve tecrübelerin tam bir olgunluğa eriştiği bir dönemdir. Kur’an ışığında kalmak şartıyla bilgi, düşünce, fikir ve tüm davranışların en doğru ve olgun duruma geldiği aşama ihtiyarlıktır. “Hayırlı olanı seçmek” anlamındaki bu kelimenin “hayr” kökünden gelmesi, belirttiğimiz duruma işaret etmesi açısından çok manidardır.

Fiziki ve bedensel güç açısından gençlikten çok daha aşağıda olan ihtiyarlık, aklî tecrübe ve olgunluk yönünden ömrün zirvesi durumundadır. Tin Suresinde gençlik ve ihtiyarlığa şöyle işaret edilmektedir: “İncire, zeytine, Sina dağına ve bu güvenli beldeye yemin olsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik. Ancak iman edip Salih amel işleyenler bundan müstesnadır, onlar için kesintisiz bir ücret vardır.” (Tin, 1-6) “en güzel biçimde” anlamındaki “Ahsen-i takvim” sözüyle gençliğe, “aşağıların aşağısı” anlamındaki “esfel-i safilîn” sözüyle ihtiyarlığa işaret ettiği tefsirlerde açıklanmıştır. Ancak iman edip Salih ameller işleyenler bu aşağıların aşağısından tenzih edilerek onlar için kesintisiz bir ücret olduğu vurgulanmaktadır.

Belağat, yemin ile yeminin cevabı arasında bir ilişki olmasını gerektirir. Tefsir uzmanları, bu surenin “incir ve zeytine yemin”le başlaması, yeminden sonra söylenen ve yeminin cevabı olan ifadede büyük etkileri olduğuna dikkat çekmeye yönelik olduğunu belirtmişlerdir. Buna göre, en güzel biçimde yaratılan insanın bu sıhhat ve güzel suretini sürdürmesinde incir ve zeytin etkilidir. Vücudun güzelliği maddi ve manevi yönden sağlıklı olmasındadır. Çünkü beden ya da ruh sağlığı bozulan insan “Ahsen-i takvim” ile ifade edilen güzel suretini kaybetmiş olur. İhtiyarlıkta beden, bir kısım işlevlerini kaybeder, çeşitli rahatsızlıklara maruz kalır; hafıza, kavrama gibi manevi bir takım fonksiyonlarını da kaybedebilir. Yakınlarından, hatta çocuklarından bile merhamet görmez bir duruma düşer. Böylelikle “esfel-i safilîn” tabir edilen bir sefilliğe duçar olur. Günümüzde Huzurevlerinden yükselen huzursuz iniltiler bunun örnekleridir.

İhtiyarlığa kadar ömrünü iman ve amel-i salih içinde geçiren kimse, yakınlarından bile merhamet görmese de Yüce Allah’ın merhameti ona kâfidir. “Kesintisiz ücret” ifadesiyle, yapmak istediği ama gücünü aşan ibadetleri ve hayırlı amelleri işlemiş sayacağına işaret etmektedir. Gücü varken işlediği ama ihtiyarlığı nedeniyle yapamadığı amelleri kesintisiz kabul eden bir merhametin kapsamı içindedir.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.